Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '06

 
Kategori
Kent Tarihi
Okunma Sayısı
642
 

Los Angeles ve Ani

Los Angeles ve Ani
 

Her ne kadar bu yazım için, "Ani veya Anı: Fark sadece tek bir noktada mı?" ve "Dünya yalan söylüyor" olarak alternatif başlıkları düşündüysem de, yukardaki başlığın daha çarpıcı olduğuna karar kıldım.

Asıl konumuza gelecek olursak, hepimizin de bildiği gibi, Turizm Bakanı sayın Atilla Koç, Meclis'de yaptığı konuşmada, antik bir kent olan Ani'nin ismini Anı olarak değiştirmek istediğini (harabe kelimesi yerine de örenyeri kelimesi) dile getirince CHPliler ise "Anı değil Ani! Ani!" diye tempo tuttuklarını haberlerde izledik.( Ancak ben eminim ki, eğer CHPliler iktidarda olsalardı onlar kentin ismini Anı olarak değiştirmek isterler, bu seferde AKPliler "Anı değil Ani! Ani!" diye tempo tutarlardı). Kuşkusuz bu, olayın politik yanı, bir de gerçekçi yanına bakalım.

Yeni Dünya keşfedikden sonra, eski dünya'nın sakinlerinden İngilizler ve İspanyollar kozlarını bu sefer yeni kıtada paylaşmışlardır. Bununla beraber, ilerleyen zamanlarda İspanyol egemenliği altındaki toprakların İngilizler tarafından fethedildiğini görmekteyiz. Bununla beraber İngilizler, İspanyolca kent isimlerini İngilizce'ye çevirmemiş, orjinalini korumuşlardır. Örnek verecek olursak, Los Angeles'a Melekler Şehri anlamına gelen "Angelcity" veya "city of angels" dememişlerdir. Bunun gibi birçok örnek verilebilir( örn. Los Alamos vb.)

İspanyollar da ele geçirdikleri topraklardaki orijinal kent isimlerini korumayı bilmişlerdir. Öyle ki, gerek Meksika'da gerekse Güney Amerika'da, yerlilerden(Aztek-İnka-Maya) kalma kent isimleri bugün hala mevcuttur. Gerek İngilizlerin gerekse İspanyolların bu tutumunu, orjinalliğe saygı veya belirli bir değer taşıyan yerlere, kendi tarihsel geçmişinden süzülüp gelen değere saygı olarak açıklanırsa, yanlış olmaz sanırım.

Ülkemize gelince bu durum oldukça farklıdır. Çünkü medeniyetler beşiği olarak adlandırılabilecek Anadolu'da ve iki imparatorluğa başkentlik yapmış olan İstanbul'da böylesi bir anlayışın izlerini görmek oldukça güç. Belirli bir tarihsel değer taşıyan kentlerin, harabelerin, bugün için turistik önem taşıyan bölgeler vb. kısacası tarihi bir mirasa sahip olan yerlerde orijinallik korunmadığı gibi, olması gerekenden oldukça farklı bilgiler(!) de karşımıza çıkabiliyor. Öyle ki, Erzurum Üniveristesi'nin yaptığı araştırmasına göre Doğu'daki Ermeni kiliseleri, aslında Kıpçak Türklerine ait kiliseler haline dönüşebiliyor...

Ne yazık ki ülkemizde öyle bir hava veriliyor ki sanki Anadolu'da yaklaşık 2650 senelik geçmişi olan Ermeniler orada hiç yaşamamış gibi. Bu durumda eğer, birgün Ermenilerin Anadolu'nun en eski halklarından biri olarak değil de, "uzaydan gelmiş sonra da anlaşılamayan bir sebepten ötürü buharlaşmış bir halk" olduğu belgelenirse(!) hiç şaşırmamak gerekir doğrusu...

Şimdi sormak gerekir ki antik bir Ermeni kenti olan Ani'den tek bir noktanın eksilmesi Ani'de ne gibi bir fark yaratır? Ani'nin aslında Anı olduğunu, Anı'nın ise eski bir Selçuklu kenti olduğunu vb. gibi bilgilere inanmamız ve tüm dünyaya inandırmamız, "asılsız Ermeni soykırım iddalarını" aslında "yalandan başka bir şey olmadığını" uluslararası arenaya açıklamamız, ne kadar gerçekçi ve samimi olur? Ani'deki "noktanın" eksilmesi ile Ani'nin tarihsel değerinden birşey eksiltmeyeceği oldukça açıktır. Peki bu durumda bizlerin ülke olarak yitirdiğimiz şey ne olur? Bunun cevabın da her okuyucunun kendi yorumuna bırakmak isterim.

Kuşkusuz bilimin ve araştırmanın en serbestçe yapılması gereken üniversitelerimizin, bu tip sonuçlara varması ülkemizdeki araştırmaların niçin dünya standartlarını yakalayamadığını, niçin dünyadaki en iyi 50 veya 100 üniveriste arasına giremediğini açıkca ortaya koymaktadır. Ancak en üzücü taraf ise, bu tip olaylarla ülkemizin imajını dünyada küçük düşürüyor olmamız, yurtdışındaki Türkiye karşıtlarına koz veriyor olmamız ve bunu da göremiyor olmamızdır.

Blog resim: http://www.virtualani.org/shirakawan/index.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yerlerin,mekanların isimlerinin ve tarihlerinin degistirilerek imitasyonlastırılmasına karsıyım,özellikle de bu toprakların buna hiç ihtiyacı yok ancak spesifik bir yerden bahsetmis olmanıza ragmen sonucta bunun sadece Ermeni asıllıların basına gelmedigi de bir hakikat.Farklı etnikten gelen diger kültürlerin de Anadolu tarihi aynı karmasa ile karsıkarsıya.Soru belki de neden tarih yeniden yazılmak isteniyor,gecmisten kacacak ne var? olmalı.

Emef 
 03.01.2007 19:20
Cevap :
Çok doğru, bu durum sadece Ermeni asıllıların başına gelmemiştir. Güzel bir soru gerçekten de tarihden kaçacak ne var? Aslında bu soruyu Hasan Cemal de 6 Ocak'daki yazısında incelemiş... Selamlar.  08.01.2007 18:06
 

Elazığ' lı bir büyüğüm demişti ki, Fırat kana bulanmıştı. Ancak ortalıktaki yanılgı, bu kanın sadece Ermeni kanı olduğu dayatmasında. Savaşa girmiş bir devlet. Dört bir yanında cephe açılmış. Sonra içerideki birileri, bunu fırsat bilip arkadan vurmaya kalkıyorlar. Devlet, Osmanlı devleti. Kuruluş, 1299. Soykırım iddiaları, 1915. 600 yıllık bir bekleme süresi. Dünyanın en büyük imparatorluğu olduğu dönemde Ermeniler var. Aptal mı ne bu Osmanlılar? Yıkılmaya yüz tutunca, Ermeni katline girişiyorlar. Soykırım uygulanmış, fakat yine de bir Ermeni devleti kalmış. Tuhaf. Oysa ortada bir Kızılderili devleti yok. Onu da becerememişiz yani. Önce katliam nedir, soykırım nedir, savaş nedir, çatışma nedir, bunu tartışmak gerek. İngiliz ve İspanyollar, Latin tabanlı türev sözcüklerden oluşma isimleri değiştirmemişler ha? ÇOk merak ediyorum, Los Angeles yöresinin yerlileri oraya ne derdi ? Ne derdi ne derdi ? Bilmiyoruz değil mi? Belki Geromio' nun torunları bilir. tabii ki yaşıyor olsalardı.

Lale Beşe 
 24.12.2006 11:34
Cevap :
Ben de Fırat'ın kırmızı aktığını duymuştum ama bahsini ettiğiniz "ortak yanılgı"ya katılmam mümkün değil.Yorumunuzu okuduğumda,ağırlıklı olarak soykırım iddaalarına değindiğinizi, beni de dolaylı yoldan bunu tartışmaya çağırmışsınız. Ancak dolaysız yoldan söylemem gerekir ki, böyle bir niyetim yok... Bunun yanı sıra size bazı noktaları yerim yettiğince hatırlatmak isterim. Öncelikle Osmanlı kuruluş ve sonraki yıllarda gayrimüslimlere hoşgörü sahibi bir devlet idi, ancak daha sonra oluşan çeşitli olaylar( örn. Fra İhtilali gibi) özellikle 2. Abdülhamit ve sonrasında Türkçülüğü ve İslam'ı ön plana çıkmıştır(bkn: isim Jön Osmanlılar değil Jön Türklerdir)yani dediğiniz gibi 600 yıllık bir bekleme sözkonsu değildir.Ayrıca arkadan vurmak ithamı da oldukça ağırdır, çünkü aynı senelerde Osmanlı Ordusn'da Ermeniler de vardı. Demek istemiyorum ki dediğiniz türde Ermeniler yoktu, ancak Erm.ler içinde bile azınlıkta olan bu kişileri çoğunluk göstermek kimin çıkarınadır?...Yorum için teşekkrler...  25.12.2006 7:33
 

Sevgili Arek, Dediğin gibi Anadolu sayısız kültüre ve uygarlığa ev sahipliği yapmış bir yarımada ve ben böyle bir coğrafyada doğduğum için kendimi çok şanslı görüyorum. Ama malum bundan dolayı kendini şanslı görmeyen bir dolu insan var. İşte bunlarda antik kentlerin ve yerleşimlerin isimlerini Türkçeleştirerek kendi kendilerini tatmin etmeye çalışıyorlar. Oysa bilseler ki Anadolu hepmizin; bu topraklarda yaşamış ve yaşamakta olan tüm halkların ortak eseridir. O zaman herhalde Ani mi Anı mı türünde polemiklere girmezler. İsmi değiştirilen sadece Ani değil, Erzurum'a gittiğimde bizzat şahit oldum adı Ermenice'den gelen bütün köy isimleri değiştirlimiş ama orada yaşayan halkta bunu benimsememiş ve hala eski isimleri kullanıyorlar kendi konuşmalarında. Benim de Ani ile ilgili bir blogum var ve okuyanlardan hep olumlu tepkiler almıştım izin verirsen senin aracılığınla o yazımın linkini burda veriyorum. Okumak isteyenler okusunlar. Sirov... http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=4605

Özlem ERTAN 
 22.12.2006 17:29
Cevap :
Teşekkürler sevgili Özlem yorumun için, ekleyecek birşey bırakmamışsın bana. Bunun yanında, senin yorumuna cevaben değil ama, yukarda yazdığım yazıya ilaveten birkaç cümle de eklemek isterim. Yazım, "yanlış anlamaya müsait" kişiler tarafından "o zaman İstanbul'a da Kostantinopolis, İzmir'e de Symrnia, Adana'ya da Kilikya diyelim" diye yorum yazanlar çıkabilir. Onlara şimdiden demek isterim ki, böyle bir düşünce ve iddam yok, olması da imkansızdır. Benim dediğim sadece, bugün için taşıdığı tarihi değerden dolayı turistik özelliğe de aynı zamanda sahip olan bu yerlerin orijinal isimlerini koruyalım şeklindedir, nasıl ki Aya Sofya'ya veya Efes'e başka bir isim bulmak yanlışsa, Ani'ye de Anı, Ahtamar Kilise'sine Akdamar Kilisesi demek yanlış olacağı düşüncesindeyim... Sirov  25.12.2006 7:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3517
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster