Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
5056
 

Milliyet Blog yazarlarına yazım hataları konusunda açıklama!

Milliyet Blog yazarlarına yazım hataları konusunda açıklama!
 

Sevgili arkadaşlar. Çoğunuz eğitimli, kültürlü ve değerli insanlarsınız. Ama çoğunuz da yazılarınızda Türkçe'yi yazım kurallarına uygun şekilde kullanmıyorsunuz. Bu beni çok üzdüğü için, ara sıra sizleri eleştiriyorum ve kendimi sevimsiz hale getiriyorum. Bu, daha fazla üzülmeme neden oluyor tabii.

Burası bir Edebiyat Sitesi değil ama, Türkiye'nin en büyük Medya Kuruluşunun Sitesi. Milyonlarca insan girip çıkıyor siteye. Dikkatli yazmakla, Türkçe'yi düzgün kullanmakla ne kaybımız olur?

Yazım Kuralları konusunda bazı uyarıları, çok beğendiğim ve yıllardır faydalandığım ''http://www.edebiyatturk.com'' sitesinden alıntı yaparak, siz değerli arkadaşlarımın faydalanması için buraya aktarıyorum. Lütfen üşenmeyiniz, dikkatlice okuyunuz, mutlaka faydalanacaksınız.

Kendisini bildi bileli yazanlar da, doktor, avukat, gazeteci, dilbilimci olanlar da okusunlar!

Kimsenin güzel Türkçe'mizin güzelliğini bozma hakkı yok. Benim de, senin de, onun da, sizin de, onların da, sizlerin de...
Saygılarımla. Mustafa Mumcu 07 Ekim 2007 Saat: 09:13

TÜRKÇEMİZİ GÜZEL KONUŞUP YAZMAMIZ İÇİN BAZI KURALLAR:
(Http://www.edebiyatturk.com sitesinden alıntıdır. Hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Bu faydalı siteyi tüm Blog yazarı arkadaşlara tavsiye ederim.)

*********************

Nasıl yazacağım?
Yazmaya başlarken bunu sorarız kendi kendimize. Çok basit kurallar, iyi yazmanızı sağlar. En azından yazdıklarınızın iyi görünmesini, iyi okunmasını sağlar. Bu iyi okunma ve görünme, kuşkusuz içerikle ilgili değil. Burada kastedilen biçimsellik. Yazarken biçimle ilgili uymamız gereken belli başlı bazı kurallar var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

BUNLARI YAPIN

* Mutlaka sık sık paragraf yapın.
Paragrafsız bir yazı upuzun ve ürkütücü bir duvara benzer. Böyle bir duvarı kimse görmek istemez. Yazınızı da kimse okumak istemez.

* Her noktalama işaretinden sonra, (yani virgül, nokta, üst üste iki nokta, soru ve ünlem işaretleri gibi) bir boşluk (yani espas) bırakın.
Bunu yapmazsanız cümleleriniz ve sözcükleriniz karmakarışık bir koyun sürüsüne benzer. Hiç birini diğerinden ayıramazsınız.

* Ne kadar sade yazarsanız o kadar güzel görüneceğinden emin olun.
Yani mümkün olduğu kadar az noktalama işareti kullanın. Gereksiz tırnaklardan, parantezlerden, çizgilerden, şapkalardan kaçının. Noktalama işaretlerini sadece gerektiğinde ve zorunlu olduğunuzda kullanın ki onların da kıymeti bilinsin.

* İmla kurallarına mutlaka uyun. O kurallar dilin birliğini ve düzenini sağlar.
Yazdıklarınızın okuyan herkes tarafından anlaşılmasını sağlar. Bilmediğiniz bir imla kuralı olursa diye, yanınızda bir "imla kılavuzu" bulundurmanız sizi küçük düşürmez.

* Kısa cümleler okunma açısından büyük avantaj sağlar.
Tamam, uzun cümleler kurup ne kadar usta yazar olduğunuzu göstermek isteyebilirsiniz. Ama art arda sıralanmış onlarca sözcüğün insan beynine anlamlı bir mesaj göndermesi, birkaç sözcüğün göndermesinden daha zordur.

* Artık çoğumuz bilgisayarlarda, klavyeleri kullanarak yazıyoruz. Yazı büyüklüğünüzün (yani punto) ve yazı karakterinizin (yani font), kullandığınız dile uygun olmasına özen gösterin. Çok küçük de olmasınlar, çok büyük de. Unutmayın yazınız binlerce bilgisayarda açılacak. Her yerde aynı düzenlilikte görünmesi, sık kullanılan yazı tipleri (font) ve normal ölçülerde bir punto seçmenizle mümkün olabilir.

* Boşluklar çok önemlidir.
Yukarıda her noktalama işaretinden sonra boşluk bırakmanız önerildi. Yazınızın bütününün biçimsel olarak sıcak görünmesi için, yanlardan, alt ve üstten de uygun boşluklar bırakmalısınız. Derli toplu bir görüntü, karmaşa karşısından her zaman avantajlıdır.

Yazıda bazı durumlarda başlık (yani belirleyici, vurgulayıcı sözcük ya da sözcükler) kullanırız. Bunların dikkat çekmesi için yazının bütününden farklı bir font ve punto ile yazılmaları gerekir.

DOĞRU SÖZCÜKLER


İmla kurallarına mutlaka uymalısınız.
Türkçe’de bazı sözcükler söylenişlerindeki kolaylık ve alışkanlığın yazı diline de yansıması sonucu yanlış yazılıyor. Bunları yaparsanız, yazınızı okuyan sizin için “acemi” diye düşünür.

“Acemi” bir yazar olarak adlandırılmamak için şu sözcüklerin yazılışına mutlaka dikkat edin:

Yanlız değil yalnız yazmalısınız

Yalnış değil yanlış yazmalısınız

Çünki değil çünkü yazmalısınız

Herkez değil herkes yazmalısınız

Kurdela değil kurdele yazmalısınız

Meyva değil meyve yazmalısınız

Makina değil makine yazmalısınız

Sarımsak değil sarmısak yazmalısınız (Kaynak TDK Türkçe Sözlük)

Fasulya değil fasulye yazmalısınız

Ambülans değil ambulans yazmalısınız

Akedemi değil akademi yazmalısınız

Deklerasyon değil deklarasyon

Papuç değil pabuç yazmalısınız

Otobos değil otobüs yazmalısınız

Orjinal değil orijinal yazmalısınız

Konservatuar değil konservatuvar yazmalısınız

Alimünyum ya da aliminyum değil alüminyum yazmalısınız

Sovan değil soğan yazmalısınız

Kapora değil kaparo yazmalısınız

Prosedir değil prosedür yazmalısınız

traş ve heykeltraş değil tıraş ve heykeltıraş yazmalısınız

dokuman değil doküman yazmalısınız

Labaratuvar veya labaratuar değil laboratuvar yazmalısınız

Acenta değil acente yazmalısınız

ESPAS

İmla kurallarımızın en çok ihlal edilenlerinden ya da yanlış kullanılanlarından biri ayrı yazılması gereken eklerin bir türlü yazılmamasıdır. Dahi (üsteleme) anlamına gelen de’ler, da’lar ve ki’ler kullanıldıkları sözcükten bir boşlukla (espas) ayrılır. Yani “Ben de geleceğim” yazmalısınız. “Bende geleceğim” yazarsanız yanlış olur. “Ben de” deki bu de eki dahi anlamındadır. “Öyle sevdim ki, kimse inanamadı” yazmalısınız. “Öyle sevdimki kimse inanamadı” yazarsanız yanlış olur.

Soru ekleri de bağlı oldukları sözcükten bir boşlukla ayrılır. Bu ekler mi, mı, mu şeklinde olabilir. Yani şöyle: “Ben de geleyim mi?” Burada “mi” bir soru ekidir. Yapayım mı, seveyim mi... Gibi...

ÜNLÜ VE ÜNSÜZLER

Türkçe’de bazı harflere ünlü, bazılarına ünsüz denir. Sesli ve sessiz harfler tanımı da kullanılır.

Sesli harfler a, e, i, ı, o, ö, u, ü’dür. Sessiz harfler ise kalan 21 harf. Sessiz harfler kendi aralarında "sert" ve "yumuşak sessiz" olarak ayrılırlar. f, ç, h, p, k, s, ş, t sert sessiz harflerdir. Kalan sessizler ise "yumuşak sessiz". Sert sessizlerle biten sözcüklere bir ek yapılacaksa, bu ek de mutlaka sert sesiz bir harfle başlamak zorundadır. Örneğin “otobüsdeki” sözcüğü yanlıştır. Çünkü otobüs'ün son harfi s sert sessizdir. Bu nedenle de ekinin "te" şeklinde kullanılması gerekir. Yani doğrusu “otobüsteki”.

Peki, sert ve yumuşak sessizleri nasıl ayıracağız? Kullanabileceğiniz en basit yöntem “FISTIKÇI ŞAHAP” yöntemidir. Bu iki sözcükteki sesli harfleri çıkarın. Yani I’ları ve A’ları. Kalan harflerin tümü sert sessizlerdir. Eğer ekleyeceğiniz sözcüğün son harfi fıstıkçışahap’ı oluşturan sessizler arasında varsa, ek de sert sessizlerden, yani fıstıkçışahap içindeki harflerden (f. s, t, k, ç, ş, h , p) biri ile başlamalıdır.

ŞAPKA VE ÜNLEM

Şapka inceltme ya da uzatma işaretidir. Bazı sesli harflerin üzerine konur. A, u, i gibi. Amacı, bu harfin uzatılarak ya da iki taneymiş gibi okunması gerektiğini göstermektir. Yani şapkalı bir a harfi gördüğünüzde bunu aa gibi okursunuz. Türkçe’ye özellikle Arapça ve Farsça dillerinden giren sözcüklerdeki anlam karışıklığını önlemek amacıyla uzatma işareti kullanmak gerekiyor. Hala yazdığınızda bu sözcüğün babanın kız kardeşini kastettiği anlaşılır. Ama hâlâ yazarsanız bu devam eden, süregelen, devam etmekte olan anlamındadır. Aynı şekilde kar yazarsanız, meteorolojik bir olay anlaşılır. Kazanmak, çoğaltmak, artırmak anlamına gelen kâr’ı kastediyorsanız kâr yazmalısınız. Uçurum anlamındaki yar ile sevgili anlamındaki yâr’i de bir şapka ayırır. Genel kural olarak şapka bu üç sözcükte kullanılır. Çünkü hala ile hâlâ'yı, kar ile kâr'ı, yar ile yâr’i birbirinden ayırmak gerekir. Ama örneğin reklam yazarken şapkalı da yazsanız, şapkasız da o sözcüğün reklam olduğu anlaşılır. Yazının sade olması bakımından gereksiz ve sık şapka kullanılmaması yerindedir. Yazıyı illa "süslemek" istiyorsanız kullanın.

Yine yazının sadeliği, kolay okunması bakımından sık sık ünlem işareti (!) ve soru işareti (?) kullanmak da gereksizdir. Kurduğunuz cümle zaten bir vurgu içermiyorsa siz sonuna istediğiniz kadar ünlem işareti koyun istediğiniz etkiyi sağlayamazsınız. Ama yeterli vurgu varsa, ünlem işareti koymaya bile gerek kalmaz.

ŞU HAİN EKLER

Özellikle yabancı sözcükler ve kısaltmalara yapılan eklerde hatalı kullanım çok yaygın. Örneğin IMF kısaltmasına den, ye, nin benzeri ekler yapıldığında bu kısaltmanın orijinal okunuşuna göre mi, yoksa Türkçe okunuşuna göre mi ek yapılacağı kestirilemiyor. Doğrusu eki Türkçe okunuşuna göre yapmak. Yani IMF kısaltmasının son harfi "f" olduğuna göre yapılacak ekin de bu yumuşak sessiz harfe uygun olması gerekir. IMF’e (okunuş şekli orijinal ef’ten) yazılışı ya da söylenişi yanlıştır. Doğrusu IMF’ye (okunuş şekli Türkçe fe) olmalı.

NE ZAMAN AYRI NE ZAMAN BİRLEŞİK?

Türkçe’de 1980 döneminde başlayan ayrı mı yazmalı, birleşik mi yazmalı konusundaki kaos hâlâ sürüyor. Örneğin "karabahtım" mı yazılmalı, "kara bahtım" mı yazılmalı gibi. Bu tartışmanın temelinde sözünü ettiğimiz dönemde ülkemizdeki dilbilimciler arasında ortaya çıkan "öztürkçe", "canlı ya da yaşayan Türkçe" bölünmesi yatıyor. Öztürkçe’yi savunanlar genellikle birleşik, "yaşayan Türkçe"yi savunanlar ise ayrı yazımdan yanadır. Genel kural olarak, eğer iki ayrı sözcük birleşip yeni ve bambaşka anlamlı bir sözcük oluşturuyorsa birleşik yazılmalıdır. Örneğin, sivrisinek, anamuhalefet, karabasan, kardelen, tümdengelim, ortaokul, altyapı, üstgeçit, karadelik gibi...

GELİYİM Mİ, GELEYİM Mİ?

Sık yapılan yanlışlardan biri de bu. Yani soru eklerindeki ilgeçlerin (edatların) yanlış kullanımı. Geliyim mi, söyliyeyim mi, ağlıyayım mı, başlıyayım mı, yatırıyım mı demek ya da yazmak yanlıştır. Doğrusu geleyim mi, söyleyeyim mi, ağlayayım mı, başlayayım mı, yatırayım mı olmalı...

ŞİİR VE NOKTALAMA İŞARETLERİ

Sık yapılan bir başka hata şiirlerde dize sonlarında virgül kullanılması. Yapısı gereği şiirde bir dize ya bir cümledir ya da alt dizelerde tamamlanacak olan bir cümlenin parçasıdır. Bir cümle olması halinde dize sonuna virgül değil nokta konulur. Ki bu da şiirin görselliği, estetiği ve anlatım kaygısı bakımından illa gerekmez. Ustaların noktalama işareti kullanmadan yazdığı pek çok güzel şiir olduğunu hatırlayın. Bir cümlenin parçası olması halinde ise her dizenin sonuna virgül koymak, bir yandan anlamı karmaşıklaştırır, söylemi zayıflatır, bir yandan da görselliği içinden çıkılmaz hale getirir. Eğer şiirde bölünmüş bir cümleden oluşan birden çok dize varsa, anlamı zayıflatmamak, söylem kaybının önüne geçmek amacıyla virgül kullanılabilir. Ama "bu dize bitti, cümle bitmedi, alt dize ya da dizelerde sürüyor" mantığıyla her dize sonuna virgül koyarsanız estetikten, içerikten ve okuma kolaylığından ödün vermiş olursunuz.

BOL NOKTA BOL HATA

Türkçe imla kılavuzunda "yan yana iki nokta" şeklinde bir noktalama işareti yok.

Ama "yan yana üç nokta" Türkçe imlasında yer alan bir noktalama işaretidir. Bunu unutmayın.

Milli edebiyat akımının ilk dönemlerinde Latin alfabesine geçişin karmaşası içinde kimi yazarların kullandığı "yan yana iki nokta" yanlışı kısa sürede düzeltildi. Çoğu zaman düzyazıda, özellikle şiirde yapılan bir başka nokta hatası "yan yana üçten çok nokta" ya da "sıralı nokta" koymak. "Sıralı noktalar", kural olarak, bir metinde "bilerek ya da eksik bilgilenme nedeniyle" atlanan veya çıkarılan bölümleri belirtmekte kullanılır. Ya da bir yazının içine herhangi bir metinden bir bölüm alındığında, alınan bölüm metnin başından değil başka bir yerinden başlıyorsa, bunu belirtmek için "sıralı nokta" kullanılır. Siz, şiir ya da düzyazınızdaki cümlelerin sonuna "anlamı ve söylemi güçlendirme" kaygısıyla "üçten fazla" noktayı sıralarsanız, ortaya çıkan anlam budur: Yani kastınızdan çok uzak ve tümüyle yanlış bir anlam.

NİDÂ'YI NÂDİM ETMEYİN

Nidâ, bildiğiniz gibi, ünlem işareti. Bu tür düşünce, duygu ve fikirleri içeren cümlerin sonlarında korku, şaşkınlık, hayret, üzüntü benzeri güçlü duyguları belirtmek için konulur. Bağırma, haykırma, isyan etme, zafer düzeyindeki bir sevinci belirtme gibi güçlü duguysallık ve şiddet içeriği bulunan cümleler de ünlem işaretiyle bitirilir. Bilinmeyen, belirlenemeyen, anlam verilemeyen durumların ifade edildiği cümlelerin sonuna bunu vurgulamak amacıyla yine ünlem işareti konulur.

Sık yapılan bir hata, ya da yanlış anlama nedeniyle başvurulan bir yöntem, bu tür cümlelerde güya anlamı güçlendirmek, vurguyu artırmak amacıyla art arda ünlem işaretinin kullanılması. Oysa art arda iki ya da üç ya da dört ya da daha fazla ünlem işareti Türkçe'nin noktalama işaretleri arasında yer almaz. Ünlem işareti bir kez kullanılır ve istenilen vurguyu yapar. Eğer cümleniz zaten doğuştan vurgusuzsa sizin art arda ünlem işareti koymanız onu ne güçlendirir ne de kurtarır. Olsa olsa zayıflığını iyice ortaya çıkarır. Bir yandan da bu kadar kalabalık "nidâ" bir "nidâ"yı "nâdim" eder. Yani üzer.

Şimdilik bu kadar. Kolay gelsin.

NOT: Bir arkadaşımızın; bu bloğa yaptığı yorumda, beni dolaylı olarak ukalâlıkla suçlamasına üzülerek yayından kaldırdığım bloğumu tekrar yayına almak istedim. Hepimize faydalı olması dileğiyle.

Mustafa Mumcu 14 Aralık 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle belirteyim yazınızı çok beğendim. Elinize sağlık. Böyle bir konuda yazmanızı takdirle karşiliyorum ve teşekkür ediyorum. Çok faydalandım. Sizi eleştirmeye hakım yok ve haddimde değil. Şaşırdığım konu yazınıza gelen yorumlar. Yorumlarda sizi yanlış anlamışlar gibi geldi. Siz iyi niyetle çok güzel bir yazı yazmışsınız. Kimseyide eleştirmiyorsunuz. selam ve sevgiler.

Ayşe Yavuz 
 28.04.2008 14:49
Cevap :
Sevgili Ayşe Hanım, Beni eleştirmeye niye hakkınız yok? Rahatça eleştirebilirsiniz. Tabii bana cevap hakkı vermek kaydıyla. Bu arada o yazımdan dolayı beni eleştiren arkadaşlarımızdan çok, saygıyla teşekkür edenler de var. Mesela ALİ GÜLCÜ (Boncuk ALi) arkadaşımızla o yazıdan sonra daha samimi olduk. "OKUYUCU ASLA YAZARIN HATALARINI TAMAMLAMAMALI" Okuyucu yazardan öğrenmeli, yazar okuyucudan değil! Bir yazının değeri; içeriği kadar cümlelerinin düzgünlüğü ve yazım kurallarına dikkat edilmesi, noktalama işaretlerinin yerinde ve düzgün kullanılması ile artar. Türkçe'de üç nokta (...) var, bunun da nerelerde kullanılacağı belli. Ama 5-6-7 Allah ne verdiyse noktalamak ve daha sonra da "Ben böyle seviyorum." demek olmaz. Bizler "de ve da"yı ne zaman ve nerede ayrı, ne zaman bitişik yazacağımızı bilmiyorsak BLOG da yazmamalıyız, mektup da. Gülünç duruma düşüyoruz ve ısrarla aynı hataları tekrarlıyoruz. Israr edilince HATA olmaktan çıkıp ALIŞKANLIK oluyor tabii. Saygı ve sevgilerimle.  30.04.2008 20:21
 

35 adet yorum almiş yazınız. Hepsini okudum. Bitirince ekrana baka kaldım bir süre. Olamaz böyle bir şey. İnsanlarla yüzyüze konuşmak gibisi yok. Çünkü mimiklerinizi görürler kızgın mısınız, sakin misiniz anlarlar. Beden dili çok önemlidir. Ben telefonla bile karşımdakini görmediğim için önemli, hassas konuları konuşmak istemem. İşte burada yazmanın ne kadar zor ve yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu görüyoruz. Yazmak çok zor! Selamlar.

Ayşe Yavuz 
 28.04.2008 2:34
Cevap :
Sevgili Ayşe Hanım, öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Anlayamadığım nokta şu; benim, Türkçe'yi düzgün yazmaya gayret göstermemizle ilgili ricalarımı mı yadırgadınız? Mimik olmayınca birbirimizle anlaşamaz mıyız? Bence anlaşırız. Ama ne demek istediğimizi açıkça yazmalıyız. Siz biraz anlaşılmamaya çalışmışsınız gibi geldi bana. Beni eleştiriyorsunuz ama kibarlığınızdan ve nezaketinizden dolayı bunu direkt yapmıyorsunuz. Bence yazmak dünyanın en güzel uğraşılarından biridir ve çok kolaydır. Herhangi bir web sitesinde başkalarının da okumasına açık bir ortamda yazan bizler, eleştiriye de tahammül edeceğiz. Yeter ki provokasyon amaçlı veya art niyetli olmasın. Siz de yazımı beğenmemiş olabilirsiniz. Yani "herkes bildiği gibi yazsın, sana ne!" diye düşünebilirsiniz. Buna kızmaya hakkım yok. Sadece karşı düşüncelerimi belirtirim. Gördüğüm kadarıyla yeni üye olmuşsunuz. HOŞGELDİNİZ! Umarım bu sitede vaktinizi güzel ve faydalı bir şekilde değerlendirirsiniz. Saygılarımla.  28.04.2008 10:19
 

Yazmayı isteyen herkesin bilmesi gereken, en temel bilgileri içeren yazınızı biraz geç farkettim. Elinize sağlık. Çok faydalı bir yazı. Kişilerin eleştirileri sizin moralinizi bozmasın. Böyle güzel yazıları bir daha yayından çekmeyin lütfen. Bir yerde okumuştum, " yazar olmak için yazmaktan çekinmeyin, imla kurallarına fazla takılmadan anlatmak istediğinizi en iyi şekilde anlatın, imla hatalarını başkaları sizin yerinize düzeltir. Yeterki kafanızdakini kağıda aktarın." diyordu. Doğruluk payı var gibi. "Aman yanlış yazacağım, bu kelime doğru mu acaba" diye düşünürken yazma hevesim kaçıyor. Çok teşekkür ederim size. Selamlar.

Ayşe Yavuz 
 28.04.2008 2:05
Cevap :
Sevgili Ayşe Hanım, öncelikle geç cevap verdiğim için özür dilerim. Web sitemde olan aksaklıklar yüzünden biraz ihmal ettim burayı, gözümden kaçmış. Benim bu yazıyı yayından çekmeme sebep olan eleştiriyi, şimdi benimle sık sık Messengerde yazışan ve beni takdir eden bir arkadaşımız yapmıştı. Eleştiriye tabii ki tahammül etmeliyiz. Ama sadece karşımızdakini yıpratmak, onun kalbini kırmak amaçlı negatif eleştiri olmamalı. Konuyla ilgili eleştiri negatif de olsa yazarı doğru cevabı verebilmeli. Eleştiriyi yapan da cevaba tahammül edebilmeli. Ama birçok kimse "Ben eleştiririm, bu benim demokratik hakkım. Ama cevap verip beni eleştirirse saygısızlık etmiş olur. Sussun! Ben her şeyi daha iyi bildiğim için eleştirdim." düşüncesinde: Böyle olunca da tatsız tuzsuz bir şey çıkıyor ortaya. Kusura bakmayın ama imla kurallarına takılmadan istediğimiz gibi yazmamalıyız. Çok çekinmemize gerek yok, ne kadar dikkat edersek edelim yine de hatalar olabilir. Ama okuyucu yazarı düzeltmemeli. >>> devam  30.04.2008 20:11
 

Bir öğretmen olarak hata yapmamaya çalışıyorum, yapılan hatalar da okurken beni hemen rahatsız ediyor. İnternette Türkçe'nin kuralsız kullanılması, verdiğimiz emeklerin çöpe atıldığı fikrini veriyor bana. Sevgiyle kalın...

moonlight1 
 26.01.2008 20:00
Cevap :
Sevgili moonlight1, Sizin nezdinizde Türkçe'yi düzgün kullanmak için gayret gösteren herkese bütün kalbimle teşekkür ediyorum. "Ben böyleyim, içimden geldiği gibi yazarım. Yazım kuralları, Türk Dili'nin güzel kullanılması beni ilgilendirmez, yazının içeriği önemli..." diye düşünenleri de önce Allah'a sonra Başbakanımıza havale ediyorum. Başbakan, bu arkadaşlarımızın Batı'nın ahlaksızlığını mı, güzel yönünü mü aldıklarını tespit etsin!:) Saygı ve sevgilerimle.  27.01.2008 12:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3027
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster