Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
248
 

Ne kadar okuyoruz ?

Ne kadar okuyoruz ?
 

Giresun Aksu Anadolu Lisesinde Giresun Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Nazım Elmas’ın konuşmacı olduğu “Mehmet Akif Ersoy’un Örnek Hayatı” konulu bir konferansa dinleyici olarak katılmıştım. Okuldan içeri girerken giriş kapısında “NE KADAR OKUYORUZ?” başlıklı bir afiş dikkatimi çekmişti. Afişte Türkiye’de “okuma alışkanlığı kazandırma oranları” ve “okuma, dinleme ve izleme oranları” yazıyordu. Hemen afişin fotoğrafını çektim ve daha sonra belki üzerinde yazabilirim diye not aldım eve geldiğimde.

Türkiye’de okuma alışkanlığı kazandırma oranlarımız şu şekildeymiş: Okul öncesi yüzde 28, İlköğretim (1.-5. sınıf) yüzde 47, İlköğretim (6.-8. sınıf) yüzde 13, Ortaöğretim yüzde 6. Liseye geldiğimizde okuma alışkanlığı kazandırma oranımız yüzde 6’ya düşüyor. Bu da bize “Ağaç yaşken eğilir” sözünün doğruluğunu bir kez daha kanıtlıyor.

İsterseniz bir de okuma, dinleme ve izleme oranlarımızı inceleyelim. Dergi okuma oranımız yüzde 4, gazete okuma oranımız yüzde 22, kitap okuma oranımız yüzde 4,5, radyo dinleme oranımız yüzde 25, TV izleme oranımız yüzde 94.

Görüyoruz ki, TV izleme oranımız bir hayli yüksek. Peki, neden bu kadar yüksek? Çünkü TV izlerken beynimiz yorulmuyor, sıkılmıyoruz. Ne güzel diziler, izdivaç programları var.

Okuma oranının düşük olması insanları cehalete sürükler. Cehalet ise insanlığın düşmanıdır. Cehaleti kaldırmanın yolu da okumak ve kendini geliştirmektir. Elimizden geldiğince bunu yapabilmektir. Bir dergi mi bulduk? Okuyalım. Gazete mi bulduk? Göz atalım. Kitap mı bulduk? İnceleyelim. Takvim yaprağı mı bulduk? Okuyalım. Her ne olursa olsun, yeter ki okuyalım. Çünkü okumak, zihni çalıştırır. Düşünme ve yorum yapabilme kabiliyetini artırır. Anlama yeteneğini geliştirir. İnsanların görüşlerini değiştirir. Kültürü artırır.

Okumak, yemek yemek gibidir aslında. Hani derler ya, “Yemek yedikçe iştah açılır.” Okumak da işte öyledir. Okudukça okuyasınız gelir.

Tarihteki önemli insanların da kendini geliştirmeyle ilgili sözleri vardır. Örneğin; Hz. Ali “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” demiştir. Fransız yazar Victor Hugo “Okumak gıdadır; okuyan insanlık, bilen insanlıktır.” demiştir. Ulu Önderimiz ATATÜRK de “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” demiştir. İlim de yine okumaktan geçmektedir. Osmanlı padişahlarımızın da hepsi ilim-irfan sahibi insanlardı.

Bir de üniversitede okuyan kardeşlerime seslenmek istiyorum: Hayatınızdaki en fazla boş zamana sahip olduğunuz ve olacağınız günlerdir üniversite günleri. O günlerde okuyarak kendinize ne katarsanız, büyük ölçüde o şekilde mezun olursunuz. Mezun olduktan sonra da o boş vakitlere pek fazla sahip olamayacağınız için kendinize bir şeyler katma şansını da çok fazla bulamayabilirsiniz.

SON SÖZ:

Okumayı sevmeyen insanlar, okumayı seven bireyler yetiştiremezler. Okumayı seven bireyler yetişmediğinde de cehalet ortalıkta cirit atar ve cehalet insanlığın en büyük düşmanıdır.

 

Hayri TEMÜR

www.hayritemur.webnode.com.tr

www.facebook.com/koseyazarihayri

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 21.11.10
 
 

Hayri Temür, 1985 yılının Aralık ayına rastlayan soğuk bir kış günü Giresun'da dünyaya gözlerini ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster