Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '20

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
48
 

Maruzat/Maruzatım...

Demokrasi, çoğulcu demokratik hayat, farklı görüşlerin, fikirlerin, rahatlıkla, meşruiyet zemininde kalınmak kaydıyla ifşasına olanak sağlar. Demokrasi bir yönetim ilkesi olarak, uygulanan siyasal sistemin gidişatı ve verimliliği bağlamında da önem atfeder. Ülkemizin yıllara dayanan bir demokrasi geleneği var.

Farklı fikirlerin kök salması ve saçılıp yüz vermesi ancak oturmuş bir demokrasi ikliminin olduğu ülkelerde varbulunmaktadır. Demokrasi bir yönetim biçimi olduğu gibi bir tercihtir de. Bugün, pek çok ülke cumhuriyet olduğu hâlde, bu ülkelerde demokrasinin “d”sinden bahsedemezsiniz.

Demokrasinin bir yönetim biçimi veya ilke olarak kabul edildiği toplumlarda; şeffaflık, hesap verebilme, istifa müessesesi gibi kurum ve değerler olmazsa olmazdır.

Türkiye’de senelerdir muhafazakâr geleneğe sahip partiler iktidarda.

Muhafazakâr partilerin, kanımca, demokrasinin “özü” ile aralarının çok iyi olduğunu söyleyemeyiz. Demokrasi edebiyatına bayılırlar, halkın tercihlerine saygı duyulması gerektiğini her defasında ikrar ederler dururlar.

Muhafazakâr ekolün de…

Sol ekolün de…

Müzmin rahatsızlıkları…

Birbirlerini suçlamalarıdır.

Açık toplum olabilmenin, fikirleri özgür bir ortamda ikrar edebilmenin, temel insan hak ve özgürlüklerinin tadına doyasıya varabilmenin, hukukun şaşmaz terazinin güvenliğinde yaşam sürdürebilmenin en önemli ayağı sanırım demokrasinin sözde değil özde kanıksanması ve bu değerlere sahip çıkılmasıdır.

Şöyle son günlerdeki tartışmalara baktığımızda…

Geçmişten geleceğe veya yaşanana odaklandığımızda…

Değişen pek bir şey olmadığını acı bir şekilde deneyimliyorsunuz.

- - -*- - -

 

Türkiye de, dünyada yaşanan sorunlara ram olmakta.

Bugün, bu yaşadığımız ekonomik ve politik sıkıntılar sadece ülkemizde değil ki.

Tabii ki…

Gelişmiş ülkeler, demokrasiye ve hukuka sağlam bir sadakat ve inançla bağlanan toplumlar, beşeriyetin neden olduğu sarsılmalarda her zaman bir adım daha önde oluyorlar.

Yine ülkemize dönsek…

Siyaset kültürümüze, siyaset yapış anlayışımıza bir baksak…

Nedense… Hamaset ve demagojinin politikacılarımız tarafından nasıl da “mahirce” kullanıldığını görürsünüz.

Esasında, siyasetçiler açısından, toplumu kutuplaştırmak, saflara bölmek, ideolojik körlüğe ram etmek…

Yönetmek açısından bulunmaz Hint kumaşı gibidir.

Ne ki bu tür siyasal yaklaşımlar, makro ölçekte topluma bir şey kazandırmaz; toplumsal barış zedelenir. Zedelendiğiyle kalmaz, ortak yaşam ideali de sekteye uğrar.

Sağ ideoloji sol ideolojiyi suçlar; sol ideoloji sağ ideolojiyi suçlar, yıllarımız bu şekilde yaftalama üzerinden geçip gider. Halbuki, demokrasinin erdemine inanmış politikacılar tarafından toplum demagoji siyasetleri içinde uyutulmasa, büyük hedefler için millet topyekûn seferber edilse, sizce de bugün maruz kaldığımız sorunlar hâlen yaşanır olur muydu?

Dediğim gibi…

Türkiye’de yıllardır sağ-muhafazakâr partiler iktidarda. Samimi siyaset yaptıkları sorgulanabilinir? Muhafazakâr partilerin/siyasal hareketlerin; insanların manevi duygularından faydalandıkları, son tahlilde toplumun mukaddes değerleri üzerinden mevzi yeniledikleri bilinen bir şey.

İşte bu yüzden… Demokrasi dediğimiz siyasal mekanizma, olması gerektiği gibi kurgulanıp işletilse ne sorunlar olduğu ağırlığıyla lök gibi önümüzde durur ne de insanlar demagojiye maruz kalırlar.

Pekâlâ, demokrasi dediğimiz olgu, nihayetinde bir mukaddes, dokunulamaz bir tabu değildir. Putlaştırmanın da bir âlemi yok! Öte yandan beşeriyet merkezli bir dünyada yaşadığımızı da unutmayalım; inanç odaklı dünyanın değerlerini siyasete teyellemeden.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

evet benim yorumlarımda da ifade ettiğim demokrasi ilkeleri Tanrı kelamı değil toplumların karşsına çıkan problemleri çözmek ve adil bir düzen kurmak için ortaya çıkan ilkeler.. şimdi bunlar insan aklından çıkan ilkeler olduğu için kutsallardan daha mı değersiz... değiştirilebilir mi.. ? demokrasi halkın iktidarı demektir.. halk iktdarı her zaman denetim altında tutar.. bu da düşünce ve ifade özgürlüğü sivil toplum kuruuluşları ile örgütlenerek olur.. bu özgürlükler kısıtlanır insanlar seçerek ikitdara getirdiklerini sorgulayamassa sorguladıkları zaman hapsedilirlerse ve bunlara karşı çıkarsak biz demokrasiyi putlaştırmış mı oluruz.. peki demokrasiyi kullanarak otorkrasi kurmak doğal mıdır o zaman.. '' demokrasi Tanrı kelamı değil ya canım ülkenin yarısının oyunu almış sana mı soracak ülkeyi nasıl yöneteceğini '' ilkesini mi benimsemeliyiz...?

Meltem Şahin 
 20.12.2020 14:55
 

..... devam; demokratik bir ülkede seçimle tek başına iktidara gelen bir parti byük oy çoğunluğu ile demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerini örneğin laikliği kaldırabilir. . ya da anayasa mahkemesini ya da danıştayı ya da sayıltayı kaldırabilir.. ya da seçim sistemini değiştirebilir örneğin kadınlar artık oy kullanamaz diyebilir.. ya da sivil toplum örgütlerini de kaldırabilir... peki o zaman o ülkede cumhuriyet olsa bile demokrasi vardır diyebilir miyiz... ? işte o yüzden size şu soruyu sorma gereksinimi hissettim; demokrasiyi putlaştırmak derken ne kastettiğinizi anlamadım..açarsanız memnun olurum... selamlar...

Meltem Şahin 
 30.11.2020 17:09
Cevap :
Meltem hanım, öncelikle yazıma gösterdiğiniz ilgiden ötürü çok teşekkür ederim... Ben "demokrasiyi putlaştırmayalım" derken, insan yapısı olduğunu kastettim... Son tahlilde, demokrasi dediğimiz siyasal mekanizma Tanrı kelamı değildir. Buradan teferruatlı yazmaya gerek yok... Cumhuriyet ve demokrasi eşanlı olduğunda anlam kazanır. Saygılarımla-Erhan Salman   30.11.2020 21:48
 

demokrasi ,evrensel ilkeler doğrultusunda ve toplumun tümünün katılımıyla doğru bır şekilde uygulanabilir.bizim ülkemizde dahil demokratik bir cumhuriyet ile yönetildiği düşünülen pek çok ülkede hakim olan sandık demokrasisidir. kısaca sandıktan kim çıktıysa ülkede sözü geçen tek odur.parlementer sisitemle yönetildiğimiz dönemde de bu böyleydi ama en azından sayıştay raporları meclise gelir tartışılır bakanlar kurulu olur toplanır muhalif milletvekileri ilgili bakana sorular yöneltir bakan da milletin meclisine bunları açıklardı..meclise giren her parti, toplumun tüm kesimlerini temsil edecek diye bir şart yoktur.. işte evrensel ilkeler burada önemlidir. meclise giremeyen partilerin seçmenlerinin de temel hak ve özgürlükleri gerçek demokrasilerde korunur. istediğiniz dine ve mezhebine inanma ve hiç bir dine inanmama özgürlüğü de gerçek demokrasilerde koruma altındadır.,inanç özgürlüğü ifade özgürlüğü bu şekilde korunur.(devam edecek.)

Meltem Şahin 
 30.11.2020 17:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 569
Toplam yorum
: 130
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 76
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster