Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
787
 

Kürtler ve Türkler ifadesinin gizli anlamı

Türkler ve Kürtler kavramı ne kadar sık kullanılıyor farkında mısınız?

Konunun hangi tarafında olursa olsun insanlar konuyu konuşurlarken bu kavrama başvuruyorlar. Bu kavram, 'Türkler ve Kürtler, ' kavramıdır.

'Türkler ve Kürtler' ibaresine kavram demem yanlış değildir. Bir kavramın illa tek bir kelimeden oluşması gerekmez.

'Türkler ve Kürtler' bir kavram olarak görülebilir ve zaten bir kavram olarak kullanılmaktadır.

Bu kavramı hangi görüşten olursa olsun bu şekilde kullanmak, ülkenin aslında bölündüğünü gösterir.

Bölünme önce teoriktir, sonra pratik olur. Bu hem aklın, hem oluşun sıradizisidir.

Bu ifadeyi herkesin kullanmasının neden bir bölünmüşlük olduğunu anlatalım:

Türk ifadesi, iki anlama gelir. Bunlardan birisi etnik köken olarak (tabi aslında saf bir etnik köken gibi bir anlayışı kabul etmek mümkün değil ama böyle uydurma bir gerçeklik var, ve herkes buna itaat ediyor, o yüzden öznel de olsa, bir gerçeklik halinde) Türk olmaktır. Diğeri ise siyasal vatandaşlığı anlatan bir anlama gelir.

Türkler ve Kürtler diye bir kavram yaratıldığında, haklı olarak, buradaki Türkler sözünün bu iki anlamdan hangisine denk geldiğini sormak gerekir.

Somut örnek olarak, örneğin, "Türkler ve Kürtler birlikte yaşamak istiyorlar" dediğimizde, buradaki ifade hangi anlama gelmektedir?

Eğer etnik kökeni gösteren anlama işaret ediyorsa, Türkiye'de yaşayan insanların bir kısmından bahsediliyor olur.

Eğer siyasal vatandaş olma kimliğini gösteren anlama işaret ediyorsa, bu ifade kendisiyle çelişik hale gelir. Çünkü, zaten, Türk siyasal kimliğinin içinde Kürt kökenli olmak da var.

Bu nedenle, iki anlamdaki kullanımda yanlıştır. Bu ifadenin doğru bir kullanım olması için gerekli olan şey, Türkler ile Kürtler ifadelerinin ayrı ayrı siyasal kimlik haline gelmiş olması gerekir. Türkler, artık içinde Kürtler'in olmadığı ve başka etnik yapıların olduğu bir siyasal kimlik, Kürler de benzer şekilde, belki alt dalları da olan bir siyasal kimlik halini alır.

Türkler ve Kürtler kavramı ancak bu izahla çelişik olmayan ve doğru bir anlam üreten bir kavram haline gelir.

Bu nedenle, bu kavramı kullandığımız ölçüde, teorik olarak, Türkler ile Kürtler bölünmüştür.

E, bölünsün ne olur? Hiçbir şey olmaz elbette. İsterse 50 parçaya bölünsün ülke. Hiç farketmez, Ama yeter ki, kimse kimseyi öldürmesin, uzlaşarak, anlaşarak, burada yaşayan insanlar için bu 50'ye bölünmenin en iyi yaşam tarzı olduğu kuşku götürmez şekilde ortaya çıksın.

Ama sen haksızlık yaparak, insan öldürmeyi meşru hale getirerek, olguları çarpıtarak, adam kandırarak, yanlış bilinç yaratarak, insanlığın kurtuluşunu kanda ve saçma sapan ırkçı ilkelerde arayarak hiçbir halt yapamazsın.

Ülkedeki Kürt meselesi olarak bilinen meselenin, ırkçı, kancı bir şekilde çözümlenmesi asla çözüm olamaz. Çünkü ırk, kan, milliyetçilik, insanin kişi hak ve özgürlüklerine, insan doğasına aykırıdır. Onu ezen, bozan, sömüren kavramlardır. Din de bunlardan biridir. Din ve milliyet eksenli hiçbir çözüm insani değildir.

O nedenle, eğer bu sorun çözülecekse, ırçık söylemlere işaret Türkler ve Kürtler gibi ifadeleri kullanmamak gerekir.

Hiçbir kelime, salt bir kelime değildir. Her kelime bir söylemin dalıdır. Bir tür aysberg gibidir. Her bir kelime, aysbergin görünmeyen yüzüdür. Bir kelimeyi şuursuzca içeri aldığınızda onun gerisinde yatan söylemi içeri alırsınız ve o bir canavar olabilir, o küçük kafanızı koparabilir.

İnanmayan Foucault, Althusser, Barthes, Heidegger, Kuhn, Levi-Strauss okusun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İş, yıllarca sistemli bir şekilde gündemde tutuldu.Bölünme parçalanma konusu asla Türkiye konumuna ve tarihine uygun değil. Gitti mi gider, sonu gelmez. Birlikte eşit şartlar içinde yaşamak, herkes istediği yerde, özgür ve korkusuz, ötelenmeden. selamlar...

Hüseyin Seyfi 
 31.07.2010 10:01
Cevap :
Türkiye'nin teorisi değil pratiği sorunludur. Bunlar pratiği düzeltmek yerine, teoriyi değiştirmeye çalışıyorlar. Adamın başı ağrıyor, ama yok senin karnın ağrıdığı için başın ağrıyor diyerek mide ilacı yazan bir doktor gibi bizim politikacılar. Bu sefer hastanın hem başı ağrıyacak hem de yanlış ilaçla midesi gerçekten ağrımaya başlayacak. Onun gibi.  31.07.2010 23:24
 

Bir daha Başak Hanım' ın istediği biçimde bitirin lütfen yazınızı.

Ayrıntıda gezinmek 
 31.07.2010 3:02
Cevap :
Oğlum sana söylüyorum damadım sen anla gibi olmuş da, yorumcular ne dese hakkıdır, (haklı demiyorum) ne de olsa bir tür velinimet ya da misafir.  01.08.2010 0:30
 

Tam yazınızda bu kavramları neden sevmediğinizi felsefe, dilbilim, antropoloji ile destekleyeceğinizi beklerken yazıyı birden bu kavramlar için "o küçük kafanızı koparabilir" şeklinde entelektüel bir "tehdit"le bitirmişsiniz. sizden beklemiyordum:) selamlar.

Başak ALTIN 
 30.07.2010 17:42
Cevap :
Valla bu tür ifadeleri sık kullandığımı sanıyorum. Bir kaç çağrışımı vardı. Bir yandan dilin salt bir bildirişim aracı olmayışı, gerisinde bir ideolojiyi ve bakış açısını empoze ettiğini ve taşıdığını bu nedenle, birey olarak, bu yapılar karşısında küçük kaldığımız vardı. Ama aynı zamanda aptallık derecesinde akılyürütmelere karşı bir dışavurumdu. Sonuçta blog yazıyoruz, olacak o kadar.  30.07.2010 20:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 955
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster