Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '19

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
132
 

Mutlu İlişkinin Sırları...

    Çağın kronik hastalığı diyebileceğim kadar ciddi bir konu içeriği ile gününüze keyif katmayı umut ediyorum. Birçoğumuzun gündemini meşgul eden önemli bir konuyu anlatacağım bugün. İşte sorularımız, sorunlarımız ve çözümleri içerikli yazımız başlıyor. Yüzleşmeye hazır mısınız?

*Neden ilişkilerimiz sürmüyor?
*Neden doğru ilişki gelip beni bulmuyor?
*Ben neden ilişkilerimde başarısızım?
*Ne yapsam beni daha çok sever?
*Nasıl vazgeçilmez olabilirim?
*Neden kendimi doğru anlatamıyorum?
*İlişkiyi uzun süre sürdürebilmenin formülleri nelerdir?

    Yazdığım soruların dışında birçok kendinizce ilişkilere dair soru soruyorsunuzdur kendinize. Aklıma gelenleri paylaştım. Madde madde açıklayalım.

    Herkes kendini mükemmel zannediyor. Kimse kendi kusurlarını keşfetme derdinde değil ve daima karşı tarafta koz elde edebileceği kusur, hasar arıyor. Kendi vicdan aynalarına bakmıyorlar.

    Herkes ilişkiye dair yapıcı hamleyi karşı taraftan bekliyor. Anlaşılmak istiyor, anlamakla ilgilenmiyor. Özlenmek istiyor ama özlediğini kolayca söylemek istemiyor. Sevilmek istiyor ama sevdiğini kolayca dillendirmek istemiyor. Benim için ne yapacak diye düşünürken kendisinin yapmak istediklerini erteliyor, yok sayıyor, kendisini saklıyor.

    Özgürlük, her insan için vazgeçilmez bir durum. Bencil kimlikler özgürlüğü engellensin istemiyor ama özgürlük kısıtlıyor. Hayatta bir sürü seçenek insan var ve özgürce her birini deneyimlemeyi hayal ederken birine bağımlı zaman kaybetmek istemiyor ama sadakat istiyor.

    İlişki iki farklı hayatın birleşmesinden oluşan yeni bir hayat stilidir. İki farklı hayatın varlığı da yok sayılamaz, değersizleştirilemez ve değiştirilemez. Maalesef insanlar bir oldukları hayatın içinde önceleri ilgisini çeken hatta partnerini beğenmesine sebep olan kişisel hayatını değiştirme, yok sayma gibi hatalara düşüyor. Kendilerine ait hayatın tüm hayatlardan daha doğru olduğuna dair oluşan haksız algılarıyla partnerine kendi istediği hayatı yaşatmak istiyor hatta bazen bunu hırs haline getiriyor.

    “Elalem Cumhuriyeti” mensuplarına yani dost, akran, aile gibi kimliklerin zihinlerine tabi olup başka insanların ilişkilerini yönetmelerine izin veriyor.

    Zarar görmeyi yüksek olasılık gören geçmiş yarası olan kişi, zihnindeki partneriyle ilgili oluşturduğu olumsuz düşünceleri onaylatıp haklı çıkma arzusundan sıyrılmadığı için daima kirli bir atak bekliyor hatta haklı çıktığını kısa yoldan netleştirmek için mevzu yaratıp kışkırtıyor. Kısaca huzuru kaçırmanın bir yolunu mutlaka buluyor. Bazı insanlar huzur yerine huzursuzluklardan ve didişmelerinden güç alır, tatmin olurlar. Bu tatmin duygusunu yüksek seviyede yaşayan kendisi gibi bir partnerle hayatı zindan etmenin zevkini yaşarlar. Hayat zor değildir. Bazen insanlar hayatı zorlaştırmayı severler.

    Eski sevgilinizden olma silahlar ve kalkanla yeni ilişkinizin karşısına dikiliyorsunuz. Ne öğrendiyseniz uygulamak, acı çektiyseniz acıtmak, yandıysanız yakmak istiyorsunuz. Nedense yaşanan güzel şeylerin tekrarını yaşatmak istemeyiz. İyileri değil, kötü anıları önemseriz. Ne acı…

    Aynadaki bilinen hallerinin dışında başka biri olma çabasında olan insanlar partnerlerine duymak, görmek istedikleri gibi davranırlar ilişkinin ilk zamanlarında. İlişki yaşadıkları kişiler ise hayal ettiği kişiyle müthiş bir aşk yaşadıklarına inanırlar. Maskeli ilişki modelidir bu. Menfaatlerin örtüşmediği ilk an ya da ilişki eskidiğinde maskeler düşer ve gerçek kimlikler karşılaşır. Bu karşılaşma ilk aşk kokulu karşılaşma gibi olmayacak aksine oldukça yıpratıcı, yıkıcı bir etki bırakacaktır.

    Sevildiğinize, beğenildiğine, arzulandığınıza şahit olmak müthiş bir tatmin yaratacaktır ancak bunları tam anlamıyla hissetmeden karşı tarafa bir gizem yüklemeniz, aslında o da beni seviyor, önemsiyor diye kendinizi kandırmanız, emin olmadığınız bir ilişkiye sahip çıkma çabanız size hata yaptırır. Üstelik Tanrı’nın hediyesi zamanınızdan çalar, hayata haksızlık etmiş olursunuz.

    Bu ve benzer hatalar yüzünden ilişkileriniz sürmüyor. Peki, ne gibi önlemler almalıyız? Nasıl davranmalıyız?

YAPILMASI GEREKENLER

    Kendinizi duymak, görmek, hissetmek istediklerinize odaklamayın. İlişkinin içinde gerçekten hissettiklerinize, dikkatinizi çeken hoşnut olmadığınız şeylere odaklanın ki, rüyanız kâbusa dönüşmesin.  

    Kimsenin lütuf gördüğü sevgisinin öznesi olmayın. Daima meşgul olduğunu söyleyen, önceliklerinden sonra sizi en son özne olarak hatırlayıp zaman ayırdığında da üstelik bu zamanı da bir lütufmuş gibi gören birinin hayatında yoksunuz.

    Birilerinin ilgisiyle parıldamaya alışırsanız, ilgisizliğiyle yüreğinizi karartırsınız. Kendinizi sevin. Kendinizle ilgilenin. Kimse için hayatınızı değiştirmeniz gerekmez. Hayatınızda ortak paylaşılacak alanlar yaratmanız yeterlidir.

    Sadece arada sırada uğranan ama sevilen bir mekân muamelesi görüyorsanız, müdaviminiz olmayan birinin  uğrak yeri olmayın. Siz kimsenin nöbetçi eczanesi değilsiniz.

    Bakışlarından aşk taşınmış olan sevgilinizin gözlerine dikkatli baktığınızda ya neden baktığınızı sorar ya da gözlerini kaçırır. Sizin gözleriniz onun aynasıdır. Suçunu yüzünü vurur gözleriniz. Bu huzursuzluk halinin nedeni yakalanmış olmaktandır. Tartışmak üzerine çalışır zihin mekanizmaları. İlgisizlikten de, ilgiden de şikâyetçidir. “Ne yapsam olmuyor!” Diyorsanız bilin ki aslında ilişki olmamıştır. Olgunlaşmadan çürüyen bir meyve gibi ne yapsanız işe yaramayacaktır. Ne yapmalıyım diye soruyorsanız, artık hiç bir şey yapmadan gitme vaktidir çünkü huzurlu, doğru bir ilişkide olduğunuz gibi olmanız yeterlidir. Başka bir çabaya gerek yoktur.

    Sizi bütününüzle kabul etmeyen insanların hayatınızda bir süreliğine dekor olursunuz. Ezgisinden hoşlandığı bir şarkı, tadını beğendiği bir yemek, ortamını sevdiği bir mekân olursunuz. Sıkıldığında çok da içine yerleştirmediği, ucundan tutmanıza izin verdiği yüreğinden çıkartıp atar sizi. Bu yüzden, size kusurmuş gibi hayatınızda sahip olduklarınızı hatırlatan, eleştiren, keşke böyle olmasaydı diyen insanlardan uzak durun. Onlar tutku kirine bulaşmış, tüketim amaçlı ilişkilerin acımasız patronlarıdır. Siz iki dudak arası bir karardan yıkılmadan önce huzurlu olmadığınız yerde durmaktan vazgeçin. Zemin kayganlaşmadan, uzaklaşın.

    Her yeni kişinin üzerinde geçmiş yara izi vardır unutmayın. Siz geçmiş silahlarınızla yeni sevgilinize saldırırken karşınızdaki de boş değildir. Unutmayın.

    Bedenen ve yaşayış olarak beğendiğiniz insanları hızlı tüketim mantığıyla kolayca hayatınıza almayın. İlişkiyi sadece tutkusal açıdan değerlendirmeyin. Sosyalleşirken, yalnız kaldığınızda da onunla olmak istiyor musunuz, kendinize sorun. Kendinize dürüst olun.
 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 209
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster