Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
90
 

Manukyan, Asena, Ergenekon ve Hababam

Bir İnsan neden isim değiştirme ihtiyacı hisseder?

Bazı insanların gerçekte isimlerinin sanılanın aksine gerçek isimleri olmadığını görüyoruz. Sıradan insanlarda pek de rastlanmayan (hiç demiyorum) bu isim değiştirme olayı genellikle çok ünlü insanlarda nedense çok daha fazla karşımıza çıkıyor.

Bir çocuğa isim verirken çok iyi düşünmek gerekiyor. Özellikle insanların çocuk, genç yaşta hatta yaşını başını almış insanlarda dahi rastlanabilecek bir aşağılama, dalga geçme olarak isimde rastlanabilecek ilginç bir unsur olduğunda bu konuda birbirlerinden aşağı kalır yanlarının olmadığını özellikle belirtmek gerek. Ancak geçmişte kızlardan adı, Ayşe, Fatma veya Zeynep olanlara ilave olarak erkeklerden de Fahrettin, Hüsamettin, Hüseyin, Feyzullah gibi isimlerin değiştirilmesini anlamsız buluyorum. Ancak insanların kişisel tercihlerine de karışmak işimiz değil. Bazı bölgelerde isimler hem yerellik, hem de örf adetlere göre verilebiliyor. Temel, Dursun, Fadime gibi isimlerle Karadenizli olması nedeniyle hem de fıkra karakterlerini andırması sebebiyle dalga geçilirken, İç Anadolu Bölgesi’nde Döndü, Döner, Satı, Satılmış gibi isimler de yine dalga konusu olabiliyor. Kimi zaman ise halkın cehaletinin de nedeniyle ve nüfus memurunun da büyük katkısıyla Selahattin veya Selahaddin gibi isimler Seladin’e dönüşebiliyor. Bazen ise Arapça başka bir anlama gelen ancak, Türkçede anlamsız olan isimler de sorunlara neden olabiliyor. Ama yine de sıradan insanlar bu isimleri, utanmadan ve gururla (olması gereken de budur!) taşıyabilirken ünlü kimselerin isim değiştirmeleri insana nedenlerini sorgulatıyor.

Yazarlık dünyasında da çok sık rastlanan bu isim değiştirme camiasına sanat dünyası da önemli katkılar sunuyor.  Yazalar “mahlas” kullanırken, diğerleri sahne isimleri kullanmayı tercih ediyorlar. İnsanlar da yıllardır Asena olarak bildikleri bir Türk efsanesinden adını alan bir dansözün, (Türk’ün kutsalını bir dansöze çeviren bu anlayışı yıllarca hayranlıkla izleyen bir kısım insan zevkle alkışlayabiliyor) Onur Çakmak olduğunu, ona yıllardır kol kanat geren İbrahim Tatlıses’in ise aslında İbrahim Tatlı olduğunu öğrenince şaşırıyor. Aslında İbrahim Tatlı isim değiştirme konusunda aslını en az değiştirmiş ünlü.

İnsanların bir nevi asıllarını gizleme, farklı isim alma isteklerine ne denilebilir ki? Nasıl olsa Osmanlı’nın son zamanlarında gerekli karartmalar yapılmış ve nüfus idarelerinin büyük bir kısmında yangınlar çıkmış veya çıkarılmış. Yangın çıkması veya eski kayıtların özellikle yakılması nüfusun dağılımının ve arşivlerin kâğıt üzerinde olduğu zamanlarda kâğıtlar yok olunca ve insanlar da A şehrinden B şehrine giden bir Agop neden Ali olamasın ki? Başına bir de Hacı koydunuz mu olur size Hacı Ali.  Birçok spekülatif yazar bu konuda çokça kitaplar neşrettiler. Sebatay Sevi’nin tarikatına bağlı Sebatayistlerin özellikle bu tür hilelere başvurduklarına aralarında ciddi örgütlenmeler olduğuna dair yazılar yazıyorlar.

İsim değiştirme basit gibi gözükse de eğer iddia edildiği gibi utanılacak bir isim değilse gerçekten de şüphelenilebilir. Yani nüfusunun büyük bir çoğunluğunca kabul edilen Türklük olgusuna rağmen yıllarca adı bir dansözle özdeşleştirilmiş Asena ismini basitçe izah edebilmek, safdillik değilse ahmaklık olmalı. Ama bunda garipsenecek bence bir şey yok. Onca sanayici ve işadamına rağmen bir genelev patroniçesi Matild Manukyan’ın vergi rekortmeni olduğu ülkede birçok şey sorgulanmalıydı da, cahil çocuklar Leninci, Stalinci, Hitler’ci olmayı tercih ettiler ve buna da okumak dediler. Matild Manukyan’ın vergi kaçırması için çok fazla seçenek varken acaba biz Türkler ve Müslümanları sırf aşağılamak için mi bunu yaptığını anlamakta zorlanıyorum. Ama yaptığı asilce bir davranıştı; hem vergi kaçırmamış, vergi rekortmeni olmuş, hem de ismini değiştirmeye dahi tenezzül etmemişti. Bazen yazılanlardan çok yazılmayanlar geçerlidir hatta çoğu zaman. 

Onur Çakmak önce dansöz, sonra Asena oldu, Hababam sınıfı maça gitti, bir daha da gelmedi, Ergenekon terör ögütüne isim oldu. Ayşe, Fatma, kapıcı karısı, temizlikçi olurken, Recep, Şaban, Ramazan çoğunlukla dalga geçilen isimlerle filmlere konu oldu. Manukyan'ın on yıla yakın vergi rekortmeni olduğu ülkede bunların olmasının elbette önemli manaları ve düşünsel alt yapıları vardır...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1694
Toplam yorum
: 268
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 179
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster