Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
288
 

Ne var ki tuhaf olmayan...

Ne var ki tuhaf olmayan...
 

Tuhaf. Ne var ki tuhaf olmayan. Ne zaman geçti bahar? Ne zaman büyüdü bu ağaç dallarında yeşil ıslaklık. Farketmedik hiç, yaz mı gelen. Dışarıda mahçup bir haziran güneşi, düşmüş mevsim dışına...

   Acıdır biriken. Acıya aşina yüzlerde dudak kıvrımlarında utangaç bir tebessümdür umut; zamansız. Yabancısı olduğumuz bir uzaklıktı değerbilmezlik, şimdi gelip eşiklerimize çöreklenen. Ne çok harcandılar bu ülkenin gençleri, bir kız eli bile tutamamış delikanlılıkları, ne çok. Olmayan sevgiliye yazılmamış mektuplar gibi sevdaları. Bir başkaydı oysa sevdaları...

   Bir Mehmet'tir üç beş nöbetinde geceyi bekler. Vurulur düşer yere yavuklusu uzaklarda. Bir ağıt yükselir, tozutur çaresizliği. Karışır Türkçeye Kürtçe... Kimdir vuran, vurulan kim? Kim; buzlu viskisinden bir yudum daha içip, gırlağının yangınında içinin yangınını körükleyen. Memnun...

   Kader mi, olamaz! Çağdaşlık sırtlarında oturmayan bir ceket gibi sırıtan, hinlik gözbebeklerinin karanlığında haince parlayanların harcı olamaz insancıllık. Tevekküldür birikir diş gıcırtılarında, sıkılı yumruklarda. Nereye kadar? Bıçak mı, geçmiştir çoktan kemiği öte yana... Bir şey istemeden kimseden dayanır bir tevazu. Bu dayanmadır aslında isyan; kahredici. Bağlanan eller, eğilen başlar değil, ıslatan kirpikleri acılar değil. Suskun musalla taşları karşısında. O suskunluk var ya, o suskunluk, asıl odur korkulası.... Onlardır aslında, hani deniyor ya "sabahın bir sahibi var" diye; işte onlardır. Devletten pek bir şey istemeyenler, aklı bu kalleş labirentin çıkmazlarında karışanlar, kötülüğe akıl erdiremeyenler, gece vardiyalarının alın teri işçileri, emekli aylığı kuyruklarında yaşlılar, bir gece hastanesinin ak gömlekli nöbetçileri. Dağlarda üşüyenler, görevlerini karşılıksız yapanlar var ya, onlar. Bir boğaz lokantasının anason kokulu şaşaasında garson bahşişine ev geçindirmeye çalışanlar. Pazarda kocaman elli, fincan tabağı kalılığında miyop gözlüğü takan yaşlı maydonoz satıcısı, o... Süte su katanlar, sütü bozuklar değil!

   Yanılıyorsunuz kazandığınızı sanarak. Hem de her kazandığınızda biraz daha kaybederek. O kadar çokuz ki, bizi kaybederek. Kim miyiz biz? Nüfus cüzdanlarında "ekmek karnesi verilmiştir", "Sümerbank" damgaları olan bir kuşağın insanları. Onun içindir emeğe saygımız. Atılmış bir ekmek parçası gördüğümüzde öpüp üç kere alnımıza götürdüğümüz, bir kuytuya koyduğumuz onun için. Bir siyah ilkokul önlüğünde eşitlenen çocukluğumuzu özlediğimiz onun için. Yurtseverliğimiz mi, cumhuriyetin öğretmenlerinden gelir, uzanır "yerli malları haftası"na. Diğer gamlığımız öğretimizden, namustur havamız. Hangi zaman mı, saramış bir "Saatli Maarif Takvimi" yaprağında unutulmaya terkedilmiştir sanki. Nasıl anlatsam, dışarıda boktan bir dünya. Sıkıntı daralmış ama, modası hiç geçmeyen bir eski elbisedir hala üzerimizde. Kalleşliktir yabancısı olduğumuz. Vurdumduymazlık sırtımızda bir puşt hançeri...

   Ne gam, açın televizyonu, "Muhteşem Yüzyıl" dizisi, seyredin. Düşünmeyin neresindeyiz bu yüzyılın diye hiç. Karamsarlık mı? yok canım şaşırmayın hiçbir şeye. Ne de olsa dişini çatalla karıştıran, yetmezmiş gibi o çatalı yutanlar var bu ülkede. Şaşırmayın onun için deveyi hamuduyla yutanlara. Kahrolan mı var, aldırmayın. Bağlayın taşları...

   Tuhaf. Açıktı biraz önce hava. Yağmur başladı birden. Hem de ne yağmur. Şaşırmayın, şaşırmayın hiçbir şeye. Ama beklemeyin hava açacak diye. Siz isterseniz açar hava...

 

 Akın Yazıcı

2 Haziran 2017/İzmit

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize sağlık, duygulanarak okuduğum yazınıza bir selam vermeden gidemedim Akın Hocam, sizin gibi değerlerimiz var oldukça umudumuz bitmeyecek, çok teşekkürler. Sevgiler, saygılar.

Nermin Ayduran 
 06.06.2017 15:31
Cevap :
Çok teşekkür ederim. İltifat etmişsiniz, bilmiyorum hak ediyor muyum? "ben biz olduğumuz zaman ben olurum" İçten sevgi ve saygılarımla...  06.06.2017 19:02
 

Dilimize gelenler içimizden geçenler..Ve tercüman olmuş her birine.. Uzun zamandan beri ilk kez bloğa uğradım ve okuduğum bu anlamlı yazınızı bende ekmek gibi öptüm alnıma koydum Değerli Akın Yazıcı Hocam..Ve Sevgiyle selamladım...

Gecenin hüznü 
 03.06.2017 12:48
Cevap :
Doğrusu yazdıklarınıza ne yanıt yazsam bir eksik kalır. Çok teşekkür ederim, havanın açması umuduyla sevgi ve saygılar...  04.06.2017 7:00
 

ahh ki ahh işte..."ANADOLUmdan umut kesilmez" diye diye öleceğim bu gidişle..."umutsuzluk ihanettir" diye diye...Saygıyla Hocam...eyvallah

nedim üstün 
 03.06.2017 6:57
Cevap :
Nasıl keselim be üstadım. Derttir işte; söyletiyor. İçten sevgi ve saygılarımla...  03.06.2017 11:42
 

Evet, tuhaf olmayan ne var! Memleket eski memleket, millet eski millet değil artık. Bahçelerdeki çiçekler plastik, dağlardakiler şehitler gibi...Kuşlar mekanik, sular kirli, insanlar paramatik!Ağaçlar bile ürkütücü; hangi dalına sarilsan kolların kopacak, hangi çiçeği koklasan genleşerek patlayacak gibi! Destansı ve muhteşemdi. Tebriklerimle...

Ersin Kabaoglu 
 03.06.2017 0:09
Cevap :
Çok teşekkür ederim,direniyoruz işte bilmem kaç kişiysek. Bu yaştayız ama inadımız, inancımız, azalsa da umudumuz onlar gerçek. Saygılarımla...  04.06.2017 7:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 184
Toplam yorum
: 432
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 372
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster