Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1080
 

Libya gerçeği

Libya gerçeği
 

resim:Google


“Libya Operasyonu 30 yıl sürebilir…” 

Nick Harvey 

İngiltere Savunma Bakanı 

 

Mehmet Âkif’in deyimiyle tek dişi kalmış canavar yüzyıl sonra yine sahnede… Ekonomik çıkarlara dayalı Yeşil Kuşak oluşturmak üzere ‘Demokrasi’ bahanesiyle kışkırttıkları rejim karşıtı Araplar, Tunus ve Mısır dışında başarılı olacağa benzemiyor. Tunus’tan sonra Libya yerine Mısır’a saldırmaları, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin çetin ceviz olmasından kaynaklanıyordu. Gelişmeler bunu kanıtladı. Libyalı muhalifleri korumak üzere, konjoktüre uymadan, Napolyon bozuntusu Sarko’nu kendine rol biçip öne atılmasının gerisinde, devrik diktatörlerle samimi dostluğunun Batılılarca kınanması yattığı gibi, atıl duran Fransız silahlarını aktif hale getirmek istemesi yatar. Muhaliflerle işbirliği sayesinde ilerde bu silahları Libya’ya satmayı plânlamakta… İngiltere Savunma Bakanı Nick Harvey’in baklayı ağzından çıkarması, yardımlarına koşan Katar ve B.A.Emirlikleri ve diğer destekçileri umarım gafletten uyandırır. Amaç demokrasi ise önce kendi komşularına, Latin Amerika ve Asya ülkelerindeki diktatörlere baksınlar. 

 

Türkiye üzerine düşeni yapmakta. Çünkü Libya, diğer Arap ülkelerinden daha yakın bize... Zamanı gelmiş "kardeşim" deyip arkamızda durmuş, zamanı gelmiş Başbakanımızı azarlamış delidolu bir lidere sahip olsa da, halkıyla geçmişten kaynaklanan bir bağımız var. Onlara silâh sıkmamıza imkân yok. Libya’ya füze savuranların asıl amacı bilindiğine göre, tek dişli canavarın kısa sürede oradan ayrılması hepimizin dileği. 

 

İsyanlar başladığında Libya’daki bir ODTU Elektronik Mühendisi’nden gelen ileti, bana da ulaştı. İşte,  

LİBYA GERÇEĞİ! 

 

Yıllardır Türkiye'nin inşaat başta olmak üzere birçok sektörüne iş saglayan Kuzey Afrika ülkesi Libya bir iç savaşın eşiğinde… Tunus'ta başlayıp Mısır'da devam eden olayların nereye sıçrayacağı çok da belirsiz değildi. Daha Mısır olayları yeni başlamışken, Libya'da henüz hiçbir olay olmamışken, Amerikalıların çanak anten üzerinden uydu bağlantısıyla internet çözümü pazarlamasına girmeleri yeni hedefin Libya olduğunun ipuçlarını vermişti. (Birkac haftaya kadar olaylar sebebiyle Libya'nın internet ve telefonları susacak, simdiden size uydu internet sistemi satalım!!)

Libya'da yaşayan, orada iş yapan tüm yabancılar çok iyi bilir ki, Libya'da muhalefet yapacak sosyal bilince sahip organize bir kitle yoktur. Ülkede birçok kamu hizmeti ücretsiz olarak veya sembolik fiyata devlet tarafından sağlanmaktadır. Halk oldukça mütevazi sayılabilecek şartlarda yaşamaktadır. Eğitim seviyesi görece düşük, buna karşılık rahat ve huzurlu, biraz da fazla çalışmayı sevmeyen insanların ülkesidir Libya.
Ülke; oldukça karmaşık bir demografik yapıya sahiptir. Ülkede aralarında bir çeşit paylaşım sağlamış olan kabileler, en büyüğü Kaddafi'nin ailesi olmak üzere aileler söz sahibidir. Her türlü muhalefet yasaklanmıştır. Halk çok büyük oranda apolitizedir. (Politikayla ilgili bilgi ve haber kaynakları kaldırıldığı için bilinçli ve aktif rolü olamıyor.) 

 

Diğer taraftan resmin tamamını görmek gerekir: Libya yıllardır kapısını Batılı sömürgecilere kapalı tutmuştur. Kendi petrolünü kendisi satmakta,  

buradan saglanan parayla altyapı yatırımlarına hızla devam etmektedir.  

Ne ilginç bir çelişkidir ki, Libya’nın petrol gelirinin, kendisinin en büyük  

düşmanı ABD'nin sayesinde arttığı söylenebilir. Çünkü, 2.Irak savaşı sonrasında
hızla yükselen petrol fiyatları sayesinde Libya'nın yıllık petrol geliri 50 Milyar  

Dolar seviyesine çıkmıştır. Bu sayede ülke hızla gelişmeye, otoyollar, havaalanları, üniversiteler, hastaneler, enerji tesisleri, arıtma tesisleri, oteller, alışveriş merkezleri, demiryolları yapımına başlanmıştır. Büyük inşaat projelerinin büyük bir kısmı  

Turk İnşaat Firmaları tarafından yapılmakta, dolaylı olarak Türkiye'nin 

milyarlarca dolarlık malzeme ihracı sağlanmaktadır.

Pastanın inşaat açısından büyük dilimini alan Türkiye için Libya, vazgeçilmez  

bir pazar ve iş alanıdır. Binlerce Türk işçisi ve Mühendisi için kazanç kapısıdır.  

Lezzetli Libya pastasının diğer büyük dilimi İtalya'nındır. Hem tarihi bağlar, hem de
coğrafi yakınlık sayesinde İtalya, Libya'nın en büyük tedarikçilerinden birisidir.  

Denizaltı petrol ve gaz boru sistemi ile Libya'nın Avrupa’ya sattığı enerji İtalya  

üzerinden dağılmaktadır. İtalya ayrıca kaliteli inşaat malzemeleri ile Libya  

pazarında lider durumundadır. Son yıllarda özellikle telekomunikasyon alanında  

dünya devi Çin firmaları Libya haberleşme altyapısının donanım ve yazılım
ihtiyacını sağlamaktadır. Mevcut iki GSM operatörün teknik altyapısı  

(Libyana ve Madar) Çinli firmalar tarafından kurulmuştur. Kore'li ve Hintli  

firmaların üstlendikleri büyük inşaat projeleri ve Rusya ile yapılan askeri ve  

demiryolu projeleri de bu resme eklediğimizde, Libya'nın büyük projeleri  

hakkında genel bir fikir edinmiş oluruz.

Dikkat edilecek olursa, İngiltere, ABD, Fransa bu pastadan hemen
hemen hic pay alamamaktadırlar.


Kasabın önünde bekleyen kedi durumunda kalmak…Her ne kadar az sayıda  

petrol firmaları çölde faaliyet göstermekte ise de çok sınırlı olan bu faaliyetler
herşeye sahip olmaya alışkın, doymak bilmez ABD ve İngiliz petrol firmalarını  

yıllardır rahatsız etmektedir.  

BOP'da ikinci perde. AçılışTunus'la başladı. Çok güzel bir göz boyama.
Hiç petrolü olmayan, tarım ve turizm ile geçinen bu Kuzey Afrika ülkesi  

başlangıç için ideal bir seçim. Öyle ya, doğrudan Libya'da böyle bir
kışkırtmaya girmek yerine dünya ve Libya kamuoylarını olaya alıştırmak ve
ısındırmak lazim. Denilebilir ki, eğer Tunus halkı bu süreci iyi yönetebilir ve 

hazır bir diktatörden kurtulmuşken ülkeyi düze çıkaracak başarıyı yakalayabilirse,  

bunu ABD'nin Libya petrolü üzerindeki azgın isteğinde Tunus'a piyon rolü
vermesine borçlular. Tunus ve Mısır'daki olaylar kamuoyunu öyle alıştırdı ve  

ısındırdı ki, evet artık Libya'ya sıra gelebilirdi. Olayların öncelikle Trablus'a  

1100 km uzak olan Bingazi'de başlatılması çok akıllıca. Hem ülkenin en büyük  

2. Kenti hem de Kaddafi'nin ana üssü Trablus'tan, ve doğduğu kent olan  

Sirte’den (Kaddafinin doğum yeri, en güçlü olduğu şehir) müdahale  

edilemeyecek kadar uzak. Olayların çok önceden beri planlandığı ve hazırlık  

yapıldığı belli.
Kitlelerin üzerine ateş açan askerlerin acemiliği ve eğitimsizliği de provakatörlerin  

ekmeğine yağ sürünce, ateş birkaç günde bacayı sardı.

Şimdi dünya kamuoyunun dikkati, ABD'nin Libya petrolünden aslan payını 

almak için oynadığı bu oyunu görmek yerine, Kadafi'nin paralı askerlerinin 

aldığı maaşlara çekiliyor. Ekranlarda "Afrikalı lejyoner dehşeti". Konun özünü 

görmek istemeyen gazetelere fotoroman fırsatı. "Meydanlar ceset doldu"…

Evet, Kaddafi'nin uyguladığı taktik, insanların hedef gözetilmeden vurulması,  

kabul edilebilir değil. Fakat, olayı Kaddafi’nin paralı askerlerinin cinayetleri 

penceresinden görmek at gözlüğünden bakmaktan farksız. Irak'ta yüzbinlerce  

sivili öldüren Amerikanın paralı askerlerinden hiç bir farkları yok.

ABD'nin plani belli ki, olayların iyice tırmanmasını bekleyip, NATO'yu da işin içine 

sokarak insan hakları gerekçesiyle Libya'ya girmek. Nedense ABD Irak'ta
insanları öldürürken, Amerikanın paralı askerleri Bağdat Müzesini talan ederken,  

binlerce Iraklı kadına tecavüz ederken, insan hakları diye bir kavram yoktu.
İşin ilginci, bizim TV'lerin ve gazetelerin de olayı "Kadafi'nin paralı askerlerinin vahşeti" perspektifinden görmeye devam etmesi. Bol sömürüler…

Peki, bundan sonra Libya Türkiye için önemli pazar olmaya devam edecek mi?  

Türk Firmaları aynı kolaylıkla Libya'da iş alabilecek mi? Bunun için çok erken.  

Ama, taşlar yerine oturduktan sonra Libya'da ana yüklenici olmaya devam
etmek yerine "Amerikalılar’ın taşeronu olmak zorunda kalabilirler.'' 

 

Olaylar başlarken iletiyi yazan mühendisimiz, ne kadar ileri görüşlü… Olaylar belirttiği gibi gelişti. 

Aslında “Tarih tekerrür ediyor.” Tam 100 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı Libya’yı 1911’de işgal eden İtalyanlar’ın gerekçesi, orayı medenileştirmekti... Trablusgarp Savaşı’nı başka bir yazıda anlatırız. Bir gerçeği hatırlatıp, sizi rahatlatayım. O garibanları sömüren, öldüren tek dişli canavarlar, daha sonra 1915 ve 1939’da başlattıkları Dünya Savaşları’nda birbirlerini boğazladılar. 

İngiliz Savunma Bakanı’nın neden 30 yıllık süre biçti derseniz, sürenin sonunda petrol kaynakları kuruyacak! 

Ayten DİRİER 24 Mart 2011 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Domnino taşı misali hızla ilerliyor Kuzey Afrika dan orta doğuya hızla! Sıcak değil, artık tam bir cehennem! Sömürge zihniyetler modern ve çağdaş ambalajlara bürünmüş karşımızda! Senaryo bildik, oyuncular bildik. Eğitim karşıtı oldukça liderler kaçınılmaz sonlar! Söyleyen ne de güzel söylemiş." TARİH TEKERRÜRDEN İBARET" tir diye! Aydınlatıcı paylaşımınıza teşekkür ederim, saygı değer hocam.

Dilek Yaka 
 29.03.2011 14:16
Cevap :
Sevgili Dilek, güzel yorumuna teşekkür ederim. Evet, Tarih tekerrür ediyor. Trablusgarp yazımı okuduğunda gerçekleri göreceksin. Tam 100 yıl önce de düşünceler, arka çıkmalar aynıydı. Sevgilerimi iletirim...  30.03.2011 1:09
 

Almanları: Libya saldırısına katılmak istemediklerinden ötürü ödleklikle suçluyorlar. Merhaba değerli Hocam, verdiğiniz bilgiler doğrultusunda da olaya baktığımızda Kaddafi'nin halkını ihmal ettiği gün gibi aşikar...Politik gelişmeleri yakından takip edemedikleri gibi ne olduğunu ne olacağını algılayamıyorlar. Cahil dostun ve cahil bir kitlenin vermiş olduğu zarar, zeki donanımlı bir düşmanın verebileceği zarardan az olamaz. Kaddafinin kendi kabilesi dışında kalanları da bağrına basması gerekirdi. Tüm teknik gelişmelerden önce eğitime yatırım yapmalıydı. Kim olursa yabancı mühendislerin eline kalmamalıydı gelişmelerde Libyalı da yer alabilmeliydi. Bakın o zaman durum farklı boyutlarda seyrederdi. Lejyonerler değil halk canla başla yek vücut olurdu, kabile çıkarlarını savunan küçük düşüncenin, büyük faturası...Bireysel çıkarların vatan sevgisinden üstün olan ülkeleri hırpalamak daha kolay...Kaddafi bunu kabul etseydi yabancı güçler avuçlarını yalardı. Teşekkürler saygılar sevgiler.

Alev Meisel 
 25.03.2011 14:16
Cevap :
Sevgili Alev Hanım, değerli katkın için teşekkür ederim. Kaddafi'nin en büyük hatası gerçekten halkını eğitmemesiydi. Olaylar başladığında hemen aydınlarla Demokrasi girişimlerini başlatıp, muhaliflerle uzlaşsaydı daha iyi olacaktı. Arap inadını duymuşsundur, Kaddafi'de fazlasıyla var. Almanlar akıllı, hep başkalarını uğraştırıp, meyveleri kendileri toplarlar. Çanakkale'de de öyle yaptılar, Libya'da da... Rusya, Hindistan, Brezilya da aynı safta... Ellerini oğuşturup, alacakları işleri düşünüyorlar. Olan zavallı halka olacak... Selam ve sevgilerimi iletir, esenlikler dilerim.  25.03.2011 15:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5063
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster