Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

07 Mart '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
112
 

Matbaası Müzelik, Gazetesi 95 Yıllık....

Matbaası Müzelik, Gazetesi 95 Yıllık....
 

Bartın'ın ünlü "ŞELALE" si


Bazı hayaller vardır. Yaşanmasa bile, “cihana değer” dir. Hele bir  de, kıyısından, ucundan yaşandı mı o hayat, deme gitsin. Yeme de yanında yat.

Bartın’daki öğrencilik ve yeni yetmelik yaşımda, her şeyi tam porsiyon yaşama merakımın halen devam etmesine bakılırsa, demek ki bendeniz, o yaşlarda bile hayatı “çift porsiyon” yaşama merakı ve hevesi, benliğimin içindeymişim.

Eh, o yaşlarda, günaşırı aşık olmalar falan da yaşadık. Kavşak Suyu  Çeşmesi başındaki sıra sıra kızların hepsi, bana göre benim aşığımdı. 13-14 yaşındaki  bir çocuk, bunca sevgiliyi nasıl bir araya koydu da kimselere çaktırmadan yaşadı dersiniz?

Okul harici sevgililer bir yanda, okulumdaki sevgililer bir yanda. Hiç birine ağzımı açıp da “ Ben sana yangunum gız” diyemeden, akıp geçti seneler.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

  BARTINDAKİ YILLAR: BEN, EBEVEYNİM, VE OTURDUĞUMUZ İKİ KATLI EV. (ASMA YOLUNDA)

     Lafı şuna getireceğim.  Okulumuzdaki bir kıza aşıktım. O, hayatı boyunca bunu hissetmedi bile. Şiirler yazdım, ona okuyamadım. Şiirler yazdım ona, gönderemedim. Eee geriye ne kalıyordu? “Yayınlamak.!”

       Okulun bir sınıf gazetesi vardı aylık.  Kocaman kartona gazete gibi başlıklar açılır,  kesip yapıştırma resimlerle, el yazması idi. Sınıf giriş kapısı yan duvarında, daha ilk girişte  gözükürdü. Oraya asılırdı. Yazı ailesine işte o şiirimi verdim. Yayınlansın diye. Sevgilim şiirimi okuyacak, kulaklarına kadar kızaracaktı.  Sonra sonra bana rastladığı zaman, gözlerini yere  indirirken,  yanakları kızaracaktı. Ben de gururlanacaktım. Ki, elimiz elimize bile değmemişti. Belki o, farkında bile varmamıştı mevcudiyetimi. Anlayın yani. Veresiye bir aşk!

Ne gezer. Bunların hiç biri olmadı. Duvar Gazete ilgilisi, kurnaz çıktı.  İlişkili bir aşk şiiri olduğunu hissediverdi. Ve yazım konmadı  o hafta.

Çılgına döndüm. Hayallerim yıkıldı. Ve  bir gün  okulda kimse yokken, hademeyi atlatıp okula girdim.  Sınıf kapısının  yanı başındaki o  duvar gazetesini yakaladığım gibi paramparça ettim. İşte o zaman rahatlamıştım.

Sonraki günler, kara kara düşündüm. N’apsam acaba derken, nihayet çareyi buldum.  Şiirimi  Bartın Gazetesinde yayınlatmak.

       İdarehane, şimdiki gibi bir kırtasiye dükkanı  idi. Gazetenin patronuna  gittim. Dev gibi adam. Cebimdeki buruşuk kağıdı uzattım. Şiirim var dedim. Aldı, baktı, evirdi, çevirdi. “Biz şiir basmıyoruz evladım” dedi.  O an yıkılmıştım. Sonradan öğrendim  Cemal Aliş imiş o dev adam.

       N’apsam n’apsam derken,   matbaalarına gittim.  Gazete basılan makineyi gördüm. Başında, ince uzun, sinirli bir görünüşü olan  Kont Osman denilen adamla  tanıştım.  “Sana yardım edeyim” diyerek, makinenin kolunu kaptım. Her çevirişte, eğilip doğrulduktan sonra,  gazete yüklü tabla,  yan tarafımdaki basılı  gazeteyi taşıyıp bırakıyordu. Her seferinde doğrulduğumda,  basılı gazeteyi görebiliyordum. Kont Osman’ın acelesi vardı. Yemeğe gidecekmiş. Kolu bırakmamı ısrarla istiyordu. Ben de bırakıverdim.

      Neden çevirdim ben o kolu derseniz,  patronlardan biri görür de, halime acırlar da, insafa gelirler de, şiirimi elbet bir gün basarlar diye düşündüm. Şair aklı bu ya. Bu seferi Kont Osman engeline takıldım.

        Böyle bir anım vardır. Ve Bartın’da babam Emniyet Amiri olduğundan, arada sırada  olayların ardından babamın resmini basarlardı baş köşeye. İşte o  BARTIN Gazetelerini babam biriktirir,  onun o meşhur kilitli sandığında yer alırdı. Biz nereye tayin olursak olalım, o gazete tomarı, sararmış solmuş olarak bizle beraber gelirdi.

       Bartın Gazetesi, bizi,   tayin olunan illerimizde bile takip etti. Açar açar, babamım başarılarını gazeteden okumak, bana kıvanç verirdi. Ah bir de şiirimi bassalardı ya. Kısmet. Olmadı.

Ve o TİPO  Baskı makinesi, Bartın’ın sel felaketinde sulara kapılmış. Bir gittiğimde, o makine ile bir daha tanıştım. Alişlerin evi altındaydı. Bir defasında, çamurlarla kaplı makineyi gördüm. Ve makinenin kolunu aradım.  Esen Aliş: “ Kolu kayıp. Bulunca sana haber vereceğim” derdi. Aliş, benim bu hikayeyi biliyor.

       O gün bu gün, Bartın Gazetesi, tam 95 yıldan bu yana yayımlanıyor. Bu gazeteden nice nice yazarlar yetişti. Rıfat Ilgaz bile bu gazetede yazılar yazdı.

       Sonra sonra bir mevzu açıldı makinenin kolu bulunduktan sonra. Bu kol, makineden daha şöhretliymiş meğer. Sade ve sadece bu kolu ben çevirdim diye düşünür ve onur duyarken, oooo, bir de baktım  Bartınlılar hizaya girmiş, “Ben de, ben de, ben de” diyenler sökün ediverdi birde. Hadi biz bir gaye için çevirdik o kolu.  Ya diğerlerine ne oluyordu? Kıskandım vallahi. Ne şöhretli kolmuş bre. Onun için de, artık şişinmiyorum  “Koskoca Bartın Gazetesinin makinesinin kolunu çevirmiş adamım” diye. Bu kol var ya, bu kol. Hayallerimi, “suya düşürdü” Bu kol dan da zılgıt yemiş oldum.

       Ama  sonunda yazarı oldum. Bana yer verdiler. Bartın sevdamı yazıyorum,  üç beş yıldır. İnsanlarla tanışıyorum.   

      Bartın Belediyesi, büyük bir duyarlılıkla bir hazine koydu ortaya. Koskoca bir müzede, maziyi tanıtıyor. Öz değerlerimizi ortaya koyuyor. Nesillere hitabediyor. Demek ki bu makine; konduğu müzede, seni, beni, onu, bizi, hepiciğimizi, yaşatacak. Eli öpülür bu makinen be !.

       Çok müsterihim. Kıvançlıyım. Sevinçliyim. Bartın Gazetesinde yazdığım için. Burada yazmak, bir ayrıcalıktır.

       Özetlersek, ben Bartın’da, gönlümü, dayanağımı  buldum. Gönlüm, her daim, bu koskoca müzede olacak. Nasıl dedim ama, di mi?

       Ne mutlu !

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi    

BARTINDAKİ ORTAOKUL YILLARIM.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, ayakta duran insanlar, çocuk ve açık hava OKU L ARKADAŞLARIM..ORTADAKİ BEN.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, açık hava

SPOR ÖĞRETMENİ ERTUĞRUL ÖDER HOCAMIZ VE ÖĞRENCİLERİ

Görüntünün olası içeriği: iç mekan

İŞTE TİPO BASKI MAKİNESİ. BU GÜN MÜZELİK.  SELLER ALTINDAN KURTARILDI.

Görüntünün olası içeriği: ev ve açık hava

BU GÜZELİM OKUL YIKILDI ŞİMDİ. BU OKULDA OKUDUM

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, müzik enstrümanı çalan insanlar, gitar ve açık hava

ORTAOKUL HOCALARI VE ÖĞRENCİLERİ. SAĞDA OTURANLARDAN   İKİNCİ OLAN,   BEN. İZCİ KIYAFETİYLE. YANIMDAKİ  YAVUZ SAYGINER (İSTANBULDA  TCDD'DE)

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, iç mekanGörüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, iç mekanGörüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, iç mekan

ESEN ALİŞ. BARTIN GAZETESİNİN SAHİBİ. TÜRKİYEDEKİ YEREL BASIN ARASINDA EN BÜYÜK VE EN ÇOK ÖDÜLLERİ TOPLAYAN BİR GAZETENİN SAHİBİ.. .KENDİSİ, ARŞİV KARIŞTIRMASINI SEVER.

Otomatik alternatif metin yok.

Otomatik alternatif metin yok.

SELLERİN ALTINDA KALMIŞTI BU BASKI  MAKİNESİ. ŞİMDİ  MÜZEYE TERFİ ETTİ.

Otomatik alternatif metin yok.

MAKİNENİN KOLU.

Görüntünün olası içeriği: TC Muzaffer Cellek, gülümsüyor, yiyecek

BASKI MAKİNESİ... SELDEN SONRA ŞİMDİ MÜZEYE ARMAĞAN EDİLDİ.

Görüntünün olası içeriği: iç mekan

BARTIN'DAKİ TARİHİ BİR MÜZEDE, TARİHİ BİR MAKİNE YERİNİ ALMIŞ OLDU BÖYLELİKLE.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, TC Muzaffer Cellek dahil

BARTIN GAZETESİNDEKİ KÖŞEM. YAZSAK DA, YAZMASAK DA, O GAZETE BİZİM GAZETE. EVLADİYELİK.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 1579
Toplam yorum
: 3861
Toplam mesaj
: 497
Ort. okunma sayısı
: 848
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster