Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
790
 

Ak serada kızartılan, ''Kızıl Elma''... / ''Türkiye Defteri''

Ak serada kızartılan, ''Kızıl Elma''... / ''Türkiye Defteri''
 

Almanlar I. Büyük Savaşı kazansaydı, muhtemelen, o tasarımlayıp geliştirmeye çalıştıkları Kızıl Elma' ''Büyük Turan imparatorluğu '' projesinin o mel'un çerçevesine uygun bir şekilde, bu gün bu topraklarda, 'sahip' olarak oturacaklardı!... Haydarpaşa ve Kadıköy'deki ilk yerleşkeleri de, imparatorluğun Anadolu topraklarında çoğalarak, ilk yurtları olan(!) Doğu Anadolu ve Mezopotamya'ya doğru, diledikleri gibi temizlenmiş bu topraklar üzerinde yayılacaktı!... 

Olmadı!... 3B projelerini uygulamalarına diğer emperyalist güçler fırsat tanımadılar!... Ve bu trajik savaş sürecinde ölenler öldükleriyle kaldılar... Çok ocaklar yıkıldı ve şansı olan insanlar da yurtlarını, yaşadıkları imparatorluk topraklarını terk etmek zorunda bırakıldılar!... Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Trakya'da, Ege, Karadeniz, Çukurova ve Anadolu'nun çeşitli taraflarında, yaşayan insanlarımız önce birbirlerine düşman kılındılar ve sonra yerlerinden, mallarından ve canlarından edildiler!... Ve bizim de varlığımız, kuzeyimizde oluşagelen yeni siyasi gelişmelerin büyük bir etkisiyle, Atatürk ve bağlaşıklarının kurduğu bir ulus devlet vasıtasıyla bu günlere kadar bir şekilde geldi... Ancak, imparatorluk toprakları üzerinde kurdurulan diğer ulus devletlerden özgün ve biraz farklı bir şekilde!... 

Şimdi bu coğrafya yeniden ve yeni bir başöğretmen tarafından çizilmek isteniyor; Nil'den Tuna'ya, Kafkaslar'dan Türkistan'a!... 

Bu günlerde, ikibinli yıllarda başlayan hengamenin, son versiyonları daha da renklenerek ilerlemesine devam ediyor!... Nil'in ötesinde federatif yapılanma süreçlerinin ilk kıvılcımları çakmaya ya da çaktırılmaya başladı bile!... Bu sürece, bazı uyanık İtalyanlar bile, şimdiden Trablusgarp'a ve Bingazi'ye nostaljik bir şekilde, fakat bu kez güveysi olarak üst düzeyde bir çıkartma yapmaya hazırlanıyor!... 

Biz, geçmişden bu güne rastlantısal bir köprü kurarken, üçüncü dönemde de bu ülkeyi sevk ve idare etmeye hazırlanan AKP'nin kurmaylarından önemli bir şahsiyet, partisinin 2023' lere uzanması hedeflenen politikalarına uygun bir şekilde, çok önemli bir açıklama yaparak şunları söylüyor: 

''Evlatlarımız geleceğimizin teminatı, onlara iyi eğitim vermemiz elzemdir. Hocalarımıza düşen, evlatlarımıza büyük idealler, büyük hedefler göstermek. Büyük hedefleri olmayan milletler, kurumlar tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur. Türkiye'nin büyük hedefleri var. Dolayısıyla bu gençlerimizi bu ideallerle, bu ülküyle, bu 'Kızıl Elma' ile yetiştirmemiz lazım!... Geçmişte atalarımızın 'Kızıl Elma' sı vardı. Herkes bu hedefe kilitlenirdi. İnşallah hocalarımız da bu gençlere büyük idealleri, büyük hedefleri gösterir. Bizim hedefimiz, dünyanın 16. büyük ekonomisi olan Türkiye'nin, Cumhuriyetin 100. Yılı olan 2023'te ilk 10'a girmesini sağlamak.../ Prof.Dr.Veysel Eroğlu-Çevre ve Orman Bakanı'' 

Bu açıklama, belki de beni ironik bir nedenle, H.Nihal Atsız' ın 31 Ekim 1947 tarihinde ilk sayısını yayınladığı Kızılelma' ya ve ordaki ilk yazısına götürüverdi! O yazının finalinde şöyle diyordu üstad: 

''Bir topluluktan ortak ülküyü kaldırın, insanların hayvanlaştığını görürsünüz.  

Ortak düşüncesi olmayan toplulukta, herkes, yalnız kendi çıkar ve zevkini düşünür.  

Böyle bir toplulukta fedakarlık, saygı, nezaket kalmaz.  

Bencillik, kabalık, rüşvet, iltimas ve namussuzluğun türküsü alır yürür.  

Maddileşmiş bir insan vatan için ölür mü? Bencil bir insan muhtaçlara yardım eder mi?  

Milletine inanmayan bir adam yabancı ile işbirliği yapmaz mı?  

Erdemi gülünç bulan birisi çalıp çırpmaz mı?  

Kızılelma, Türk milletinin manevi besinidir. Açlar yiyecek bulamadıkları zaman nasıl faydasız, zararlı, hatta zehirli nesneleri yerlerse; Türk milleti de 'Kızılelma' kendisine yasak edildiği için marksizm ve kozmopolitizm gibi zararlı ve zehirli fikirlere el uzatıyor. '' 

Veysel Eroğlu, bu ülkenin yetiştirdiği nadide insanlardan... Şahsını, zihniyetini, fikriyatını ve zikriyatını beğenseniz de beğenmeseniz de, durum böyle!... Zaten AKP hükümetinde, hem mühendislik ve hem de tarih bilimi eğitimi almış, çift diplomalı kaç tane insan var?... 

Ve bu yüzden konu ''Kızıl Elma'' ya geldi mi durum ve duruş da ciddileşip, iyice ilginçleşiyor!... Ve hele hele Ergenekon mağdurlarının kafeste tutulmaya devam edildiği şu günlerde, düşünen insan, bu durumu tüm çerçevesiyle bir kez daha gözden geçirmek istiyor... 

Gene hedef sever bu değerli insan, bu ayın başında ''biyoçeşitlilik'' le ilgili bir sempozyumda benzer bir şekilde; 

''Ben bir çevre profesörü olarak çevreye çok önem veriyorum, esasen çok büyük hedeflerimiz var. Her zaman belirtmiş olduğum gibi büyük hedefleri olan kurumlar, milletler isimlerini tarihe altın harflerle yazdırırlar. Aksi takdirde hedefi olmayan, büyük düşünmeyen kurumlar yok olmaya mahkumdur!...'' sözlerini sarf etmişse, durum kanaatimizce daha da vahimleşiyor!... 

Bu sözlerin, İttihak ve Terakki' den bu yana yaşama yansıyan ve onu yönlendirmeye çalışan siyasi politikalarla bir benzerliği hemen dikkat çekiyor!... Ve Almanlarca yüzyıl önce üretilip başlatılan ''Turancı'' söylem ve uygulamalarının, yüzyıl sonra bir başka şekilde de olsa bir gündem oluşturması da önümüze getirilmeye çalışılan farklı bir gerçeği işaret ediyor!... AKP bu söylem ve bu doğrultuda üretmeye çalıştığı politikalarla hem eski CHP'nin hem de MHP'nin ulusal politikalarının yararcı bir tarzda, üstünde yer almaya çalışıyor!... 

Ancak Almanlar dedelerinin bu hayallerinden henüz vazgeçmemiş olsa da, bölgesel siyasi süreçlerde, Türk-islam sentezli politikalar artık Pax Americana' nın avuçları içinde serpilip gelişmeye devam ediyor!... 

Geçmişe tekrar bir göz atarsak, genel olarak milliyetçilik hareketlerinin, Avrupa ulusları içinde XIX.yüzyıl başlarında doğmuş olduğunu ve Fransız Devrimi ile dünyaya yayılmış olduğunu görüyoruz...Ve o gün de dünyayı yönetmeye çalışan güçlerin öncelikle bir İslam İmparatorluğu olan vedoğuya açılan tüm yolların ve de dünya enerji kaynaklarının büyükçe bir kesiminin üstünde oturan Osmanlı İmparatorluğu'nu tasfiye etmeye kalktığını görüyoruz!... 

Bu yüzden çevremizdeki milliyetçi akımlar da, farklı bir şekilde oluşturuluyor!.... Yunan, Bulgar, Ermeni milliyetçiliği, örneğin; Osmanlı devletine, Türk kimliği altında tüm müslümanlara karşı, kin ve nefretle örülmüş tarihsel bir süreç içinde oluşturuluyor!... Onların Türk olarak muhatap aldıkları da, XIX. ve XX.. yüzyılın ezilen mazlum müslüman milleti!... Emperyalizmin Anadolu'nun göbeğine sıkıştırıp, bir zaman içinde yok etmeye çalıştığı bir millet!... İngiliz emperyalizminin, Fransız emperyalizminin, Çarlık Rusyası emperyalizminin, ABD emperyalizminin yok etmeye çalıştığı müslüman bir millet!.. O yüzyılların, Yunan, Bulgar, Ermeni milliyetçiliği tarihi de bu yüzden, emperyalizmle bir işbirliği tarihidir!...Bu durum az farklı figürler içersinde günümüzde de geçerlidir!... Ve günümüzde Apo ve Barzanilerin milliyetçiliği de, onlar gibi emperyalizme bağlı olarak Ermeni ve Yunan milliyetçiliğinin nitel yapısına uygun olarak, ondan her şekilde beslenip değişkenlik arz eden bir milliyetçiliktir!... 

Şimdi bu milliyetçilikten esinlenmiş, Atatürk milliyetçiliğini ve halkçılığını tamamen tasfiye etmeye çalışan patenti kıta değiştirmiş bir stratejik ideoloji var!... Ve bu ideoloji ve onun kuramcıları, patenti ellerinde olan Türk-islam sentezine uygun bir şekilde, abdestli devlet kapitalistleri yaratarak yeni bir burjuvaziyle ve onunla ideolojik temelde biraz yapay da olsa sarmaşan, karşı devrimci, bir Türk-İslam sentezli milliyetçilik dalgasıyla yeni bir coğrafya ve yeni bir ülke çizmeye çalışıyorlar!... 

Şimdi bu coğrafyada, Kayzer Wilhelm'in ve ardılı Hitler'in çizmelerini giyip dolaşan okyanus ötesi yeni bir heyulanın, Ortaasya'ya doğru uzanan büyük hedeflerine uygun inşaa eylemleri ve avucunda tutmaya çalıştığı bir ''Kızıl Elma'' var!... 

28.ocak.2011 / Tarabya 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Askıda duran -ama bir an önce tekrar alıp edinmek istediğimiz- değerler gibi... Olsun, bekleriz. İstanbul trafiği gibi bu yoğun yorum tarfiğinde bir yolunu bulup gelir nasılsa...

Ersin Kabaoglu 
 08.02.2011 12:10
Cevap :
Aslında en naif halimle, Kenan'ın sağlıkla ilgili çalışmalarını önermiştim... Şimdi , ''Yetiş ya erenler...diye başlayan bir Zülfü şarkısı mı tuttursam diye düşünüyorum... Tunus'da, Mısır'da neler oluyor, biz nelerle uğraşıyoruz!... Dostça selamlarımla.  08.02.2011 16:07
 

Hegel’in ünlü sözünü anımsatır bir biçimde kurmuşsunuz 100 yıllık tarihsel ilişkiyi sevgideğer Zeki ağabey! O söz der ki; “her şeyin aynı kalması için, her şeyi değiştirmeyi” denemekle meşguller: “Değişim” şart! Amaç; sizin de çok iyi belirttiğiniz gibi korperatizmin, emperyal anamalcılığın günlük yaşamda, ekranlarda görünen biçimlerini, halkın öfkesini yatıştıracak biçimde değiştirerek, ekonomik ve kurumsal temellerini korumak, sömürüyü devam ettirmek. Saygıyla, gıptayla ve dostça selamlarımla..

Ersin Kabaoglu 
 05.02.2011 16:45
Cevap :
Aynen.. Uzun bir cevap vermeyeyim de, cevap bunda ciksin bari!... isim verince basmak zor oluyor demek ki!...Cevaplarim askida duruyor...Dostca selamlar.  08.02.2011 1:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4367
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster