Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '11

 
Kategori
Trafik
Okunma Sayısı
778
 

Kurtboğazı isale hattı tamamlandı, hayırlı olsun!

Kurtboğazı isale hattı tamamlandı, hayırlı olsun!
 

Kaynak: http://gundem.milliyet.com.tr/ankara-kara-teslim-oldu/gundem/gundemdetay/09.03.2011/1361934/


Radyoda kara teslim olmuş, sinirleri boşalmış bir ses müjdeyi veriyordu: Kurtboğazı isale hattı tamamlandı, hayırlı olsun! Sesin sahibi 70 bin kişiye aynı anda "EVET'li" iftar veren, Ankara Festivali'nde sevilen sanatçılarımız İsmail Türüt'ü, Işın Karaca'yı halkımızla buluşturan, "hiperaktif" Uygur Kardeşler ile sahne oyunlarına iştirak halkımızın "sempatisini" kazanan belediye başkanımız değil, kar muhalefeti ile iki-üç saattir yolda, evi ile işi arasında kalmış bir genç idi; doğal akışına bırakılmış bir sinir boşalması yaşıyordu! 

Kar yağacağı nerede ise bir haftadır iletişim araçları ile duyuruluyor, yağışın yoğunluğu hakkındaki bilgiler devamlı yenileniyordu. Bu duruma hazırlıklı olmak yerine, her gün geçerli olan idare-i maslahat (Eng.: Business as Usual, BAU) geçerli idi karla uyandığımız 08.03.2011 (Salı) günü. Olağan bir hafta içi günü olan Salı gününde, Ankara sabahının yüzbinlerce yolcusundan sadece birisi olan ben de 120 Konutkent - Ulus otobüsünü bekliyor idim; hafif yokuş olan durağımıza gelen otobüs güçlükle durunca akşam dönüşünün nasıl olacağı konusunda kaygı ile otobüse bindim. Bütün gün yağan kar, akşam zirve saatlerinde (17:00-19:00) yolları nerede ise kilitlemiş, Kuğulu Park ile Kocatepe Camii arası 15-20 dakikalık yolculuk 3 saate kadar çıkmıştır. Sabahki kaygım gerçekleşti; eve saat 23:00 sularında varabildim. Çünkü akşam saatlerinde durağa doğru giderken önümden geçen 119 Kızılay - Konutkent otobüsündeki kapılara dayanan omuzlar bir müddet daha beklemem gerektiğini tavsiye ediyor idi; biz de öyle yaptık. Notumuzu hemen düşelim: olağan günlerde sıkça rastladığımız, fiyatları konusunda "kayırılan" özel işletmeciler ise ortalıklarda görünmüyorlardı. Çünkü ne değiştirilmiş süspansiyonları, ne fren sistemleri, ne küçük tekerlekleri, ne de yükseltilmiş kasaları bu tür havalar için uygun idi. Trafikten ya da servisten gönüllü muafiyet ölümlü kazaları önlemiştir. 

Bir yerel yönetimin görevleri arasında öncelikleri belirleme lüksünün bu kadar keyfiyete bırakılması ve sadece seçim ile bunun kontrolü sanırım vur patlasın çal oynasın eğlencenin, bedava yemenin içmenin dozunun kaçırılmasına sebep veriyor. Önceliklerimiz arasında, çok büyük hasarlar verebilen ama olasılığı çok az olan riskler zor da olsa yer bulabiliyor (normal olarak listenin yukarı sıralarında deprem yer almaktadır). Peki mevsimsel olarak tekrar eden kar, ya da (küresel ısınma sonucu) son yıllarda sıkça rastladığımız kısa sürelerde yoğun yağmur yağışı , ya da iki üç haftayı bulabilen sıçak hava dalgaları ne tür bir listede yer almaktadır. 

Her ne kadar Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda geçen " doğal afetlerle ilgili plânlamaları ve diğer hazırlıkları büyükşehir ölçeğinde yapmak; gerektiğinde diğer afet bölgelerine araç, gereç ve malzeme desteği vermek; itfaiye ve acil yardım hizmetlerini yürütmek" görevler yerinde duruyor ise de yoğun kar yağışı ile yaşadığımız acziyet ve çaresizliğimizi, arabalarımızın altında nasıl takacağımızı bilmediğimiz zincirlerimizi binbir zahmetle lastiklere geçirmeye çalışırken yerel yönetimimizi tam anlamı ile sorumlu tutmak istemem. Lakin merkezi hükümete bağlı, illlerde valinin başkanlığında faaliyet gösteren Afet ve Acil Durum Merkezleri " yurtiçinde ve yurtdışında meydana gelen afet ve acil durumlara ulusal ve yerel düzeyde müdahalenin ve buna ilişkin hazırlık faaliyetlerinin etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesine" yönelik kurulmuşlardır. Yine de her iki kurum ve yetkililerinin iki günlük faaliyetlerine baktığımızda kendilerini sorumlu hissettiklerini zannetmiyorum. Gelin suçluyu aramak gibi "ülkemizde nafile uğraş" yerine, kar yağışı gibi olağanüstü durumlara karşı şehrimiz nasıl hazırlıklı olmalıdır sorusuna cevap arayalım. Sorunu sadece kentsel ulaşım açısından ele almak dünkü düştüğümüz durum ile daha uyumlu diye düşünüyorum. 

Riskli durumlara karşı bir şehrin bağışıklık sistemi çeşitlilik ile birebir ilişkilidir. Uzun dönemde bir şehrin ulaşım sistemini çeşitlendirmediğimiz, alternatifleri arttırmadığımız zaman risklere karşı olan duyarlığımızı hiç bir zaman azaltamayız. Alternatiften kastımız, sadece ulaşım türlerini değil, altyapıyı da içermektedir. Bu kritere göre, kar yağışı karşısında arabalarını almayanların yegane alternatifinin yine lastik tekerlekli otobüs ya da minibüslerin olması bir zaafiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Metropolitan alanın genel bölgeleri arasındaki ulaşımı sürekli kılacak altyapının kurulması tercihten öte (kar yağışında ortaya çıkan acziyet ve meydana gelen zararlar düşünülünce) bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında bu tespitimiz afet ve acil durumlarda karşısındaki anlayışımızın da değişmesi gerektiğini, olaya odaklı bir afet ve acil yardımdan öteye sisteme dayalı bir afet ve acil yardımın kurgulanması gerektiğini bize göstermektedir. 

Bu durumda, genel ulaşım sisteminin lastik tekerlekli altyapısında herhangi bir aksama olması durumu karşısında, raylı ve kablolu insan taşıma sistemleri karşımıza bir zorunluluk olarak çıkmaktadır. Diğer yandan, lastik tekerlekli toplu taşımanın yapıldığı önemli hatlarda da izli, (zemini farklı) özel yolların yapılması da aynı şekilde zorunluluk olarak çıkmaktadır karşımıza. Olağan zamanlarda rahat, güvenli bir toplu taşım sistemi içinde zorunluluk olan bu ulaşım sistemleri olağandışı zamanlarda birer can simidi olabilmektedir. Lakin sistemin olağandışı zamanlarda bizlerin imdadına yetişebilmesi için geçerli olan yegane kriter de erişebilirliktir (Eng.: Accessibility). Genel erişebilirlik hesaplarından ayrı olarak, metropolitan alanın ne kadarının her zaman işler ulaşım sistemi ile kaplandığı, olağanüstü durumlarda hesaplanacak erişebilirliğin içerisinde yer almalıdır. 

Uzun ve orta vadede gerçekleştirilmesi gerekenlerin yanında acaba kısa vadede neler yapılabilirdi. Kısa vadede ulaşım sistemi altyapısında değişiklikler yapılamacağı için mevcut altyapının en geniş alana erişimi sağlayacağı işlerliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu çerçevede metropolitan alanda mütemadiyen açık tutulması gereken güzergahlar vardır; Ankara için bunlar: Eskişehir, Konya-Samsun ve İstanbul yolları yanında Atatürk Bulvarı yanında kent içi bir kaç ana yoldan mürekkeptir. Bu güzergahların kar yağışı başlamasından itibaren mütemadiyen açık tutulmasını sağlayacak tedbirler, kar yağışının öncesinde yapılan hazırlıkları ve kar yağışı esnasında da devamlı suretle yapılan çalışmaları içermeli idi. Hazırlıklar silsile ile yapılmalı, güzergahların en kritik kesim ve noktaları mütemadiyen izlenmeli, riskli araçların trafikten geçici olarak men edilmeli idi. Toplu taşım sisteminin devamlı suretle çalışması için araçların zincirlerinin takılması gerekli idi. Daha da ileri gidersek, toplu taşım araçları özel aparatlarla donatılarak yolları tuzlanması sonucu ana güzergahlar dışındaki alt dereceli yollarda trafik akışı da sağlanabilirdi. Kısa vadeli önlemleri gittiğiniz herhangi bir Kuzey Amerika kentinde ya da Avrupa kentinde görmeniz pek muhtemel iken dün biz kendi başımızın çaresine bakmak zorunda idik. Zira, nâmüsait organizasyon ve nâmevcut ekip, ekipman ile yapılacaklar sanırım yoğun kar yağışı altında yaşadıklarımızı bize dayattı, ve bir yurttaşımızda bize müjdeyi patlatıverdi acı gülümsemesi ile: Kurtboğazı isale hattı tamamlandı, hayırlı olsun! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1145
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Yüksek şehir plancısıyım (ODTÜ-1997), aynı zamanda Mühendislik Doktorası (Kyoto Üniversitesi, İnşaat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster