Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '07

 
Kategori
Mimarlık
Okunma Sayısı
2665
 

Mimarinin geleceği

Mimari bir sanat dalı olmaktan giderek uzaklaşıyor, zanaatlaşıyor.

Mimarinin tarihindeki en büyük başarısızlığı, 12.000 yılda insan türü için ergonomik ve optimum ev tasarımını becerememesidir. En zenginlerin evleri bile, içinde yaşanamaz acaiplikte oluyor.

Diğer bir başarısızlığı, 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısındaki muazzam kentleşme sonucunda ortaya çıkan çirkinlik abidelerini engelleyememesidir.

Ancak, değişen koşullar mimariye yepyeni olanaklar tanıyacağa benzer. Onlara bir bakalım:

Yüzer kentler: Yeryüzü’nün % 75’i denizlerle kaplı ve bunun önemli bir bölümü uluslararası sular. Gökdelenlerin yatayı ve yüzeri olarak düşünebileceğimiz yüzerkentler 1950’lerden beridir, bilimkurgucuların hayallerini süslüyor. Hızla artan dünya nüfusu bu tür arayışları besledi. Ayrıca, bunları yüzer-kent-devlet kılmak da mümkün. Ütopyalar buralarda sınanabilir, mafya cennetleri kurulabilir.

Uzay gemileri: Çok yakında üzerinde yaşanabilir Dünya benzeri gezegenler bulunacak ve oraya doğru yol alınacak. Bu yolculuklar onyıllar sürecek. Geleceğin uzay gemileri, gökdelenler ve yüzerkentler gibi, bağımsız ve kendine yeterli yaşam birimleri olmak zorunda. Onları da birer mikrokent olarak düşünebiliriz.

Süper köprüler ve tüp geçitler: Gelecekte Bering ya da Cebelitarık Boğazı gibi, şimdikilerden çok daha uzun mesafelerde de karayolu ulaşımı gerekecek. Bunları tasarlamak da yine mimarların işi olacak.

Çöllerden orman yaratma: Dünya hızla çölleşiyor. Gelecekte bu gidiş bir noktada durdurulacak. O zaman da yeniden çölleri orman yapma projeleri gerekecek. Bunlar, Büyük Sahra’yı Amazon ormanlarına dönüştürme gibi, şu anda imkansız görünen makrolukta projeler olacak. Ormanın tasarımı da peyzaj mimarlarının işi olacak.

Mimarla için bir soru ile sözümüzü bağlayalım:

Ateist bir bina tasarımı ne menem bir şey olur acaba? (Bence ilk koşul, hiçbir tapınağa benzememesi olur.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir mimar olarak iki satır yazayım istedim ama, soru eksik gibi azıcık…tapınaklara benzemesin gibi bir ibare kullanınca Ateistlerin buluşma mekanı anlamında mı sorunuz?

güzin tezel 
 28.05.2008 0:35
Cevap :
Hangi dine ait olurlarsa olsun, tapınakların ortak birçok özelliği vardır: Görkem onlardan biridir, yekpare alan onlardan biridir (sürü yeterince kalabalık olsun diye). Ateist bir binanın, tapınaklara benzememesi, bir negasyondur, yani yukarıdaki türde niteliklerin değillenmesidir. Sade ve tek kişilik bir mekan düzenlemesi, bu açıdan ateist tasarıma yaklaşmış olur. Ancak, o önermede vurgulanan sözcük, 'bilmiyorum'dur. Ateistim ama ateist bir bina nasıl olur, onu bilmiyorum. Gökdeleni tasarlayan ilk kişi bir komünist ve bir ateist olsa da gökdelenler, para dininin tapınaklarıdır, bizdeki plazalar gibi. O nedenle, bilmeme durumu daha da güçlü.  28.05.2008 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 501
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster