Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '12

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
283
 

Millet ve devlet olabilme

Millet ve devlet olabilme
 

ÜÇ MAYMUNU OYNA DENİLİRKEN GELİŞEN ZAMANDA BU DÖRT MAYMUNA ÇIKTI


Her zaman hayatta ve yaşamın her katmanında ilkler ile başlangıçlar zor olmuştur. Ancak en kötü karar bazen karasız kalmaktan iyi olsa da sonucun büyük hüsranlara ve yıkımlara sebebiyet verdiği gerçeği ile birlikte geriye dönüş yollarının kapandığı da bir gerçektir.

Dünyadaki ilk yaradılış, her bir insan topluluğuna ve dini inanışına göre değişimler göstermektedir. Bu değişimlerle birlikte insanın tek olarak yaşam süremeyeceği ve birliktelikler kurmaya çalıştığı bir gerçektir. Bu gerçekler doğrultusunda topluluklar kendi düşünce, yaşam tarzları, yeme içme alışkanlıklarını inanışlarını, korkularını ve gelecek birlikteliklerini kurmaya çalışmışlar ve topluluklar kurmuşlardır. Bu topluluklar aynı coğrafya parçasını paylaşarak aynı dil, ırk, din, tarih, kurallar bütününü oluşturan yasalar, örf ve adetleri,gelenek ve görenekleri ile yaşama arzularının birlikteliğine Millet adı yaşadıkları coğrafya parçasına da Vatan denmiştir

16. yüzyılın en büyük tarihçilerinden Gelibolulu Mustafa Ali,  Kühn-ül Ahbar adlı eserinde “seçkin millet, güzel ümmet, Türk Milleti” nitelemesini yapmış.

Avrupalılar 11. yüzyıldan bu yana Anadolu için kullanılan Türkiye sözcüğünü, Osmanlılar için de kullanırdı. Avrupa haritalarında Osmanlı; Türk İmparatorluğu olarak gösteriliyordu. Padişah’a da Türk sultanı diyorlardı. Osmanlı’ya gelen seyyahlar “Türkiye’ye geldik” deyimini kullanıyorlardı. Adı Türk’le 1603 yılında Richard Knolles’in yazdığı eserde Osmanlı’yı anlatılmaktaydı. Kitabının ilk cümlesi ise: Türklerin muhteşem imparatorluğu çağımızın dehşeti” olarak başlıyordu. Avrupalılar Müslüman olan birisine “Türk oldu” diyorlardı. Uzun süre Osmanlı’da kalan ve kültüründen etkilenen seyyahlar “Türkleştikleri” suçlamasıyla hapse bile atılabiliyordu. 1500'lü yıllarda Avrupa’da “acaba bu sene Türkler ülkemize gelir mi” sorusu hep sorulur muştu.

Toplumların bir araya gelmesi ile birlikte ortaya çıkan yönetim şekillerini insanlar asırlardır tartışmış, uygulamış, denemiş ve yeni yönetim şekilleri bulmaya çalışmıştır. Tarih açıp tarih kapatan özgürlüğünü hiç bir şeye değişmeyen Türk Milleti imparatorluk ve padişahlık yönetiminden vazgeçerek Cumhuriyet yönetiminin temellerini Misak-ı Milli” (Ulusal Yemin) olarak bilinen ve tanınan metin ile 28 Ocak 1920 tarihinde Osmanlı Mebusan Meclisi’nde yapılan bir gizli toplantıda “Ahd-ı Milli Beyannamesi” adı altında kabul edilmiştir. 12 Şubat 1920 tarihinde Mebuslar Meclisi, Edirne Milletvekili Şeref Bey’in önerisi üzerine, Misak-ı Milli’nin bütün dünya parlamentolarına ve basına açıklanmasını kararlaştırmışlardır. Bu karar ile birlikte Türk Milletinin yeni yapılanması ve meclisi ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yapılanma da çeşitli görüşler ve zıtlıklar oluşmuştur. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk düşüncesini belirtmiş ve son noktayı koymuştur.

" Efendiler, meselenin bir daha tekrarlanmaması ricasıyla bir iki noktayı arz etmek isterim: Burada istenilen ve Yüce Meclis’imizi oluşturan kişiler, yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Lâz değildir. Fakat hepsinden oluşmuş İslâm ögeleridir. Samimî bir topluluktur. Bundan dolayı, bu yüce heyetin temsil ettiği, hukukunu, hayatını, şeref ve şanını kurtarmak için karar verdiğimiz emeller, yalnız bir İslâm unsuruna ait değildir. İslâmi unsurlardan oluşmuş bir kütleye aittir. Bunun böyle olduğunu hepimiz biliriz. Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan, sınır meselesi tâyin ve tespit edilirken, millî sınırımız İskenderun’un güneyinden geçer, doğuya doğru uzanarak Musul’u, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü içine alır. İşte millî sınırımız budur dedik! Hâlbuki Kerkük’ün kuzeyinde Türk olduğu gibi Kürt de vardır. Biz onları ayırmadık. Bundan dolayı korunması ve savunmasıyla uğraştığınız millet doğal olarak bir öğeden ibaret değildir." Diyerek yeni bir devrimin başlangıcı olmuştur. Diğer bir sözünde ise ulu önder;

 “Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.”demiştir

Bu düşüncelerle kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin de kendine özgü kuralları ve düzeni vardır. Bünyesinde bulunan milletlerin birleşmesiyle oluşan yaşam tarzlarının ve devlet olma niteliklerinin temellerini oluşturan birde Anayasası bulunmaktadır. Bu Anayasanın oluşmasında ve uygulanmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde millet tarafından seçilerek görev yapan Millet Vekillerin göreve gelmeden önce yaptıkları yemin Anayasanın 81. Maddesine istinaden;

 "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, (...) laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma (...) namusum ve şerefim üzerine and içerim."dir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin En üst yetkili makamı ve kişisi olan Cumhur Başkanı ise Türkiye Büyük Millet Meclisi huzurunda görevine başlarken Anayasanın 103.maddesine istinaden;

"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, (...) Atatürk ilke ve inkılâplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, (...) namusum ve şerefim üzerine and içerim."dir.

Bu sistem ve rejim içerisinde Anayasanın 24.maddesine istinaden herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 66. Maddesine istinaden de Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. İbareleri yer almaktadır.

Milli birlik ve beraberlik çok önemlidir. Bu beraberlik ile oluşturulan devletler dış güçlere karşı daha dirayetli ve tutarlı olurlar.Kendi içlerinde barışık yaşarlar.Bu düşüncelerde olan ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK;

  ’Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. ‘’(1919)demiştir

Milli birlik ve beraberliğin sarsılmaz temeli olan Türkiye Cumhuriyetinin Anayasası ve milletini millet yapan unsurların başında gelen 66. Madde vazgeçilmezdir.

‘’Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. ‘’(1936) demiştir.

 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilanının ardından,  1 Kasım 1928 tarihinde YeniTürk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun çıkmıştır.

Yine Anayasanın 41 Maddesi-(Değişik: 3/10/2001-4709/17 md.) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. İle 42. Maddesindeki - Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz

Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.

Türkçe'den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır denilmektedir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyetinin Anayasası girişinde;

Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

(Değişik: 3/10/2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve  “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu.

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. Denilmektedir.

İşte bu düşünce ve duyguların ışığında ecdadımızın inceden inceye düşünerek gerçekleştirdiği Anayasa düzeni içerisinde bu Milleti tekrardan ayırmaya uç noktalara itmeye, kardeşi kardeşe düşman etmeye, milli şuurları ortadan kaldırmaya, sözde birliğin olduğu gibi özde de birliğin olması, Mehmet Akif’inde dediği gibi Allah Bu Millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın  dilek ve temennilere katılarak saygılar sunuyorum.

‘’Birlik ve beraberlik içerisinde olan toplumlar ve birliktelikler sonsuza kadar huzur içerisinde yaşarlar. Kim bu dünyadan giderken yanının da ne götürmüş ki, bu kadar hırslı olanlar yanınızda ne götüreceksiniz’’

2012 SHG

 Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/215692-misak-i-milli-nicin-hazirlandi.html#ixzz1xYhFerlx
Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/215692-misak-i-milli-nicin-hazirlandi.html#ixzz1xYgf4oFo

Kaynak: http://www.tbmm.gov.tr/anayasa.htm

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1'da_T%C3%BCrkl%C3%BCk- http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lk_insan

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/228445-vatan-nedir.html#ixzz1xYeC6l8I

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 2149
Kayıt tarihi
: 21.08.07
 
 

Sağlık sektöründe toplum sağlığı teknisyeni olarak çalışmaktayım. Yüksek okul mezunuyum. Konuşmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster