Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
834
 

Maria Schneider'ın ölümü...

Maria Schneider'ın ölümü...
 

1970'li yılların en güzel Fransız aktrislerinden biriydi Maria Schneider... Fransa'nın, sanki o meçhul kadınlarından... O da genç ve radikaldi, biz de!... Bize o günlerde, belki de öyle gelirdi...  

Ataol Behramoğlu'nun de'den çıkmış, devrimci gençlerin bir yürüyüş fotografıyla süslenmiş o siyah beyaz zemin üzerine kırmızı renkle yazılmış ''Bir Gün Mutlaka'' isimli şiir kitabının yanında, Pariste Son Tango'nun cıvıl cıvıl, içi içine sığmayan bu aykırı, ilginç kadını , bilinçaltımıza ya da hayalimizin bir köşesine yerleştirdiğimiz, o farklı kadını gizli gizli tamamlıyordu sanki!...  

''Bu gün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra  

Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu
yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür
gümbür bir telaş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz
kafalılar! Ey sadrazam!
Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç
yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz...
''  

dizeleriyle sürüp giden bir şiirin satırlarının arasına sıkıştırdığımız o Paris'li Jeanne 'in kadınsı ve insansı herşeyi...  

Gerçi Bertolucci'den çıkmış bu filmin, din, evlilik ve cinsellikle bezenmiş temasını o günkü çok genç vizörümüzle, batının bunalımlı çağının ''küçük burjuva ilişkiler falan'' diyerek ve yukardaki şiir için de, özentili çakma devrimcileri anlatıyor diyerek eleştirsek de, her ikisinde de bizi büyülüyen bir şeyler gene de vardı!...  

Jeanne'nınk işiliğinde, sanki Simone De Beauvoir tezlerine uygun, erkekler düzeyinde ayırım yapabilme ve seçme yeteneğini kuşanabilmiş, böylece kişiliklerini ilerletip geliştirebilmiş, varlığını daha da ileriye taşıyarak, yaşamlarını ve gezegene karşı olan sorumlulukların tek başlarına yüklenebilmiş bir kadını, görmeye çalışıyordum belki de...  

Ben ne olursa olsun, tüm güzelliğiyle, bizim kuşaktan olan o kadını, o rol içersinde sevmiştim...  

Ve şimdi onu, yıllar sonra Paul'un karşısındaki Jeanne'nin trajik ölüm haberini imgelemimde konuklandırmam, ben de tanımı oldukça zor duyguların yeniden peydahlanmasına yol açtı...  

''Kaderin bir oyunu'' olarak rol aldığnı söylediği, ''Pariste Son Tango'' filmden onu tanımamız, bizim için de bir kader miydi acaba?... Ve gene onu, Michelangelo Antonioni'nin yarattığı ''Yolcu'' isimli filmden, bir mimar kız olarak, bir kez daha anmamız!...  

Sinemanın olduğu gibi bizim de en güzel dönemlerimizden bir imge olarak ve yeryüzü konukluğunda iyiden ve doğrudan yana, kadıncı bir insan kızı olarak, o da hoş bir iz olarak kalacak..  

Güle güle Jeanne, güle güle, Maria Schender...  

3.şubat.2011 / Tarabya  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güle güle MARİA...Okuldan kaçıp sinemaya gittiğimiz günlerde -sanırım orta- 3-izlediğim unutulmaz bir film...''Bir gün mutlaka yeneceğiz...'' ve ATAOL...şiiri ben şimdi bile şevkle ve yazarına saygıyla okuyorum,okurum... teşekkür ettim bu hatırlatmalarınıza...dostça selamlar gönderdim saygılar ileee...eyvallah...

nedim üstün 
 06.02.2011 13:42
Cevap :
Bizden de dost selamlar.  06.02.2011 20:12
 

68 ruhunun izlerini taşıyan hem toplumsal hem de bireysel zengillikler. En güzeli de hesapsız kitapsız oluşlarıydı be üstad. Bir ölümün ışığında o günlere beyaz bir mendil sallamanız oldukça 'hüzün' de yayıyor. Ama ülkemi, dünyayı ve evreni, dünü-bu günü ve yarınları kavramaya çalışan ve bizlerle paylaşan o derin bilincinize de yakışıyor bu tür soylu 'hüzünler'. Bizlerin hissetmediğimiz ama maalesef iyice yaygınlaşan -ve insalığa yakışmayan- 'hüzün' ise; neo-liberal dönemin yücelttiği, "hemen şimdi ve burada" tatmin vaat eden, ama daha tüketilirken, ürettiği kültürel öğelerle, yeni bir tatminsizlik ve yeniden tüketim arzuları yaratan "mükemmel metalara ulaşılamadığında" duyulan 'hüzün' olsa gerek! En içten saygım, sevgi ve dostça selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 04.02.2011 10:41
Cevap :
Artık bizim taraflarda da hava kararmaya doğru meyilleniyor... Şüphesiz, o ''büyük karanlık'' bir şekilde yakınlaşıyor!... İnsan ölümden korkmaz mı, hele ki, bir ömrü istadiği gibi yaşama şansını da her zaman bulamamışsa?... Maria, bizden birazcık büyük olsa da, bizim dönemin çağdaş kadınlarından ve lenf kanserini yenememesi de, ayrı bir şanssızlık onun adına... İnsan ister istemez sarsılıyor işte... Bir kez daha hüzünleniyor!.. O yüzden tüm sevdiklerime, öncelikle bir kez daha , tütünle aralarına ciddi bir mesafe koymalarını öneriyorum... Eski dost, Kenan Demirkol'un yazılarını ve kitaplarını da okumalarını öneriyorum... Ve sağlıklar diliyorum... 70'ler her şeye rağmen bereketli ve güzeldi... Anımsattınız ve bahtiyar ettiniz... Sevgiyle. Dostça selamlarımla.  04.02.2011 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4403
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster