Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '06

 
Kategori
Bilişim
 

Küresel rekabet

Küresel rekabet
 

Geçmişte çok işe yaramış davranış biçimlerinin gelecekte işlemeyeceğini görüyoruz; işler somutla bütünleşik sanal bir dünyadan oluşuyor.

Değerli Milliyet Okuyucusu; gelişmekte olan ülkelerde rekabet fiyata dayalıdır, aynı üründen farklı firmalar üretirler ve ürün farklılığını fiyat ile sağlamaya çabalarlar. Bir banka kredi oranını düşürürse diğer banka da benzer bir indirime gider; bir GSM operatörü ek özellik duyurduğunda hemen ardından diğerleri aynısını yapar. Bugünlerde fiyat ve promosyon rekabetini tüm alternatif kanallarda da sıkça görüyoruz. Gelişmekte olan ülkeyiz ya, bunları yaşayacağız. Asla yaşamak zorunda değiliz, biz sadece Türkiye içinde bir iş yapış şekli düşünmemeliyiz, amaç küresel rekabet.

Tarihten ibret almak lazım!
Tarihten bir örnek vereyim; Roma İmparatorluğu. İtalya’ya gidenleriniz varsa tüm yolların Roma’ya çıktığını görmüşsünüzdür, Roma İmparatorluğu döneminde ticaretin gelişmesi için yapılmış çok stratejik bir hamledir tüm şehirlerden yolları Roma’ya bağlayarak ticareti Roma’da toplamak. Ama ilginç bir sonuç doğurmuştur bu hareket, bu işten daha yüksek geliri elde eden Roma halkı değil diğer ülke ticaret adamları olmuştur., çünkü ellerinde ürünlerini satabilecekleri bir potansiyel tüketici olan Roma halkı vardır. Ticaret potansiyelini arttırmak için tüm yollar Roma’ya çıkarken, Roma halkı tüketicinin kendisi olmuştur. Aynı durum günümüzde bir fırsat olarak bizlere sunulmuştur, Amerika internet ile sanal bir ticaret ağının temellerini atmıştır, ne kadar da İtalya’daki yollara benziyor. Ama günümüzde bu sanal yolların birçoğu Amerikan halkına ürün sunan diğer ülke ticaret adamları tarafından kullanılmaktadır. İşte Türkiye için fırsat, geçmişte gelişmekte olan ülkeler sınıfında bizi pazar olarak gören birçok ülkeye biz tedarikçi konumundayız. Hem de ürünlerimizi sanal yollarla onlara sunarken gümrük, vergi, vize gibi resmi işlemlerle uğraşmadan aracısız olarak.

Tamam stratejilerimi internet üzerine kuracağım, peki ama hangi sektörde? Her ülkenin mutlaka kendi sektör liderliğini yakaladığı ürünleri bulunmaktadır. Bunlar ülkemizde tekstil ve beyaz eşya olarak görünse de konuya bu açıdan bakmak hatalı olacaktır. Bir ülke küresel bir rekabette başarılı olmak istiyorsa her alanda yarışa girmelidir, ben bu işte daha iyiyim diye bir konu söz konusu değildir. Biz tekstilde iyiyiz diyerek, tarım sektörünü bir kenara mı bırakacağız, bunu yapamayız. Teknolojinin verdiği tüm avantajları kullanarak her alanda küresel rekabet avantajlarımızı geliştirebiliriz. Ben inanıyorum ki, organik tarımı Türkiye’de uygulayan ve küresel pazara ürünler sunabilecek şirketler inanılmaz büyük rakamlara oynayacaktır. Bu yazıyı okuyan birçok bilişimcinin tarlalara koşar gibi olduğunu hissetmeye başladım bile.

Geleceğe yatırım yapmak çok (mu) zor!
Birçok alanda iş dalına sahip holding şirketleri internete de balıklama atlamışlardır. Oysa küresel rekabette sadece en uzman olduğunuz ve stratejik avantajınızın olduğu en fazla beş alanda pazarda olmalısınız. Özellikle Türkiye özel sektör açılımları hala aile şirketlerinin elinde olduğu için bunun yaşayan örneklerini biraz başımızı kaldırıp etrafımıza baktığımızda görebiliyoruz. Bu yatırımların da başarıya ulaşma şansları vardır ama asla tek başına bir kişinin yapabileceği bir internet işinin şansından fazla değil. Küresel rekabet tam anlamıyla internet ile hayat buluyor, sanayi devriminden sonra en ciddi ilahi kader bu olsa gerek, şaka bir yana sınırların ortadan kalktığı bir dünyada bizi gerçekten tutan birşey yok.

Geleceği düşünerek hareket etmek gerçekten ülkemizde çok zor çünkü biz inanılmaz düzensiz kur artışlarının veya durağanlığının olduğu, enflasyon rakamlarının bir türlü düzen tutturamadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bunların sonucu olarak geleceğe yatırım yapmak oldukça zor gelebilir, ama biz internet dünyasında fiziki altyapılara yatırım yapmıyoruz, bilgiye yatırım yapıyoruz. Internette bir işletme kurmaktan kolay ne var günümüzde bir alan adı alın ve hemen ardından web bulundurma servisi işte bitti, küresel rekabete hazırsınız. Tabi ki stratejileriniz sayesinde hazır olacaksınız ve bunlar sizin geleceğe yatırım yapmanıza engel değil. Ben bu yüzden interneti çok seviyorum.

Katma Değerli Üretim
İlaç şirketlerinde gelir vergiler çıktıktan sonra neredeyse yüzde 24 civarında bir ortalamaya sahiptir. Bilişim sektörü içerisinde yer alan donanım satışlarına baktığımızdaysa bu rakam yüzde 1’lere kadar düşmüş durumdadır. Peki fark nereden kaynaklanmaktadır? Bir ilaç şirketi ilacı üretebilmek için lisans ve telif işlemlerini halletmeli kısaca bir buluş yapmalıdır. Yaptığı ilaç özünde sıfır maliyete sahiptir, fikirden oluşur ve ardından kimyasallar biraraya gelir ve ilacı oluşturur, bu iş araştırma geliştirme işidir. Diğer taraftan donanım işinde ise firmalar uzak doğudan gelen ürünleri birebir satın almakta ve pazarlamaktadırlar, üretim bunun neresinde? Bu yüzden gelir ancak katma değerli hizmetlerden sağlanabilmektedir. Bunun da yüzdesi üretim yapan ve ürünün telifini elinde bulunduran bir sektör kadar olmayacaktır. Neden bu örneği verdim, çünkü yazılım sektörü maliyetin sıfır olduğu bir sektör; bilgi birikiminiz ve araştırma deneyiminiz sizin sermayeniz. Alın size küresel rekabet için en güzel ürün. Diğer yandan unutmamak lazım ki, yazılım 1 ve 0’lardan oluşuyor ve ne zaman ki internet üzerinden çalıştırılabilir hale geldi, gümrük kapılarından geçmeden küresel alana sunulmuş bir ürün var elimizde.

Oyunu durduramazsınız!
Gelişmekte olan ülkelerde birçok firma kendi rekabet avantajlarını korumak ister ve bunun için elinden gelen her yola başvurur. İlk adım çoğunlukla yasalar ile rekabetin önünü kesmektir. Şunu bilmek gerekiyor ki, bir şirket işini bırakıp siyasi hedefler koyarsa kendine, rakiplerinin onun rekabet avantajını ezmesi için çok iyi bir fırsat sunacaktır. Çünkü internet rekabetin sınır tanımadığı bir ortamdır, bir kategoride lider olmak için ilk olmak size çok büyük avantaj sağlayacaktır. Hükümete gidiyorum, yardım isteyeceğim diyenler yok olmaya mahkum olacaklardır, bu huylarından vazgeçmedikleri sürece.

Internet sayesinde önemli olan bir endüstride gerçekleşebilecek değişikliklere uyum sağlamak değil, endüstrinizin geleceğini kendi isteğiniz doğrultusunda şekillendirebilmektir. Günümüzde endüstrinin bizi sürüklemesine izin vermemeliyiz, biz akıntıya yön veren olmalıyız.

Uzak doğu ülkeleri kötü birşey yapmışlardır, kopyalama alışkanlık yapar. Tayvan’da neredeyse yeni bir ürün geliştirilememektedir, çünkü kopyalamaktan üretim yapamaz hale gelmiştir endüstri. Aynı şey internet için de geçerlidir, yapılanı taklit etmek bir rekabet avantajı olmayacaktır. Diğer yandan amaç Hindistan gibi ucuz yazılım üretmek de olmamalıdır, amaç kaliteli yazılım üretmek ve bunları doğru rakamlarda pozisyonlamak olmalıdır. Neden? Bu çok kritik bir soru aslında; düşünün bir ülkenin refahı nasıl artar? Üretimi arttırarak mı, ihracatı arttırarak mı, bence ikisi de değil. Önemli olan verimliliği arttırmaktır, Verimlilik yatırım yapılmış sermayenin değeridir, bizler bir günde çok değer üretebiliriz. Daha somut yaklaşacak olursak çalışanlara daha yüksek ücret ödeyebiliriz çünkü verimliliğimiz artmıştır, ancak bunun sonucu olarak ülkenin refahı artacaktır. Çünkü toplumun gelir düzeyinin yükselmesi ülke refahının en somut göstergesidir. Verimlilik ve değer dediğimizde ise aklımıza ilk olarak yüksek kaliteli, benzersiz ürünler ve hizmetler sunabilen bir sistemden bahsediyoruz. Hemen sevdiğim bir örneği vereyim.

Ah bir ayakkabı üretsek;
Örneğimiz ayakkabılar, bu örneği Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen liderlik eğitiminde verdim. Herkes bir an şaşırdı çünkü gelen kişiler bilişim dünyasındandılar, kötü bir bakış belirdi. Bilirsiniz ayakkabı sıkıcıdır, düşük bir teknoloji ürünüdür. Katılımcıların yüzünde biyoteknolojiden konuşalım, mobil araçlardan konuşalım, quantum fiziğinden konuşalım bakışlarını görür gibi oldum. İtalyan ayakkabıları mükemmel bir örnek, nasıl mı? Fiyatları çok yüksek çünkü tasarımı güzel, özellikleri güzel, pazarlaması iyi ve en önemlisi markası çok iyi. Ve bu ayakkabılar 400 Euro ortalamayla satılıyor. Bu da şu sonucu doğuruyor, İtalyan halkının refahı artıyor çünkü yüksek ücretlerle satılan bu ürünleri yapan işçiler de, firma sahipleri de daha fazla kazanıyorlar. İtalyanlar gibi ayakkabı yapabilirsek zengin oluruz diyeceğim ama tabi ki bu çok basit bir örnek. İtalya yılda 5 milyar Euro ayakkabı ihracatı yapıyor, biz Türkiye’de 3 milyar Euro ayakkabı ihracatı yapabiliyor olsak fena mı olurdu? Böylelikle çalışanlara daha fazla gelir sağlanır ve ülkenin geliri artmaz mıydı? Aynı fırsatlar ve daha fazlası internet ile burnumuzun ucunda bize bakıyor. Yapmamız gereken elimizdeki fırsatları görebilmek, bunun için de tek yapmamız gereken rekabet edebileceğimiz sektörü belirleyip küresel pazara saldırmamız olacaktır.

 
Toplam blog
: 7
: 3517
Kayıt tarihi
: 19.09.06
 
 

Netron Institute of Technology şirket ortağı olarak şirketi yönetmektedir. CIO El Kitabı ve ASP.NET ..