Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '17

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
6673
 

Kutuplaşan değil yakınlaşan bir ülke istiyorum!

Kutuplaşan değil yakınlaşan bir ülke istiyorum!
 

Yorumsuz.


Ülkemizi en bekleyen en büyük tehlikelerden biri de kutuplaşmaktır, kamplara bölünmektir. Karşımızdakine ön yargılarla, klişelerle yaklaşmaktır. Dolaysıyla, niyet okumalar, yanlış anlamalar kaçınılmazdır. Sorunları çözmekten sürekli bir hırgür içinde olmak, karşımızdaki insanları anlamak yerine, onlarla sürekli polemik yaşamaktır.Aynı iş yerinde çalıştığımız arkadaşlarımızla, aynı apartmanda  komşularımızla, hatta akrabalarımızla bile aramıza duvarlar inşa etmekteyiz.
 
Sanırım 7-8 yıllık bir sosyal medya kullanıcısıyım. Sosyal medya hesaplarımda her görüşten insanla arkadaş olmaktan çekinmem. Asgari bir saygıdan başka hiçbir koşulum yok. Örneğin , facebook’ta yaklaşık 4400’ü geçen arkadaşım var. Arkadaş listemde, her görüşten, her partiden, her takımdan kimse var. Arkadaşlarım kendi sayfalarında , bana çok ters şeyler paylaşabilir. Gerçekten de aldırmam. Eğer bir konuda itirazım varsa muhatabıma bir mesaj çekerim. Ama her hangi bir arkadaşımın sayfasında onunla polemik yapmam. Aynı şeyi kendimde beklerim. Elbette her görüşten arkadaşımın olması benim için bir varsıllıktır. Ama benim sayfamda benimle polemiğin uzatılması hatta bana hakaret edilmesine izin vermem. Bunun dışında hiçbir arkadaşımı , kendi sayfasında paylaştığı şeyler yüzünden arkadaş listemden çıkarmam. Hatta , benim tuttuğum takıma alenen hakaret eden insanları bile görmezden gelirim.
 
Öncelikle, benim bir dünya görüşüm var elbette. Ama herkesi, her partiyi, her kurumu eleştirmekten çekinmem. Mecliste grubu bulunan 4 siyasi partiyi de yeri gelince eleştirmekten çekinmem.  Ama bendeki bu özellik başka insanlarda pek yok. İnsanlar kendi oy verdiği partiyi eleştiremiyor. Kendi cenahındaki yanlışlıkları göremiyor. Övünmek gibi olmasın, toplumu kucaklamama karşın, insanlar bazen beni sorgusuz sualsiz, bir mesaj bile çekmeden arkadaşlıktan çıkarıp, engelleyebiliyor.
 
Bir örnek vermek istiyorum. Genelde hep kendime ait paylaşımlar yapmama karşın, bir kez bir kadının facebook’ta evlilik grubunda yaptığı bir ilanı paylaşmıştım. Bu yüzden arkadaş listemde olanlardan bazıları beni engelledi. Kadın ‘’ Eşinden maddi olanaksızlıklar yüzünden ayrıldığını , ciddi olanlarla – her halde evlenmeden – cinsellik yaşayabileceğini yazıyordu. Bu paylaşıma çok tepki geldi. İncitirmişim. Neden incitirmişim ? Çünkü kadının ilandaki fotoğrafında başı kapalıydı. Peki neden inciniyor ?
 
1)      Bir kadının yaptığı şeyi bütün başörtülü kadınlara mı mal ediyorum ?  Onlara karşı genel bir imada mı bulunuyorum ?Hayır.
 
2)      Eğer , o ilandaki fotoğrafta kadının başı açık olsaydı , bu paylaşım ‘’ İncitir ‘’ diye yazacak mıydın ? Hayır.
 
3)      Başı açık olmak ya da başı kapalı olmak insanı daha ahlaklı, daha namuslu, daha çağdaş yapar mı ? Hayır.
 
4)      Bazıları bu ilan gerçek değil, foto montajdır dediler. Somut bir gerekçeniz var mı ? Hayır.
 
5)      Ben o ilanı, toplumdaki değerlerin erozyonu için yayımladım. İlandaki kadının başiı açık ya da kapalı olsaydı da paylaşacaktım. Çünkü , ben kadınlar arasında başı açık ya da kapalı ayırımı yapmam. Başını açıp ya da kapatmak insanı daha ahlakalı, daha, namuslu, daha çağdaş yapmaz. Başını açıp ya da kapatmak kadının kendi kişisel tercihidir. Bizlere düşen o tercihe saygı göstermek, toplumsal kutuplaşma yangınına körükle gitmemektir. Buna sözlerime itirazı olan var mı ? Hayır.
 
Sen başı kapalı kadınların hepsine ön yargıyla bakarsan , onları öcü gibi gösterirsen toplumsal kutuplaşmaya hizmet edersin. Sen şehit olan bir öğretmen kızcağız için ‘’ Keşke bu denli açık giyinmeseydi şehitlik makamına ulaşırdı ‘’ dersen,  bu topluma verebileceğin hiçbir şey olmaz kardeşim. Başı açık kadınlar da bizim, başı kapalı kadınlar da. Dedim ya, başını açıp ya da kapatmak benim için sadece bir tercih meselesidir.
 
Buradan yola çıkarak, devam ediyorum. Eğer kendi oy verdiğiniz partiyi eleştiriden muaf görüp, karşı görüşte partiye her eleştiriyi reva görürsen, karşı görüşten partilerin yöneticilerine, başkanına her türlü saygısızlığı yaparsan , ülkemiz ileri gidemez. Demokrasinin özü, empatidir, tahammüldür. Maksadımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmalı.
 
Sorunları döne döne tartışmak yerine çözebildiğimiz ve birbirimizden uzaklaşmak yerine yakınlaştığımız günlerin gelmesi dileğiyle !...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 6671
Kayıt tarihi
: 24.04.15
 
 

Türkiye'nin kısa espri konusunda en çok üretken ve tanınmış mizah yazarlarından birisiyim. 30 yıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster