Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '12

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
4393
 

Muhteşem Yüzyıl- Damat Rüstem Paşa ve Ozan Güven

Muhteşem Yüzyıl- Damat Rüstem Paşa ve Ozan Güven
 

Minyatür ve tabloda Rüstem Paşa'yı görüyoruz.


Hala bu konu üzerinde durduğum için bazılarını kızdırıyorum, farkındayım ama ben araya tarihi bilgi sıkıştırmayı asla ihmal etmiyorum. Neyse! Ben konuya gireyim artık.  Ozan Güven, nam-ı diğer ‘’güldüren adam’’ hafif şehla romantik bakışı bile onun gülümseyişi altında ezilir gider. Cem Yılmaz ile Ozan Güven aynı projelerde yan yana ve bütün komiklikleri ile karşımıza çıktılar. Bir yerde okumuştum oyunculuk sınavlarını kazanamayınca Mimar Sinan Üniversitesi Dans Bölümünün sınavına girip, kazandı ve mezun oldu diye . Dans diyip dudak bükmeyin çünkü içinde oyunculuk gerektiren bir branştır. Ozan Güven de ne türlü olursa olsun oyunculuğunu destekleyen bir eğitim almış, böylelikle de aslında oyunculuk bölümüne yakın kalmıştır. Ozan Güven’in muzip bakışları, komik mimikleri karşısında gülmeyeniniz var mı? Benim oyun gücü olarak çok beğendiğim genç kuşak oyuncularından biridir. Ozan Güven, Damat Rüstem Paşa’yı canlandıracak dendiğinde sırt tüylerim diken diken oldu. Neden mi? Damat Rüstem Paşa tarih sayfalarında asık suratlı ve çirkin diye tanımlanmıştır da ondan. Ozan Güven ise romantik, komik tavrı, muzip, çocuksu duruşu ile ‘’ne alaka?’’ dedirtirdi bana. Bir taraftan da ‘’bu adam becerir!’’ dedim.

Ama Ozan Güven beni haksız çıkartmadı. Evet! Dünya çirkini bir adam gelmiyor ekrana fakat inanılmaz kasıntı, sinsi, içten pazarlıklı, kötü adam karakterini öyle bir getiriyor ki inanın sahne aldı mı bu sefer de sinirden tüylerim diken diken oluyor ve nefret ediyorum. Affet beni Ozan Güven! Senden değil ama Damat Rüstem Paşa tiplemen beni (o kadar iyi bir oyun gücü ile sergileniyor ki) tiksindiriyor. Muhteşem Yüzyıl sadece ünlü ve güçlü oyuncuları ile değil senaristlerin yeniden yazdıkları tarih, kıyafetler, dekorlar ve Durul-Yağmur Taylan kardeşler ile çok güçleniyor. Bu bir bütünün başarısıdır ve bildiğim kadarı ile de oyuncunun başarısının arkasında ‘’yönetmen’’vardır. Oyuncularını oldukça iyi oynatıyorlar. Aslında oyuncular kadar (ekran yüzü oldukları için) yapım, yönetmenler, kostüm, dekor, makyaj v.s. sizleri de tek tek ‘’Tebrik Ediyorum!’’.

Şimdi gelelim gerçek hayata ve Damat Rüstem Paşa’ya.  1500 yılında Hırvatistan’da doğmuş. 10 Temmuz 1561 yılında da ölmüş. Kanuni Sultan Süleyman ve 2. Selim döneminde 16 yıl sadrazamlık yapmıştır. Yetiştirilmek için geldiği Osmanlı topraklarında ‘’devşirme’’ olmuştur. Rüstem Paşa, Mohaç Meydan Savaşı’nda padişahın ‘’silahtar’’ıdır. Zekası ile her zaman göz doldurmuştur. İlk görevi Diyarbakır Valiliğidir. Daha sonra Anadolu Beylerbeyliği yapmıştır. 3. Vezir olduğu 26 Kasım 1539 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihr-i Mah ile evlenmiş ve ‘’Damat’’ unvanını alan şahıslar kervanına girmiştir. Bu süre içerisinde de ‘’Kehl-i İkbal’’ (Bit Şansı) unvanını almıştır. Bu konu ile ilgili açıklamamı da Mihr-i Mah Sultan yazımda anlatmıştım. Böylelikle de Hürrem Sultan’ın tam tamıyla ‘’entrika ortağı’’ olmuştur.

Tarihte ki hızlı yükselişini biraz da Hürrem’e borçludur. Önce sadrazam Hadım Süleyman Paşa ile 2. Vezir Divane Hüsrev Paşa’yı birbirine düşürüp, görevlerinden azlettirdi. Sonra da Damat Rüstem Paşa sahne aldı. Her zaman kendi çıkarları doğrultusunda Hürrem’e hizmet verdi. Ciddi, gülmeyen suratı ile tanındı. İyi bir asker ve harp sanatına sahip bir vezir oldu. Şehzade Mustafa’ya hazırlanan komplo teorisi sonunda Şehzade idam edilmiş ve Yeniçeriler ayaklanmıştı. Kanuni Sultan Süleyman, damadını istemese de azletti. Ama Hürrem ve Mihr-i Mah dururlar mı? Hemen yeni bir entrika ile yeni sadrazam Kara Ahmet Paşa’nın kötü duruma düşmesini sağladılar. Öyle bir son geldi ki Kara Ahmet Paşa, Divan-ı Humayun’un orta yerinde idam edildi. Kanuni, oğlunu af etmemişti, Sadrazamını mı af edecekti?

Görev tamamlanıştı, Damat Rüstem Paşa görevinin başına geldi, ölene kadar da görevini sürdürdü. Avusturya’yı otuz bin duka altın ödemeye zorunlu bırakmış, hazine gelirini de arttırmıştır. Tarihçiler, Damat Rüstem Paşa’yı Osmanlı’ya rüşveti getiren kişi olarak yazarlar. Rüşveti o kadar abartmıştır ki tarife üzerinden rüşvet almakta olduğu gibi bunu da aleni yapmaktaydı. Bu yüzdendir ki tarihte bir diğer adı da ‘’Ebvab-ı Rüşvet Fatihi yani rüşvet kapısını fethedendir. Ölümünden sonra Şehzade Cami bahçesindeki türbeye gömülmüştür. Kimilerine göre padişahtan sonra ikinci, kimilerine göre de 1. zengin Osmanlı’dır. Zenginliği ile ünlü olduğu gibi cimriliği de dillere destanmış. Mal varlığı olarak kayıtlı olanlar şöyledir.     

 815 çiftlik

476 su değirmeni

1700 köle

2900 at

1106 deve

100 gümüş eyer

500 altın eyer

2000 zırh

130 çift altın üzengi

760 mücevherli kılıç

1000 gümüş mızrak

78 bin duka altın

11.200.000 nakit akçe

İşte muhteşem miras ile de Mihr-i Mah babasından değil kocasından zengin bir kadın diye de anılmaktadır. Ayrıca Anadolu ve Rumeli’de cami, medrese, imaret, suyolu, köprü, kütüphane yaptırmıştır. Eserlerinde Mimar Sinan’ın üstün dehası, becerisi ve ince zevki görülmektedir. Aralarında hep bir husumet olmuştur. Mihr-i Mah yazımda buna da yer vermiştim. Yaptırdığı eserlere vakıf kurup han, kervansaray gibi kaynaklar sağlamıştır. Camilerinin altına yaptırdığı dükkanlarla gelirine gelir katmıştır. Osmanlı’nın kuruluşundan, kendi ölümüne kadar olan tarihi anlatan bir eseri bulunmaktadır. (Tevarih-i Ali Osman) Bu eserin en değerli bölümü 1. Süleyman Devri’ni anlatan kısmıdır.

Hayatta entrikacı insanlarla karşılaşmamanız dileği ile…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 781
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3852
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster