Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
1367
 

Murat Belge'nin transferi, Taraf'ı ve "very" liberalizmi

Murat Belge'nin transferi, Taraf'ı ve "very" liberalizmi
 

Murat Belge'ye 1989 yılında çıkardığı Sosyalizm, Türkiye ve Gelecek isimli kitabıyla yakınlaşmıştım. O kitap yanılmıyorsam dönemin sosyalizm anlayışını sorgulayan içeriğiyle, Stalinist sosyalizmin Gorbaçov tarafından yerle bir edildiği glastnost ve perestroyka hareketinin son döneminde yazılmıştı.

Stalinist sola hiç yakın olamadım. Bununla birlikte bu anlayış sola o yıllarda tamamen egemendi. Murat Belge'nin düşünceleri, anlayışı, yaklaşımı, felsefesi ile çok ciddi yakınlıklar kurdum. Haliyle de Birikim Dergisi'nin çok sıkı bir okuyucusu oldum.

1980'li yıllar o dönemi yaşamayanlar için anlaşılması çok güç bir dönemdir. Türkiye hızla apolitize olurken diğer tarafta o darbeyi derinden içinde hissetmiş, hatta ondan etkilenmiş, yaşamış olan kuşak hala geçmişin verdiği değerlere tutunmayı da sürdürüyordu.

1980'den sonra Türkiye'de bir tane ciddi gençlik eylemi olmuştur o da yine hafızam yanıltmıyorsa beni 1987'de Beyazıt Meydanındaki, öğrenci derneklerinin kapatılmasıyla ilgili tasarıya karşı yapılmıştı. Yaklaşık 2000 öğrenci katılmıştı ve aynı gün Türkiye Özal'ın iradesiyle Avrupa Birliği'ne tam üyelik için başvurmuştuk. Beyazıt Meydanına 2000 kişinin gelmesinin nedeni yukarıda yazdığım eski kuşağın eylemsellik gücünün yeni kuşağa aktarılmasıydı. Bugün öyle bir gelenek de yok artık. O eylem çok ses getirdi ve tasarı geri çekildi.

Daha sonra irili ufaklı bir sürü gösteri yapıldı bunun rüzgarıyla; ancak hiçbiri etkili olamadı. Bir çok sol grup bu eylemin etkisini gereğinden fazla kullandı ya da olduğundan farklı yerlere çekti.

1960'lı yılların iktidar hedefleyen ama tabanı olmayan sol anlayışının son kalıntılarıydı bu. O yıllarda biz üniversitede öğrenci sorunları mı yoksa sosyalizm sorunları mı diye tartışıyor, üniversitede öğrenci sorunlarını hedefleyen bir anlayışın öğrenci derneklerine egemen olması gerektiğini savunuyorduk. Kısa bir süre sonra dernekler temelde sosyalist iktidar hedefleyen anlayışın etkisine girdi. Sonra da öğrenciye tamamen yabancılaştı. Sözünü ettiğim Stalinist anlayışın büyük etkisi vardı bunda.

Murat Belge'nin demokrasi merkezli düşünceleri bu nedenle beni kendi içine çekti. O yıllarda Murat Belge ve Birikim Dergisi yazarları Stalinist sosyalizmi eleştiren yazlar kaleme aldılar. Birikim Dergisi'nin internet sayfalarında gezinirseniz ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Dergi sürekli varolan "reel" sosyalist anlayışı sorguluyor, bunu sorgularken de insan odaklı sosyalist düşüncenin ütopik fikirlerini de ortaya koyuyorlardı.

Murat Belge'nin Sosyalizm: "Zorunluluk" mu, "Etik Seçme" mi? isimli yazısını hala severek okurum. Bu yazı ortodoks marksizmle olan tartışmanın en üst noktasıdır. İçerdiği tespitler bakımından da çok sağlamdır.

Bir diğer örnek o zamanlar sadece sosyalizm düşünen ve şu an tek bildiği şey olan "Ermeni Sorunu" üzerine çok fazla kafa yormayan Taner Akçam'ın Marksist Devrim Teorisi ve Sosyalizm isimli yazısıdır.

O yıllar Sovyetler Birliği'nin çözülmesine denk gelen tarihin en hızlı dönüşümlerinin yaşandığı bir dönemdir. Doğu Avrupa Blok'undan her ay bir tanesi sovyet rejiminden koparak batı ile entegre kapitalizme doğru yelken açtığı bir süreç yaşanmaktadır.

İşte o fikir tartışmaları tarihle tam uygun bir zaman dilimine denk gelmiştir. Murat Belge ve arkadaşları çok doğru tespitler yapmışlar, ortodoks marksizm ya da Stalinizm bitmiştir.

Sovyet rejimi veya reel sosyalizm biter bitmez Murat Belge ve Birikim'in sosyalizm sorgusu da bitmişti. Açıkçası ben felsefe tartışmalarını çok severim. Hele sosyalizm üzerine tartışmak, düşünmek, ütopya kurmak...

Murat Belge'nin Hasan Cemal'le birlikte Cumhuriyet Gazetesi'nin yönettiği o altı aylık dönemde de fikirlerinin yanında oldum. (Yıl 1991). Kuşkusuz bunun nedeni demokratik bir Türkiye hayaliydi. Cumhuriyet bizim gazetemizdi ancak demokrat değildi.

O tarihte Murat Belge ve Birikim Dergisi sosyalizm sorunlarından uzaklaşarak Türkiye'nin içindeki siyasetle yoğunlaşmaya başladılar. Kemalizm ve birinci cumhuriyet anlayışı yıkılması gereken, hani teşbihte hata aranmaz, Sovyet rejimi gibi bir şeydi, sanki.

Sonraki dönemi burada yazmamıza gerek yok. Kısa geçiyorum. Türkiye'de bir ikinci cumhuriyetçi Taraf'ı oluştu. Bu Türkiye'yi var eden herşeyi sorgulayan, reddeden bir anlayışı da beraberin getirdi.

Bugün Murat Belge'yi solun içinde görebilmem mümkün değil. Çünkü Murat Belge sosyalizmin dışında bir şeyler yapıyor ve bunun nereye varacağını kestirmek çok zor da değil.

Murat Belge'nin Radikal Gazetesi'nden ayrılarak Taraf Gazetesi'ne transferinin geri planında yatan içsellik de bunun eseridir.

Şimdi bu blog yazarı Murat Belge karşısında Kemalist değerleri mi savunuyor?

Hayır. Benim "sosyalist ütopyam" hiç bitmedi.

Bugün Antalya'da yaşanan köpek kıyımı vahşeti benim canımı yakıyor. Sırf "canlılara" zarar vermemek, onların etini yememek adına 2001 yılında vejetaryanlığı seçtim.

Ne alakası var?

İnsanlığın içinde bulunduğu şu durum benim en büyük sorunum. Oysa Murat Belge'nin ve arkadaşlarının tek derdi birinci cumhuriyet. Kemalizm. O yıkıldığında ne olacak? Yerine ne koyacağız? Bunun cevabını ben Murat Belge'den alamıyorum. Yıllar önce çok severek okuduğum bu düşünce adamının geldiği nokta beni ona karşı güven duymadığım bir noktaya sürüklüyor.

Çok şükür yıllar içinde ben de kendime göre donanıma sahip oldum. 1989 yılındaki kişi yok. 20 yıla yakın zaman diliminde boş durmadım. Yaptığım işlerden en doğrusu da insani olana yabacı duruşun önündeki şeyleri sorgulamak oldu.

Türkiye'nin tarihi yanlışlarla dolu. Ama bu da yanlış bir şey değil. Öğreniyor. Kemalizmi 1923 yılında sorgulamak kadar abes bir şey olamaz. Bugün bu tartışmaların içinde bunlar var.

Murat Belge tarihi çok yanlış yerinden sorguluyor, bence. Eğer hakça bir sistem arıyorsa bunun mücadele yeri ne Türkiye'nin tarihidir ne de ona egemen olan anlayıştır. Murat Belge yirmi yıl önceki yere yani geri döndüğü yerden ileri bakabilirse o zaman solun içinde olur. Yoksa bugün yaptığı işin adı "very" liberalizmdir.

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hiç vazgeçmeyeceğiz, yüreğimizde, beynimizin bir tarafında her daim umut olarak yaşanacak. sevgiler...

Ruksan İLDAN 
 01.06.2008 20:55
 

Gayet güzel bir süreç değerlendirmesi. Sonuç kısmında anlaşamazsak da, ben son derece objektif bir açıdan sürece baktığınızı düşünüyorum. Bence, Murat Belge bile bu değerlendirmene itiraz etmezdi. Farklılaştığımız nokta ise benimde Murat Belge'nin çizgisine yakın durmam. Bu nokta tartışılabilinir, yani gelinen süreç "very liberalizm" midir, yoksa özgürlükçü bir sol çizgi midir? Radikal İKİ'de son haftalarda bu tartışma sıkça yapılır oldu. Murat Belge ve Birikim çevresinin artık, devlet eli ile organize edilen bir toplum öngörmediği bir gereçk. Onlar ve ben olaya toplum düzeyinden bakıyoruz ve bu sürecin üretim ilişkilerine yansımasının ne şekilde olacağı konusunda hala tartışılmaya devam ediliyor. Bernstein ve batı avrupa soluna özgü, piyasacı demokrat bir sosyalizm fikri giderek belirginleşiyor. Ama bahsettiğiniz gibi Belge'nin esas sorunu, ülkenin normal akışkanlığına mani olan, yarı feodal yarı otoriter bürokratik yapısı. Bu çözülmediği müddetçe de, hiçbirşey tartışamıyorsunuz, syg

Bibliyofil 
 30.05.2008 10:05
Cevap :
Özgürlükçü sol çizginin ne olduğunu daha çok tartışırız. Zaten tartışarak gelişir. Başka alternatif de görmüyorum. Ancak cevabınızın son bölümlerinde ifade ettiğiniz "piyasacı demokrat bir sosyalizm" tam da benim söylediğim very liberalizm - bu kavramı da facebook'tan buldum, beni çok güldürdü, kullanıyorum - ile örtüşüyor. Türkiye'de yaşadığımız için daha derinden hissediyoruz, Türkiye'nin söz ettiğiniz bürokratik yapısı bizi rahatsız ediyor. Çok doğru. Ancak bunu aşmanın yolu sadece o bürokratik kurumlara karşı top yekün gerisini düşünmeden saldırmak ve yıkmak olmamalıdır. Bugün Türkiye'nin çok ciddi bir sivil toplum örgütlenme eksiği var. Ülkemizin o piyasacı demokrat sosyalizmine yaslanacağı hür teşebbüsün nerede olduğu da belirsiz. Sivil toplumu harekete geçirecek bir düşünsel plan, program hatta ideoloji bile yokken, sadece yıkmaya yönelmekle "otoriter bürokratik yapının" yerini bu sefer "otoriter piyasaya bırakır" diye düşünüyorum. Bunun da emarelerini görüyoruz.  30.05.2008 11:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1959
Toplam yorum
: 2004
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1307
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster