Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1344
 

Nasılsın?

Nasılsın?
 

Toplumumuzda ve bir çok toplumda bir gelenektir bu soruyu sormak. ‘’Merhaba’’ nın hemen ardından gelir bu soru… Resmi konuşmalarda nezaketen sorulur ve cevaplanır…

Uzun zamandır görüşmediğimiz bir arkadaşımızı aradığımızda da hemen bu soruyla başlarız konuşmamıza..

-‘’Halini hatırını sormak için aradım’’ deriz, ’’nasılsın arkadaşım?’’

Arkadaşımız ya sadece ‘’sağol iyiyim, sen nasılsın’’ diye cevap verir; ya da gerçekten nasıl olduğunu anlatır bize… Dinler miyiz acaba? Gerçekten onun nasıl olduğunu sonuna kadar dinler miyiz?

Eğer nasıl olduğumla gerçekten ilgilenmeyeceklerse sormasınlar bana soruyu… Sadece bir görevi yerine getirmek için sorulan ‘’nasılsın’’dan nefret ediyorum çünkü…

Eğer iyiysem o gün, neden iyi olduğumu anlatmak isterim bana sorana, tüm detaylarıyla… Ya da canım çok sıkılıyorsa, çok üzgünsem, belki de dibe vurmuşsam dinlemeye cesareti olan sormalı bana o soruyu... Çünkü ben o soruyu hep içten sordum şu ana kadar ve kim ne hissediyorsa paylaşmaya hazırım…

‘’Nasılsın’’ sorusunu büyük ihtimalle ‘’senin için ne yapabilirim’’den çok ‘’senin için şunları yapabilirim’’ diyebilecek insanların sormasını isterim her zaman…

Sorulduğu anda anlarız zaten öylesine mi soruldu bu bize, gerçekten nasıl olduğumuzu öğrenmek ve paylaşmak için mi? Verdiğimiz cevap ta buna göre değişir. ’’Eh işte nolsun, hep aynı’’ kadar baştan savma bir diyalogun hiçbir anlamı yoktur bence…

Daha o kadar çok örnek var ki günlük yaşantımızda, hiçbir anlamı olmadan yapılan…

Sahte sorular, sahte gülücükler ve timsah gözyaşları…

Her birine şahit olduğumda, yüzümde alaycı bir gülümsemeyle hemen sıyrılıyorum oradan… İçlerinde gözüksem bile, dışarıdan küçümseyerek belki de bakıyorum bu manzaraya… İşte o zamanlarda yüzlerdeki o maskelerden çok daha derini görme ve izleme fırsatım doğuyor…

Ve tek tek seçiyorum içlerinden, iyice ayıklayarak bir sonraki karşılaşmada bana ‘’nasılsın’’ diye soracakları…

Gün neredeyse yarılanmak üzereyken, bu blogu okuyan herkese soruyorum şimdi:

_’’Nasılsınız?’’

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatımızı kuşatan bu iki unsur arasında mengene gibi sıkışıp kalmışız. Şöyle dönüp bir bakarsak, yaptıklarımızın ve söylediklerimizin büyük çoğunluğunu, alışkanlıklarımız veya mecburiyetler yönetiyor. Yani bağımsız olarak, düşünerek, kendi irademizle ve samimiyetimizle yaptığımız davranışlar son derece az. Eğer mümkün olsa da bu iki baskıcı unsurun yerine, insana manevi güzellik, mutluluk ve huzur veren doğallığı ve samimiyeti koyabilsek, insan olduğumuzun farkına varacağız. O zaman sorduğumuz sorular da, verdiğimiz cevaplar da gerçekçi ve içten olacak. Aslında bilerek veya bilmeyerek hepimizin aradığı şey aynı. Ama, yine alışkanlık ve zorunlu hareketler yüzünden hedefe ulaşamıyoruz, karanlıktan aydınlığa çıkamıyoruz. Ama dillendirilmiş olması, yazılır okunur hale gelmesi, belki zamanla bizi başarıya götürecektir. Gayret bizden...

Ahmet YILMAZ 
 22.09.2006 18:26
Cevap :
Çok haklısınız Ahmet Bey. Ben kendimi bildim bileli bu mecburiyetlere baş kaldırıyorum ve çoğu zaman bu yüzden dışlanıyorum toplum içinde. Ama bu yaşıma kadar asla ödün vermeden ısrarla devam ediyorum. Sürüden ayrıyım yani. Ben kendi payıma çocuklarımı bu tarzda yetiştirmeye çalışıyorum, bu çoğunluk içinde küçük bir damla olsa bile, gayrete devam yani.Saygılar ve teşekkürler..  24.09.2006 17:29
 

Dil ve sözcükler soyut kavramlar."nasılsınız" soyutunda somut adımlar beklemekse biraz bilimdışı ... Vahşi kapitalizm biz yerine "ben" sorunlarını bilinçli öne çıkarttığı için bizler böylesi "ben" sorunlarını sorun sanıyoruz...bireysel ilişki düzeninde somut adımlar atılamaz toplumsal sorunların topyekün çözümünden önce bu tür sorunlar ve içtensizlikler ise son derece doğal ...Saygılarımla

Yücel EVRENN 
 19.09.2006 15:36
Cevap :
Yine bilimsel yaklaşımlar dile gelmiş Yücel Bey. Fakat ben, kişisel davranış değişikliğinde toplumsal çözümün sağlanabileceği inancında bir kişiyim.Teşekkürler ve saygılar...  19.09.2006 18:14
 

tatildeydim o yüzden yazamadım :)

Sema CURUK 
 19.09.2006 14:52
Cevap :
Hoşgeldiniz...  19.09.2006 18:14
 

Nasilsiniz? yok, yok saka. Ben sordugumda gercek anlamda sözcügün hakkini vermek ve almak icin sorarim. Yazilarinizi büyük bir keyifle okuyorum. "iyiki dogdun oglum" adli yazinizi okurken gözlerim dolmustu. Aksam, 18 yasindaki oglum eve gelince;"beni cok duygulandiran bir yaziyi sana okumak istiyorum.."demistim ve okumustum. Ilk söze nasil ve nerden baslayacagini bilmemekten türedigine inandigim yani bosluk doldurmak icin sorulan "Nasilsin?" sözcügü özellikle tv de canli yayinlarda, telefonla arayan izleyicilere soruldugunda cok anlamsiz buluyororum. Birde; vedalasirken "kendine iyi bak" sözcügünü cok yersiz buluyorum. Bunun yerine iyi dileklerde bulunmak daha anlamli. Güzel yazilarinizda bulusmak üzere, sevgiyle, hep saglikli ve mutlu kalin

mine objektif 
 19.09.2006 12:52
Cevap :
Ben gerçekten çok iyiyim Mine Hanım. Bu kadar güzel şeyler duymak benim gibi iddiasız, sadece içini dökmek amacıyla bir şeyler yazmaya çalışan bir kişi için mutluluk verici. Ayrıca o ''kendine iyi bak''konusunda size çok katılıyorum. Sevgiler, saygılar...  19.09.2006 13:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1577
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster