Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
3536
 

Kurbağa prens ya da aşkın hayali

Kurbağa prens ya da aşkın hayali
 

Mitler ve masallar, bize yüzyıllar hatta binyıllar öncesinden bilinen kimi şeyleri değişik sembollerle getiren harika kültür aktarıcılarıdır. Aşk üzerine daha başka yazacaklarım da tabii ki var ancak onlar daha sonra gelecek… Şimdi sıra kurbağa prenste; yada diğer bir değişle aşkın hayalinde…

Masal bu ya herkesin bildiği, bir prenses vardır aşkı arayan… ve beyaz atlı prensini aramaktadır… bir kurbağa çıkar karşısına ve onu öpmesini ister… prenses de kurbağayı öpünce kurbağa prens kötü cadının sihrinden kurtularak gerçek bir prense dönüşür ve prensesin aşkı olur… ve prensesle prens mutlu ve mesut olurlar… bizlerde çıkarız kerevetine…

Birde arkasından bir prensesin gerçek prensini buluncaya kadar, birçok kurbağayı öpmesinden bahsedilir…

Bunun için masalda öpülmesi gereken şeyin neden kurbağa olduğuna bakmak gerekir… Neden başka bir hayvancık değil de kurbağa???

İşin aslı bir çeşit kurbağanın cilt salgılarının hallüsinojen (hayal gördürücü) olmasıdır… ve bu çeşidin kolay kolay bilinmemesidir…

Eğer bir kişi tabiatta uyuşturucu (dilimizde bilinç değiştiricilerinin genel adı olduğu için kullanıyorum) olarak arandığında da bu çeşit kurbağayı bulabilmek için oldukça uğraş vermek ve değişik değişik kurbağaları öpmek daha doğrusu yalamak gerekmekte ki gerekli hallüsinojen etkili kurbağa bulunabilsin…

Masalın anlattığı içerisinde aşka bakacak olursak da bize söylenen, “prens” yani aşk yoktur; bu sadece sanrıdan ibarettir… Gerçek aşkı ancak hayallerimizde görebiliriz… Aşkı arayarak sadece bir hayalin peşinde koşarız… Olmayan bir şeyin peşinden gideriz…

Ancak insanda hayal ettiği müddetçe yaşar diye başka bir sözümüz daha var…

Zor bir karar nereye doğru yol almaya karar vermek galiba…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Masallardaki aşklar hep güzel...fakat mutluluk sonrasını bilmiyoruz..acaba aşkları devammı etmiş.ama bırakalım aşkı masallardaki gibi güzel analım...gerçek aşkın olduğuna bende inanıyorum ama anlamadığım aşk, aşk diye bukadar insan bağırırken neden aşkın ortada olmadığı...aşkı yaratan da yokedende bizler değilmiyiz....aşk herzaman iki kişilik olmaz bazen yalnızda yaşarsın aşkı......

Güler 
 05.07.2007 19:00
Cevap :
Aşk zaten tek kişilik... İki kişinin aşkı karşılıklı olarak çarpıştığında ise masallardaki aşk geliyor... Aşk niye ortada yok sorusuna en iyi cevap -kim olduğunu hatırlamılyorum ama bizden bir yazar söyledi- "Aşkın yazılı tarihi yoktur!!!" Yani var olan şey dışarıya söylenmeden sessiz ama sonuna kadar yaşanıyor ;) Sevgiyle...  05.07.2007 23:37
 

Birbirlerine delice aşık olan iki kişi bile aslında kendi realitesinde ki aşkı yaşar. Ve benzerlikler olsa da, herbirinin aşk dediği; aslında ötekinden farklı, herbirinin yakında olsa hissettiği; diğerinden başkadır. Elinizdeki reçetede :"Aşık olmalısın" yazıyor ve dere kenarında geziniyorsanız karşınıza elbette kurbağlar çıkacak ve sizde bir prenses edasıyla onlara yanaşıp tekrar prens olma şansını onlara bahşetme sevdasında olacaksınız....Ehh bu kadar prens ve prenses olma sevdalısı varsa etrafta; bu manzarada kaçınılmaz olacak dediğiniz gibi ...tamamı aslında bir kandırmacadan ibarette olsa(en başta vebelki de sadece kendimizi) Harika bir yazı ve tamamen katılıyorum.... Sevgi ve ışıkla, Ayna

Ayna 
 13.04.2007 8:19
Cevap :
Evet bu kadın diye erkek kendisini kandırırken, evet bu erkek diye kadının kendisini aynı anda kandırmasını bekliyoruz belkide??? O zaman 2 işteş kandırmaca, 2 eksinin çarpımının artı vermesi gibi, belki gerçeği verecek... kim bilir??? (Erkek-erkek, kadın-kadın işteşliğine girmedim, ama saygımla, unutulmuş saymasın kimse... ) Sevgiyle...  13.04.2007 20:40
 

karşılıklı olan aşk hakkında ne düşünüyorsun? o zamanda bir sanrı mıdır sence?zaten aslında herkes kendi beyninde yarattığı kişiye aşık olmuyor mu bir anlamda ya da seviyor ya da nefret ediyor artık ne hissediyorsa, herşey beyninde değiil mi?aşık olduğunda beynin psikolojik rahatsızlık yaşadığımız zamanlarda salgıladığı şeyin aynısını salgıladığını okumuştum bir yerlerde.. rahatsızlık hali bile olsa ççookk güzel birşey bence... birde masallarla ilgili şunu merak ediyorum acaba küçükken bu kadar masal dinlemeseydik evlilik fikrine bu kadar sıcak bakabilir miydik?sonsuza kadar mutlu yaşamışlar...masallar hep evlendiklerinde biter,sonrasını anlatan bir masal duydunuz mu hiç? masalların ve türk filmlerinn olmadığı bir dünyada daha mı gerçekçi olurduk ne dersiniz:))

Özge ÇETİNKAYA 
 12.01.2007 10:00
Cevap :
Ben karşılıklı aşka inanıyorum ama herkesin kendi imgelemine aşık olduğu şeklinde, aynı aşkın 2 kişiyle yaşanmasına inanmıyorum. Buna sen de değinmişsin zaten. Delilik ile aşkın birbirine gitmesi ise tamamen bir gerçek. ama dediğin gibi çok da zevkli... Yanağında eriyen kar tanesini aşık olduğun insanın öpücüğü zannedip kafanı o tarafa çevirmenin zevkini herhangi bir bedelle satın alamazsın :)))) Masallar semboller üzerine yazılmış bir çeşit mitolojiler esasında. Onlar olmasaydı da bir kişiyle beraber hayat geçirmek isteği olacaktı bence. Masallar söylemiyor ki sevdiğinin kucağında huzur bul diye :) Evlenirler ama sonsuza kadar da mutlu yaşarlar, bizde çıkarız kerevetine diye bitiyor eksik düşünce. Bu arada Türk filmleri gerçek hayattan alınma ben bunu biliyorum. Ayrıca Masallar gibi olmasa da gerçek ve ömür buyu süren sevgiler de var demem gerekiyor. Gül dikeni hikayesinin kahramanının oğluyla konuşurken "Baban Annenden başka kadın mı tanıdı? sözü de bunu kanıtlıyor gibi. Sevgiyle...  12.01.2007 13:08
 

evet aşk diye bişey yok, fakat gercek seven var

ekoruyucu 
 03.12.2006 11:11
Cevap :
Aşk da sevgi de var... Sadece aşk tamamen bireysel iken sevgi paylaşılabiliyor... Paylaşılabilecek insanlar ise var... Bunlardan birisiyle karşılaşmak gerekiyor galiba ;)  03.12.2006 17:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 1880
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İnsanın kendisini anlatması zor. Beykoz, Saint Benoit, Psikolog. Bu kadar... Detay gerekiyors..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster