Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
249
 

Kule günlüğü / Kınama

Kule günlüğü / Kınama
 

1) Ülkemizde, topraklarımızda, en doğal ve en güzel biçimde üretildiği halde, malum dışarıdan yığınla besin maddeleri, yiyecekler ve içecekler ithal etmekteyiz. Son olarak, marketlerin raflarında dikkatimi çeken, Armutlu Gazoz oldu. İnceledim. Fayrouz ismiyle, Yunanistan’da üretilmiş … Peki bizim armutlarımızın, bizim gazozlarımızın neyi eksik ? Dışa açılım, serbest piyasa ekonomisi, ticaret özgürlüğü, Avrupa’ya jest adı altında, kendi ürünlerimize hakaret eder gibi, sanki çok yaşamsal bir maddeymiş gibi, bunların getirilip tüketime sunulması, daha açık ifadeyle: Halka dayatılması, ayıp ve saygısızlıktır. Rahatsız oldum. Geçmişte güzel bir sloganımız vardı. Yerli malı, yurdun malı. Herkes onu kullanmalı diye. Eski yöneticilerimiz, geri kafalı mıydı, kendi ürünlerimizi kullanmamızı önerirlerken ? Hayır. Şimdi kendi kendimizi batırmaya çalışmakla ne kazanıyoruz, nasıl bir zevk duyuyoruz merak ediyorum ? Bu nasıl bir mantık ? Yunanistan hiç bir zaman dostumuz olmadı bizim. Keşke olsaydı … Saygılı bir komşumuz değildir. Uluslar arası alanda sürekli aleyhimizde çalıştı ve çalışıyor.

2) Gün geliyor, büyük bir ağacın dallarından biri, içinden hastalanması ya da şiddetli fırtına nedeniyle kırılıyor. Kırılma anında, çevreye zarar verebiliyor. Bu olayın ardından, ağacın diğer sağlam dalları, motorlu testereyle ama acımasızca kesiliyor. Kesim biçimine dikkatle bakılırsa, ağacın cezalandırıldığı kolayca anlaşılabilir. Bu durum hiç kimsenin umurunda bile değil. Oysa ağacın kalan dalları güzeldi, sağlamdı ve daha uzun yıllar dayanabilirdi. Bunları düşünen kim ? Ormancılar, çevreciler nerede ? Elinde karanfillerle dolaşmayı seven, sözde duyarlı insanlar nerede ? Yaşayan bir ağacın, çürük damgasıyla, abartılı budanması, uzunca bir kütüğe dönüştürülmesi, dolayısıyla soğuklarda kurumaya terk edilmesi, bir vicdansızlık örneği. İnsanların saldırısına, tecavüzüne uğrayan ağaçlar, utanç heykelleri gibi suskun duruyorlar. Kesenlerin sonlarını birlikte göreceğimizden kuşkum yok. Göreceğiz … Rahmetli babam: Oğlum, ölmeyen görür derdi …


3) Maddi olanakları geniş bazı ailelerin, bazı gençlerin, yüksek miktarlarda paralar ödeyip, dış ülkelerden getirilen bir köpeği satın almalarında amaç, hayvan sevgisi filan değil. Çevrelerine karşı, fiziği ilginç, canlı oyuncaklarla görünme isteği. Aynı emeği ve sevgiyi, sokaklarımızdan alacakları sevimli bir köpeğe vermiş olsalar, mutlaka o hayvandan da sadakat, sıcaklık ve sevgi görecekler. Bütün hayvanlar, bakışlarıyla, davranışlarıyla bunu anlatmaya çalışıyorlar. İlgi bekliyorlar çağımızın duyarsız - kör insanından. Hayvan, gerçekten sevildiği için beslenmeli, hobi olarak değil, zevk aracı olarak değil.


Hüküm Süren Hastalıklar başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıda, çoğu hastalıkları atladığıma üzüldüm.

Bu gibi bencillikleri, bu gibi saçmalıkları, bu gibi zavallılıkları kınıyorum …

Lanet olsun demeyeceğim. Allah belalarını versin demeyeceğim.

Her şey ortada. Biz buyuz yani … Tüketici, katledici ve sahteci …

BİR GRUP

TOPLUMCU - YURTSEVER

DOĞASEVER - HAYVANSEVER

VE İNCE RUHLU GENÇ ADINA

Şair CLAUDIUS

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 29
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 307
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

İzninizle hayatıma dair satır başlarını aşağıda sunuyorum. Yolunuz düşerse günün birinde beklerim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster