Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
303
 

Kutlu Doğum ve Milli Egemenlik..

Kutlu Doğum ve Milli Egemenlik..
 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi kurumlarından biri olan Diyanet İşleri bir karar aldı. Buna göre, Peygamberimizin doğumu belli bir hafta içerisinde çeşitli etkinliklerle kutlanacaktı. Bu haftanın Miladi tavime göre belli bir zaman dilimine getirilmesi, çalışmaların sürekliliğini sağlamak ve takvim sorunu yaşamamak adına yapılmıştı. Çünkü Hicri takvime göre, Peygamberimizin doğum zamanı her yıl değişiyordu.

Tesbit edilen hafta, aynı zamanda Milli Egemenlik haftası olarak da kutlanıyor. Çünkü TBMM'nin açılışı olan 23 Nisan haftasıyla örtüşüyor.

Bunun bilinçli bir seçim olduğunu, Kutlu Doğum haftasının Milli Egemenliği gölgede bırakmak amacıyla bu tarihlere denk getirildiğini iddia edenler oldu. Hala da var..

Yani devletin resmi kuruluşu Diyanet, bilinçli olarak Nisanın üçüncü haftasını "kutlu doğum" haftası yapıyor ve böylece çocuklarımıza "milli egemenlik"i unutturuyor!!!..

Diyanet teşkilatının "resmi" bir kurum olduğunu ve devletin kanunları ile bağımlı bulunduğunu bir yana bırakalım. Diyanet özerk ya da tümüyle özel bir kuruluş olsaydı, böyle bir karar almakla neyi hedeflemiş olabilirdi??

Çocuklarımıza inandığımız dinin Peygamberini anlatmak ve sevdirmek için "milli egemenlik" anlayışını öğretme ve benimsetmenin nasıl bir zararı olabilir?

Kaldı ki, bu karar alındığında AK Parti hükumeti iktidardadır ve TBMM'nin çoğunluğu AKP'lidir. Yani "milli egemenlik" mevcut iktidar partisi elinde temsil edilmektedir büyük ölçüde..Bu durumda temsili olarak milletin egemliğini elinde tutan iktidar, bunun önemini azaltmak, çocuklarımıza bu fikri öğretmemek için Kutlu Doğumu sürüyor araya!!!

Bunun akıl alır bir yanı var mı?

Peygamberi öğrenmek, neden Milli Egemenlik'i anlamaya ve benimsemeye karşı bir eylem olsun ki..

Bir hafta boyunca, Peygamberimizi ve onun bütün dünyayı islaha ve barışa çağıran mesajlarını gündeme getirmekle, dillere destan bir bağımsızlık mücadelesi verdikten sonra, millet olarak "milli egemenlik"imizi kazanmamız bir biriyle çelişir şeyler midir?

Yedi düvele karşı verdiğimiz mücadelede "Büyük zafer" in "imanımız" dan kaynaklandığını, tüm yoksunluklara rağmen kazanmamızı "inacımıza" borçlu olduğumuzu söyleyip dururken hangi imandan ve hangi inançtan söz ediyorduk.

İslam inancından ve Onun Peygamberi Hz.Muhammed (a.s)'dan değil de başkalarından mı?

Bu ülkede öyle bir "zihniyet" var ki, dini olan her şeyi resmi olandan ayırmak konusunda inanılmaz bir hassasiyete sahip. Eğer "milli egemenlik" söz konusu ise, dini olan her şey dışarda tutulmalıdır, bu zihniyete göre..

Ama, nasıl İstiklal Harbini verirken dini bir kenara koyamadıysanız, bu harbin sonunda kazandığınız "egemenlik" inizi anarken de dininizi yok sayamazsınız.

Peygamberini anma programından sonra, okuluna gidip "milli egemenlik"ini kutlayan çocuk sizi neden rahatsız ediyor!!! Asıl rahatsız duyacaksanız, bunun olmamasından duymalısınız.. Yani, Peygamberini anma programına katılan çocuklar veya büyükler "milli egemenlik" kutlamalarına katılmıyorsa, tehlikeli olan budur..

Dinle ilgili olan her şeye karşı durarak daha "milli" olunmaz. Çünkü bunlar birbirinden ayrılmaz..

Ruhla bedeni ayrılmış bir insan gördünüz mü?

Ölüler hariç!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1619
Toplam yorum
: 4208
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 797
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster