Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '06

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
757
 

Minik Defterim

Minik Defterim
 

Zonguldak M.Ç. Lisesi, Ortaokul 2. Sınıf Öğrencileri. Arka sırada, soldan 5. Ben


Ümit Yaşar Oğuzcan'ın adini ilk duydugumda ortaokula gidiyordum. Ikinci siniftaydim. Minik bir deftercik almistim. Kenarlari kirmizi yaldizli parlaktı.

Sayfalar beyaz cizgili, dis kapagi yesil kumasla kaplı  kaliteli bir deftercik. Onu bir baska severdim. Cizgili sayfaları, kalinligi -kalitesi hatta kokusu her seyi ile  cok sevmistim. Sevdigim okul sarkilarini, sevdigim güzel dolma kalemimle özenerek yazardim.

Kalemlerimi özenle yontardim. Yontarken burnuma cok hos gelirdi kokusu.

Dikdörtgen gümüs rengi, üzerinde "pelikan" yazan alman mali bir kalem kutum vardı. O yillardan kalan kalemlerim hala o kutunun içindir. Iki ucu farkli renkli asinmis kücük bir silgimde içinde.

Ilk defa icimde kipirdamalar hissettigimde 12-13 yaslarindaydim. Ümit Yasar Oguzcan'in bir siirini okudum bir yerlerde. Cok hosuma gitmişti nedense. O siiri  itinayla minil defterlme yazarken, sevgi - ask gibi duygulanımlar gercekte nasıl hissedilir diye düsünürdüm. Erkek arkadaslarıma karsi ilgim de farklilasmisti.

Ümit Yaşar Oğuzcan'ın bu şiirini pek severdim ve unutmam hala severim.

"Atesim kirk oldu sevgilim
isterse kirkbes olsun
tepesi delinsin derecenin
inat bu ya
yine de sevecegim

..."

Bu siiri arkadaslarimdan baska kimsenin görmesini istemedigim icin saklardim. Utandığım icin duygularimi gizlerdim.

İlk Almanya yolculugumda annemlerde birakmistim. Okul malzemelerimi defter ve kitaplarimi cok itinali kullanirdim. Annem de  biraktigim gibi özenle saklamis. Bir kez gittigimde o minik defteri, hatira defterimi, kalem kutumu, silgimi alip buraya getirdim. Ve ogluma göstermistim. Kendisi cok daginiktir. Okul kitap ve deferlerini hor kullanir.

Öglen okuldan cıkınca eve gelirdim. Yemegimi yerdim. O yillarda Anneannemlerde kalırdım. Bizim evimize uzak degildi evleri.

Misafir odasinda üstü cam vitrinli büfenin alt kisminda iki kapili bölme bana aitti. Kitaplarimi koymama izin verilmisti. Yemekten sonra odaya girer kapisini kapatirdim. Kendi dünyama cekilirdim adeta. Aslinda yalnizligi tercih ettigim icin degildi. Iki kapili dolabin önüne diz cöker, bugün hangi dersleri calistigimizi, ev ödevimin neler oldugunu düsünür konuları gözden gecirirdikten sonra derslerime calisirdim.

Siyah deriden güzel bir okul cantam vardi. Acardim genis kapagini... icinde iki bölmesi vardi. Yarin götürecegim kitaplarimı yerlestirirdim icine. Sag kolumun altinda kalcama yakin yerde tasirdim okula giderken. Öyle tasimak hosuma giderdi. Biraz havali oluyordu sanki :)

Beyaz bebe yakali siyah önlügümü terzi dikmisti. O yillarda yoktu hazir dikilmis üniformalar. Önünde ve arkasinda ikiser kanun pilesi dedikler 4cm eninde kirmalari vardi. Robadan büzgülü olanlarda vardi ama onlar siradan basit önlük modeliydi. Ben pileli olsun istemistim.

Belimde eni 1,5-2 cm olan siyaz deri kemerimle bir baska havalı hissederdim okul önlüğümle. Formamızın aksesuari subay sapkasini andiran sapkayi taktigimda havamdan gecilmezdi. Beni iyi tanimayan bazi arkadaslarim kibirli gibi algılarlardı fakat konusunca severlerdi. Oysa sadece  mesafeliydim.  Hala da öyleyimdir.

Erkek arkadaslarimi da severdim. Sempati duydugum arkadaslarim vardi ama duygularimi gizlerdim. Dedemler o yillarda sirket sahibi herkesin tanıdığı kişilerdi. Laf söz olur, falancanin torunu hakkında olumsuz dedikodular cıkarmasınlar diye dikkat ederdim.

Kimse bana demezdi ders calis diye. Ev ödevlerimi hazırlarken zorlandigim ve destege ihtiyacim oldugunda Ticaret-Lisesinde okuyan bir dayim vardi ondan yardim alirdim. Bazen arkadaslarima gider birlikte calisirdik. Ben bugün oglumla kendimi mukayese ediyorumda derslerine ilgisiz olmasiyla beni ne kadar üzdügünü düsünüyorum.

Oglum krese basladıgı dönemden itibaren,tüm okulla ilgili her şeyini, krese gittigi 3,5 senelik dönemde yaptiklari el islerini, dört senelik ilk okul yillarinda kullandigi tüm defter ve kitaplarini ödev yazilarini v.b. tarih sirasina göre dosyalayıp karton kutularda sakliyorum. Belki ilerde onları gördüginde savruklugunu ve anilarini hatirlatır ve düsündürür. O da cocuklarina anlatir anilarini.

 

O yillarda derslerimizi ezberlemek zorundaydik. Tarih dersinden yazili imtihan olacagimiz günlerin heyecani bir iki gün önce baslardi. Savaslari tarihleriyle ezberlemek gerekiyordu. Tarih dersini severdim ama bayan ögretmenimiz asik suratliydi azarlardi. Ben de mimozaydim  cekinirdim. Onun dersinde rahat olamazdim.

Savaslari tarihleriyle ezberlemeye calisirken zorlanirdim. Malazgirt Savasini, Türklerin Orta-Asyadan Anadolu'ya göc edisleri esnasinda yasanan savaslara ilgi duyardim.

Ögrendigim konular imtihan sorularına denk geldiginde emek verdigime deymis diye sevinirken ögrenmek icin  cesaretim artardi. En cok sevdigim ders fizik dersiydi. Cünkü o derste minik deneyimler yapardik. Cok ilgimi cekerdi. Ingilizce, türkce ve din derslerini de severdim. Matematik dersini kavrayip ögrendikce sevmeye baslamistim.

 

Mor renkli bez kaplamali kilitli bir hatira defterim vardi. Ama acip kapatmaktan kilidi kopmustu. Bugün hatira defterimi okurken yazan arkadaslarımı animsadim. Onlarin bugün hangi pozisyona gelebildiklerini, kisiliklerini yazdiklari yazilardan az bucuk tahmin edebiliyorum. Yillar sonra bugün karsima ciksalar benim icin harika bir sürpriz olurdu.

 

Ilk ve ortaokuldaki arkadaslarim ve mahallemizdeki arkadaslarimdan bir cogunun isimlerini unutmadim:
Asuman, Sevda, Önder, Ates, Gülümser Güngör, Müjgan, Ertugrul, Afet, Özcan Isözen, Nimet ve Nevin Ünsal, Sabahat, Isil, Serdar, Serap, Sermin, Selma, Demet Dogulu, Serpil.

Ortaokulda sempati duydugum iki erkek sinif arkadasim vardi birisinin adini yanilmiyorsam Erkut.

Hatira defterime yazan sevgili degerli arkadaslarimi buradan saygi ve sevgiyle aniyorum.

Bugün böyle icimden geldi ve dogaclama eski fakat eskimeyen kücük bir animi paylastim. Bazen iyi oluyor cocukluk anilarini hatirlamak.

Sevgiler- saygilar

Mine

14.11.2006

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eskilere gittikçe bir yandan içim burkuluyor, bir yandan da zamanın nasıl geçtiğini düşünüyorum. Türkçe hocalarım beni çok severlerdi. Bu ortama girince boşa sevmediklerini fark ettim. Edebiyatla fazla ilgim yok. Ümit Yaşar Oğuzcan denince aklıma "Namus" şiiri gelir. Aslında bu şiirde fark edilmeyen bir siyasi hiciv var. Ben bile Sezen Aksu'dan o kadar dinlememe rağmen sonradan fark edebilmişimdir. Saygılarımla...

Ali Haydar ÖZKAN 
 04.01.2010 12:20
Cevap :
Benim eski sayfalarimi karistirmissin ve benim minik defterimle ilgili yazima yorum yapmissin. Sevindim. Col tesekkür ederim. Sözünü ettigim minik defterimi ve digerlerinin resmini cekip buraya koyacagim. Daha dur bakalim Ali Haydar yasin kac; yasam senin icin yeni basladi. Yarim asirdan sonraki jenerasyonlar; biz ne yapalim; kacirdiklarimiza mi, hatalarimiza mi yanalim. Önünde daha nice güzel yillar var. Kiymetini bil bilincli yasamanin püf noktalarini arastir ve uygula. Ondan sonra geriye dönüp baktiginda "helal olsun bana bos yasamamisim!" diye düsünürken icin huzur bulacaktir. Sevgilerimle. Yolun acik olsun.  04.01.2010 20:38
 

Kaleminize sağlık benim de anılarımı ve dostlarıma olan özlemimi canlandırdınız.

Eylül 
 14.11.2006 9:17
Cevap :
Duygularinizi paylastiginiz icin tesekkür ediyorum. Sevgilerimle..  14.11.2006 15:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 549
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 4107
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

Yurt dışında yaşıyorum. Spor, yürüyüş vb. bedensel aktiviteleri düzenli uyguluyor - vegan tarzı besl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster