Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
592
 

Mevti-i Usame Bin Lâdin

Mevti-i Usame Bin Lâdin
 

Osama bin Lâdin


Usame Bin Lâdin öldürülmüş. 

Öyle diyorlar. 

Yazılı ve görsel medya dünden beri hep bunu yazıyor, bunu söylüyor. 

Açıklamalar, yorumlar, değerlendirmeler gırla gidiyor. 

O kadar çok ve o kadar birbirinden farklı açıklamalar yapılıyor ki, insan hangisine inanacağını şaşırıyor. 

Bir rivayete göre baskın, sadece yakalamak amacıyla başlatılmış. Ancak, Lâdin'e isabet eden bir kaza kurşunu onu öldürmüş. Başka bir rivayete göre ise, saldırı zaten onu ortadan kaldırmak niyetiyle düzenlenmiş. 

Neyse, şöyle veya böyle (eğer doğruysa tabi) Lâdin'i temize havale etmişler ama inancına saygıda kusur etmemişler. 

Müslümandır diye adamın techiz ve tekfinini islami usüllere göre yapmışlar! Hatta ingilizce yapılan duaları arapçaya bile çevirmişler. Belki de Usame anlasın diyedir! Ancak sıra defin işlemine gelince kıvırmışlar. Mezar kazmak zor gelmiş olmalı ki, bu kadar itinadan sonra götürüp denizin ortasına bırakıvermişler! 

Bunu, "Usame'yi hiç bir ülkenin kabul etmeyeceğini düşündüğümüz için yaptık!" demişler. Tabi biz de inandık iman ettik! Umarım tabutuna, onu dipte tutacak bir ağırlık bağlamışlardır. Eğer böyle yapmamışlarsa ceset yakında, Kaliforniya sahillerinde karaya vuracaktır! Ve plajlarda güneşleyen bir çok yaşlı Amerika'lının kalpten gitmesine sebep olacaktır. Malûm önümüz yaz! 

Amerikan istihbaratı Bin Lâdin'i yıllardır takip ediyormuş ama yerini bir türlü tesbit edemiyormuş. 

Hatırladığım kadarıyla dünyaya, onun Tora Bora dağlarındaki mağralarda yaşadığını duyurmuşlardı. Kayaları delip geçen bombalar kullanarak ortalığı darma duman etmişlerdi ama Usame'ye hiç bir şey olmamıştı. Tıpkı bizim, Kandil'i havadan hallaç pamuğuna çevirdiğimiz halde PKK'lılara hiçbir şey yapamadığımız gibi! Saldırının hemen ardından Lâdin, "ben burdayım ve yaşıyorum!" anlamında mesaj göndermişti. 

Şimdiye kadar Amerika dahil herkes, Bin Lâdin'in dağlardaki mağaralarda saklandığını sanıyormuş! Meğer Usame, sanıldığı gibi dağlarda değil Pakistan'ın Abbotabat kentinde, bir polis karakoluna 250 metre mesafedeki bir şatoda yaşıyormuş! 

Amerikan istihbaratı önce Lâdin'in, içinde internet bağlantısı bulunmayan bu yüksek duvarlı şatoda ikamet ettiğini tesbit etmiş! İnternet olsaydı ne olurdu doğrusu bilmiyorum. Herhalde Bin Lâdin'i tanıyıp alârm verirdi! 

Sonra da bu şatonun bir benzerini yapıp aylarca tatbikat yapmış. 

Arkasından da Alllah ne verdiyse deyip hücuma geçmiş! Askerlerin saldırdığı binanın alev alev yandığından kimse kuşku duymuyor. Ama Usame'nin bu baskında öldürüldüğü iddiasına çok kimse şüpheyle yaklaşıyor. 

Zira, "ölü Usame" fotoğraflarının foyası daha gün bitmeden ortaya çıktı. Resimler montajmış ve uzun süredir internette dolaşıyormuş. Yani yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmadı. 

Saldırıda öldürülen dört kişiden biri kadınmış! Canlı kalkan olarak kullanıldığı için hayatını kaybetmiş. Ayrıca binanın içinde bonus olarak, (!) dokuz adet kadınla yirmi üç adet çocuk bulunmuş. Bunlar, Pakistan'lı yetkililere teslim edilmiş! Çünkü Amerika'lılar, kadın ve çocuklar konusunda çok hassastırlar! 

Burada, Irak'ta ve dünyanın bir çok yerinde Amerikalıların kanını döktükleri yaşlıları, çocukları, işkenceyle veya doğrudan hedef alarak öldürdükleri kadınları hatırlamamalısınız! Çünkü USA'nın, açıkgöz (!) masal uydurucuları bizden, balık hafızalı olmamızı rica ediyor! Ayrıca yazdıklarımdan daha fazlasına yani, Bin Lâdin hakkında uydurulan tüm hezeyanlara inanmamızı istiyor! Lütfen onları kırmayalım, bu konuda anlatılanların hepsini yutalım! 

Zengin bir ailenin çocuğu, "her türlü imkanı elinin tersiyle itip, niye dağlarda dolaşır, mağralarda yaşar ki" demeyin. Çünkü bunun bir cevabı vardır. Bin Lâdin, ailesi tarafından dışlanmıştır! O da dışlanmanın intikamını ailesi yerine, dünyadan almaya karar verip dağa çıkmıştır! İyi mi? 

Müslüman olan ailesi tarafından dışlanan bir şahıs hıncını, "niye batılı hristiyanlardan alır" diye de düşünmeyin. Bunlara kafanızı yormayın. Olur böyle vakalar! 

Dinlediklerimin içinde inandırıcı bulduğum tek şey şudur. Her ülkede farklı görüşte odaklar vardır. Bizdeki, "Ergenekon yoktur"cularla, "vardır"cıları buna örnek gösterebiliriz. Eski Başkan Bush'u şaibeli biçimde ikinci kez iktidara taşıyan güç Ortadoğu siyasetini, "ha müslüman, ha terörist" savı üzerinden yürütüyordu. Bölgeye yönelik politikası buydu. Tabi bunda İsrail'in rolü büyüktü. 

Barak Huseyin Obama'yı başkan yapan odak ise galiba, daha farklı bir yol izlemeyi düşünüyor. Ortadoğu siyasetini, nisbeten İsrail'den bağımsız kılmaya çalışıyor. Kısacası bu kesim, Usame Bin Lâdin gibi taşeronlara ihtiyaç duymayacakmış gibi görünüyor. Daha açıkçası El Kaide'yi tasfiye ediyor. Bence meselenin özü budur. Gerisi hikâyedir. Okuyup dinlediklerimiz ise, her sır olayın arkasından yapılan kafa karıştırmadan ibarettir. 

Resim:beyazgazete.com 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşgal edilen Afganistan’da işlerin kolaylaştırılmasının yanında, İslam’ı dünya kamuoyuna yanlış tanıtmanın; Nükleer silah var! yalanı Irak’ı paylaşmanın, kuzuyu yutmanın bahaneleridir. Aslında sıkıştıklarında ; “ABD’nin çıkarları bunu gerektiriyor.” Diyerek pervasızlıklarını ortaya koymakta çekinmemektedirler. Bu noktada bizlere düşen nedir? Bu bir devlet politikası da olabilir, bilinmemektedir. Ancak, Türkiye’nin özellikle gençliğin mühendislik alanlarına ilgi göstermeleri sağlanmayarak bir şekilde gelişmiş batı karşısında bilgi ve teknoloji üretmeyerek onların fasoncusu olmaya devam edilmektedir. Eğer, bilgi ve yüksek (nükleer) teknoloji üretemiyorsak, açık olarak bir sömürge olmaya aday! olduğumuz gerçeği unutulmamalıdır. Toparlarsak, ne kanaat önderleri, ne medya, ne de siyasetçiler halkın dikkatine bu konuyu çekmemekte ve (halkın en azından bir kısmında) soru işareti oluşturmamaktadır. Hz. Muhammed (s.a.v) ne demektedir? Düşmana silahı ile mukabele ediniz. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 04.05.2011 12:43
Cevap :
Diyorum ki, bu güçlü mihrakların otomobil dahil, ürettiklerini satabilmek için terörist beslemeye, orda burda bomba patlatmaya, dünyayı yaşanmaz hale getirmeye, bu kadar pisliği işledikten sonra da bir dizi yalan söylemek zorunda kalmaya ihtiyaçları yoktur. Bu kadar komik ve acınası duruma düşmeden de mallarını satabilirler. Zaten satııyorlar da... Yalnız şu gerçeği gözardı edemem. Sistemin yürümesi, yani çarkın dönmesi için tankların, topların, tüfeklerin ve mermilerin de otomobiller gibi satılması lazımdır. Aksi taktirde silah kartelleri iflas eder. Bu durum ise, bir takım yalanlar ve tezgahlarla halk nezdinde savaşın meşrulaştırılmasını gerektiriyor. Vahşice bir fikir olsa da bunun bir mantığı olduğunu inkar edemem. Daha açıkçası bunu anlayabiliyorum ama aynı mihrakların terörü kullanarak toplumları yıldırmaktaki amaçlarını anlayamıyorum. Gördüğüm kadarıyla terörün çok fazla ekonomik getirisi olmuyor. Selamlarımı sunar, Allah'tan hayır ve iyilikler dilerim.  07.05.2011 2:22
 

Değerli Hüseyin Bey, Kendinizi güçlü hissettiğinizde, Demirel gibi, “Vermişsem ben verdim!” Veya “ABD’nin çıkarları bunu gerektiriyor.” Veya Kanuni’nin ifade ettiği gibi; “Dünyanın idaresi tahtımın ayaklarının altında!” diyebilmektesiniz. Batı şu anda bilgi ve teknoloji lideridir. Bu nedenle büyük ekonomik güce sahiptir. Kapitalizm zayıf taraflarından birisi de, sürekli üretimi ve talebi artırarak büyüme zorunluluğunda olmasıdır. Batı (ABD-AB) yaşlandı. Ürettiklerine yeni müşteriler (milletler) gereklidir. Arap-Afrika’nın (sözde) demokratikleştirilmesinin (biz de buna dâhiliz) altında, iş başında birkaç aile yerine servetin yayılması ve yeni satınalma-müşteri grubu oluşturulması vardır. Ekonomimizin büyümesine bakıldığında, ithalata dayalı ihracat ile gereksiz harcamalar görülecektir ve satılan yüzbinlerce otomoil buna örnek; Saddam, Mübarek, Bin Ladin, Taliban bu karışık oyunda oyunculardır. 11 Eylül, silah tüccarlarına iş çıkarmasının yanında Afganistan’ın işgalinin; Taliban,

Canmehmet 
 04.05.2011 12:34
Cevap :
Değerli Canmehmet: İddianızda sonuna kadar haklısınız. Çarkın anlattıınız gibi işlediği konusunda hem fikiriz. Esasen bu hususlarda söyleyebileceğim bir şey de yok. Zira ekonomiden pek fazla anlamam. Anlasam bile mevcut kapital sistemini, başka bir sisteme tahvil etme şansım yoktur. Buyurduğunuz gibi bu konunun ipleri güçlü mihrakların elindedir. Benim taktığım bu değildir. Benim taktıkların sizin ikinci bölümde anlattıklarınızdır.  07.05.2011 1:55
 

Üsameye mevlit okutuyorsun sandım.Malum helva yemeyi severim de:)))

Mehmet Oyan 
 04.05.2011 1:35
Cevap :
Sevgili dost: İstediğin helva olsun. Yalnız bu işe Üsameyi karıştırmayalım. Zira CİA yeni arananlar listesinin başına koyacak birilerini arıyormuş! Hiç belli olmaz; bir de bakmışsın "Wanted! olmuşuz! :))) Uyarı: Okuduktan sonra üç kere tahtaya vurmayı unutma!  04.05.2011 10:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 689
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster