Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '10

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2394
 

Mafyanın son kalesi Sicilya

Mafyanın son kalesi Sicilya
 

İtalya’da 19. yüzyıla kadar binin üzerinde derebeylik vardı. İtalya birliğinin (Italia Unita) kurulması ile birlikte siyasi ve maddi güçlerini kaybeden derebeyler, etkin nüfuzlarını kullanıp illegal işlere girdiler. İsimlerinin başında asaleti ifade eden “Don” kelimesini eksik etmeyen ve İtalya’nın en soylu en soylu ailelerinden oluşan bu “Baba”lar, çok büyük getiri sağlayan içki, sigara, beyaz kadın, uyuşturucu, ihale ve kara-para trafiğini yönlendirmeye başladılar. Avrupa dışında Amerika uzantılarını da kullanarak ünlerini ve güçlerini uluslararası boyutlara taşıdılar.

19. yüzyılda Sicilya da kurulan ve dünyanın il ve en büyük Mafya’sı olarak bilinen Cosa Nostra daha sonra İtalya ve Amerika kolları olarak ikiye ayrılmıştır. Cosa Nostra’nın ilk mafya ailesi Don Corleone’dir ve Hollywood’ta bir çok filme konu olmuştur. “Casino” ve Goodfellas filminde ki “Joe Pesci” ve Robert de Niro'nun karakterleri ise gerçek hayatta “Don Lucchese” ailesidir. Mario Puzo'nun “Godfather” kitabında ve filmlerinde ise New York'ta ki 5 aile isimleri değiştirilerek aktarılmıştır. Halen Sicilya’da Mafya, devletten daha güçlüdür. Dükkanların bir çoğu Mafya’ya aittir. Ait olmayanlar ise belirli bir aidat! ödemek zorundadırlar. Mafya, kendi üyelerinden hapse düşenler veya ölenler var ise ailelerine para veya dükkan vererek “sosyal güvence” sağlamaktadır.

Sicilyalılar enteresan insanlardır. Bizim Of’lular gibi, kara-kıtasından gelen vatandaşlarına bile “sen İtalya’dan mı geldin?” diye sorarlar. Arabalar ve yollar çarpışan araba pisti gibidir. Ör. Bir araba kiraladım. 15 yerinde tespitli hasar vardı. Sordum. Pert olana (çürüğe çıkana) kadar böyle kiraya veriyorlarmış arabayı. Yine Sicilya’da en hoşuma giden şey Kafe ve Restoranlar da ki “Pano” olayı. Giriyorsun kafe’ye, kendine bir kahve yerine 2 kahve fişi satın alıyorsun. Birini de girişteki panoya raptiyeliyorsun. Veya Restoranda yediğinden içtiğinden, istersen 2 tane söylüyor, birini kendine ayırıp diğer fişi panoya yolluyorsun. Gerçek ihtiyaç sahibi gelip panodan o fişi alıyor ve garsona verip içecekse içecek, yiyecekse yiyeceğini alıyor. Bu olay 8-10 sene öncesine kadar Beşiktaş Çaykur’un karşısında Dede-Oğul-Torun’un işlettiği bir Restoran’da uygulanıyordu. Girişteki ilk iki masa “dost” masası idi. Dede öldü. Gelenek bitti.

Sırası gelmişken klasik Sicilya yemeklerine de bir göz atalım; Arancini (Portakal kızartma görünümlü içinde peynir çeşitleri de olan yemek), Fusilli (kalamarın mürekkebiyle yapılanından), Pasta Colle Sarde (Sicilya Usulü Sardalya), Pasta ai ricci (kestaneli makarna). Tatlılardan; Pasta di mandorla (Badem ezmeli kurabiye), Cassata (Peynirli Turta), Canoli (Kremalı Tatlı) ve en meşhur Sicilya şarapları; Dona Fugata (beyaz), Arancio ve Nero D’avola (kırmızı)

Gezi arkadaşım, yine Erman Toroğlu. Açız ve küçük bir balıkçı kasabasındayız. Yeme, içme, restoran seçimini dünyanın neresinde olursak olalım ona bırakırım. Hoca ile 30 ülke devirmişiz. Taktiği biliyorum artık. Nerede büyük ama müşteri dolu bir restoran var, gelen gidenler de az-buçuk düzgün kıyafetli, vardır hikmeti diye dalarız. Nitekim öyle de oldu. İçerisi harbi full. En az 200-250 kişi yemekte. Biz 3 kişiyiz. Tek kişilik dahi boş sandalye yok. Garson kadına bekleyelim dedik. Mümkün değil dedi. Kös kös ve aç-bilaç yola devam ettik. Başka bir kasabadayız ama hocanın aklı o restoranda kaldı. Anladık. Ya orada yiyeceğiz ya da aç kalacağız!. Döndük geri. Bu sefer bir başka garsona yalvarıyorum.

- N’ooooolur şu köşeye sıkışalım.
- Sen tanır mısın Maria’yı? - (garson kızı soruyor herhalde) A tabiiii tanımaz mıyım. (halamın kızı diyeceğim ya.. neyse)
- Va bene (iyi) dedi o zaman. Geçin şu köşeye.

Millet tatlı faslına geçmiş biz daha yeni başlıyoruz yemeğe. 2 lokma bişi yedik yemedik.. hooop millet ayağa kalktı. N’ooluyo yahu? Haydiii biz de kalktık ayıp olmasın diye. Derken arkalardan, uzaklardan bir adamın konuşması duyuldu. Şarkı gibi öyle.. Ve hep beraber her cümle sonu “Amen Amen” sesleri…
Hoca merakla sordu.
- Ne iş Cem?
- Hocam..şey… Maria vardı ya..
- Eeee ?
- Ölmüş hocam! Cenaze yemeğine düşmüşüz.

Detaylar;
Sicilya, Akdeniz'in en büyük adasıdır. Ovalar açısından fakir olan ada, Catania’da bir istisna yapar. Kıyı şeridi manzarası hemen hemen her yerde büyüleyici bir güzellik sunmakta; küçük şirin adalar (Eolie veya Lipari, Ustica, Egadi, Pantelleria Adası ve Pelagie) sahilde oraya buraya yayılmış görünüm arzeder. Doğu Sicilya’nın iç kısmında bulunan Etna Yanardağı Avrupanın en yüksek (3323 m) aktif yanardağı olarak bilinir. Stromboli ve Volcano Adaları da aktif yanardağlar arasındadır. Bölgede bir Latin dili olan İtalyanca'nın Sicilyaca lehçesi konuşulur. Bölgenin merkezi Palermo şehridir. Peki nereler görülür?
Palermo’da; Katedral, San Giovanni degli Eremiti Kilisesi, Normanlar döneminden kalan, Aziz Pierre'e adanmış, çeşitli Akdeniz kültürlerinin sanatsal özelliklerini yansıtan görkemli ahşap tavanı ve zengin mozaikleri ile ünlü Cappella Palatina, Dünyanın en zengin mozaiklerine sahip Monreale'de Duomo ve Benedictine manastırı. Catania’da ise; Duomo Katedrali, Fontana Dell’elefante, Piazza Republica, Etna Caddesi. Etna Yanardağı, Taormina’da sembol haline gelmiş Greko-Romen dönemi tiyatrosu. Siracusa’da Neapolis Anıt Park, Yunan tiyatrosu, Roma Amfitiyatrosu, Ortigie Adası, Arethuse Çeşmesi ve Apollon Tapınağı

Resimler için http://picasaweb.google.com.tr/baracudacem/SiCiLYA#

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 252
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 4745
Kayıt tarihi
: 23.01.07
 
 

Kayseri doğumlu, 1977'den beri Sektörde (Otel, Çarşı, Yurtdışı Acente, Profesyonel Turist Rehberi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster