Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1071
 

Kulak çınlaması...

Kulak çınlaması...
 

Yeter ki kulağımı çınlatan bir dostun olsun. Kulağımda borazan çalmasına bile razıyım.


Bundan birkaç gün önceydi... Akşam 6 - 7 suları... Ofisimde oturmuş, o gün bitirmem gereken işlerime son rötuşları yapmaktaydım. İşlerimi doğru ve dikkatli bir biçimde yapabilmem için, çok sakin kalmam gerekiyordu üstelik...  Ama birden telefonum çalmaya başladı, acı acı...

Zırrrr! Zirrrrr! Telefonumun ısrarından, çalışındaki titreyişten, arayanın  çok önemli biri olduğu besbelliydi... Telefonumun gürültüsü gittikçe artmaktaydı... Zırrrr! Zırrrrr! Zır da zır, zır zır da zır zır... Daha fazla dayanamadım. Attım elimi telefona:

- Buyrun ben Cem... Gülen Adam...

Arayan kişi: Cem bey, ben Milliyet Blog'tan falanca kişiyim. Telefonunuzu da blogtaki falanca arkadaşımdan aldım.

- Aaaa! Beni aramanıza çok sevindim. Buyrun... Benden bir isteğiniz mi var? Sizi dinliyorum.

- Cem bey bi de şu " kulak çınlaması " meselesine bir el atsanız diyorum.

- Hayrola hanfendi? Kulaklarınızda bir sorun mu var? Bunun için beni değil, bir kulak -  burun - boğaz uzmanını aramanız lazım...

Blogdaşım uzun uzun gülüyor telefonda...

- Hah! Hah! Hah! İlahi Cem bey! Size boşuna Gülen Adam dememişler!

 Ben şaşkın şaşkın ne olduğunu anlamaya çalışırken, nazik hanımefendi durumu anlamamı sağladı.

- Şimdi Cem bey!

- Buyrun hanımefendi... Sizi dinliyorum.

- Dedimki kendi kendime " Yaa bu Cem bey, aklına ne gelirse, çok rahat, çok akıcı bir biçimde yazıyor nasıl olsa... Ee, bu aralar sipariş üzerine yazı yazmaya da başladı!... Yani yazı yazma konusunda gemiyi iyice azıya aldı! bu aralar kendisi madem... Bari şu " kulak çınlaması " işini de söyliyeyim de, onu da yazıversin bizler için bari, o akıcı, o rahat anlatış ve yazış biçimiyle..."

- Meselenin aslını şimdi anladım hanımefendi... Yazıyı şimdi mi, sonra mı yazayım? Nasıl yazmam gerektiği konusunda da bana bir emriniz, ne bileyim, bir ricanız var mı acaba?

- Estafurullah Cem beyciğim... Sizin, yazılarınıza dışardan yapılmak istenen müdahalelere karşı ne kadar hassas, ne kadar karşı, ne kadar mesafeli olduğunuzu zaten hepimiz biliyoruz. Siz yazınızı kendi akışına bırakın. Bırakın gitsin yazınız, her zamanki gibi... O şekilde yazdığınız yazılar, çok daha keyifli, çok daha hoş oluyor efendim.

- Anladım hanımefendi... Söyleyeceğiniz başka bir şey yoksa eğer, ben hemen yazıma başlamak istiyorum izniniz olursa...

- Tabi, tabi Cem beycim... Siz keyfinize, yazacağınız yazıya bakın. Ben hemen telefonu kapatırım.

Efendim Kulak çınlamasııııı....

Kulak çınlaması, halk arasında çok yaygın bir inanıştır bildiğin gibi, güzel okuyucum... Hani, kulaklarında bir uğuldama, alışık olmadığın bir ses tınlaması oluştuğunda insan: " Yine hangi sevdiğim andı beni acaba? " diye geçirir ya içinden...

Kulak çınlaması denen şey, kalp kalbe olmanın, empati yapabilmenin bir başka şeklidir; en kestirmeden söylemek gerekirse... Kulak çınlaması, sevginin sınır tanımazlığının en güzel kanıtlarından biridir bence. Can cana, kan kana, kalp kalbe olmanın, en güzel ifade ediliş biçimidir kulak çınlaması...

Sevginin mesafe tanımayışıdır kulak çınlayışı... İnsanımın iyiye, güzele, olumluya olan açlığı, bir iki candan söz duymaya olan ihtiyacının, en açık dişa vuruluş biçimidir kulak çınlaması...

Bazen de tam tersi gelir insanın aklına... Gergin, keyifsiz, nane molla olduğunda insan, hep olumsuz, hep kötü şeyler geli, her kulağı çınladığında; insanın fikrine...

Ama ben, iyimser, pozitif hayat anlayışım gereği, kulak çınlamasını, kulaklarımın çınlamasını hep hayra yorarım elimden geldiğince....

Şu anda da, yazımı okuyan sizler  " Amma da uzattın bu yazını haaaa! Bağla artık şu yazıyı, bağla Allah aşkına! ... " diye kulaklarımı çınlattığınızdan!, inim inim inlettiğinizden!  yazıma burada son vermek istiyorum izninizle... Başka bir yazımda daha detaylı bir şekilde değineceğim " kulak çınlaması " meselesine, biraz da olsa renkli bir bakış açısı katabilmişimdir inşallah.

Bu sorumun en doğru cevabınıysa, en iyi ve en doğru şekilde, yazıyı benden rica eden arkadaşımızla sizler verebilirsiniz bence.

Son soruma cevap vermeyi sakın ihmal etmeyin haaaa! Hadi bana eyvallah! Ben kaçtım. Kalın sağlıcakla... Bir sonraki yazımda buluşmak üzere...

Not: Yazıda kullanılan görsel www.sosyalmekan.net adresinden alınmıştır.

 

meltem berk bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

siparişleri bi tek ben veriyorum sanıyodum cem bey siz telepati ye inanırmısınız aynı anda aynı şeyleri düşünmek yada yapmak gibi yada tamda onu söylycktm der gibi kulak çınlaması ile başladıysanız telepati ile devam edersiniz diye düşünüyorum ...

savas barka 
 19.07.2012 18:01
Cevap :
İlk vakit bulduğumda " telepati " konusunu da yazarım. Siz hiç merak etmeyin. Sizi mi kırıcam? Sizi kıracağıma, kafamı kırarım; daha iyi! Cemce sevgilerimle...  19.07.2012 23:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1681
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster