Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
13042
 

Niçin Esniyoruz ?

Niçin Esniyoruz ?
 

Esnemek, neyin belirtisi acaba ?


Sabahtan beri çok ilginçtir, o kadar çok esnedim ki, ben bile kendi halime şaşırdım. Önce “uykusuz muyum acaba” diye düşündüm. Malum, Ramazan dolayısı ile sahura kalkılıyor, uyku bölünüyor, sabah belli bir saatte tekrar kalkılıp işe geliniyor. Ama sonra “ eğer uykusuzluktan olsa, oturduğun yerde uyuklarsın” dedim kendime. Doğru !. Ama öyle bir durum da söz konusu değil, yani oturduğum yerde uyuklamıyorum, öyle uykuluymuş gibi de dolaşmıyorum ortalarda.. Peki ne ola ki bunun sebebi dedim ve biraz araştırdım. Elde ettiğim bilgileri sizinle paylaşmak isterim..

Çok değişik bilgiler var bu hususta. Bilimsel olanların yanı sıra, halk arasında takılan isimler de yok değil hani !. Mesela, esnemek gayet doğal bir hadise olmasına rağmen ağız kapatılmadığında terbiyesizlik olarak nitelendirilir ve akabinde su cümleler kullanılır.
<ı>
“yavaş ağzını kapat ceyran yapıyor” ya da “ ağzını kapat, sinek kaçacak !”

Hollandalı bilim adamları da <ı>” bilerek ya da bilmeyerek esnemenin 'sekse davet' anlamına geldiğini ve esnemenin antidepresan ilaçların kullanımı sırasında kendiliğinden orgazmlara neden olduğunu, esneyen kişinin bilinçaltındaki cinsel isteğin, karşı cins tarafından da kolayca algılanabileceğini" iddia ediyorlarmış.

O zaman işyerinde, sokakta ya da otobüste esnerken dikkatli olmakta fayda var. Maazallah, karşınızdaki kişi, sizin onu “sekse davet ettiğinizi zannederse”, olanları düşünemiyorum vallahi !..

İslami kayıtlara göre ise esnemek bakın nasıl yorumlanıyor?

<ı>“Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de esnemenin ise şeytandan geldiğine dikkat çekerek: Biriniz esneyeceği zaman gücü nispetinde onu gidermeye çalışsın. (Ağzını açarak hâh demesin). Çünkü bir kimse esnediğinde şeytan ona güler. (Buhârî, Edeb, 125) buyurmuştur. Ayrıca esnemeye sebep olan durumlardan her biri şeytanın hoşlandığı işlerdir. Bu sebeple esnemek uygun bir davranış değildir. Mümkün mertebe önüne geçilmesi, her şeye rağmen engellenemediği durumlarda ise ağzın el ile kapatılması gerekir.”

Yukarıdaki hadis-i şerifte de anlaşıldığı üzere, esneme eylemi, “şeytandan geldiğine” dikkat çekilen bir eylem olarak değerlendiriliyor. Aslında, genel olarak esneme, çok yiyip içmek, karnı tıka basa doldurmak, hareketsizlik ve uyku hâlinin öne geçmesi gibi durumlardan kaynaklanan, istemsiz olarak meydana gelen bir durum olsa da başka anlatımlar da var.

<ı>“Esnemek, uykusuzluk, yorgunluk veya can sıkıntısı sebebiyle kişinin gayr-i irâdi bir şekilde ağzını açarak uzunca nefes alıp vermesidir. Bu hâl, bir bakıma dalgınlık ve gaflet göstergesidir” şeklinde de ifadeler varsa da bu duruma modern bilimin bakış açısı biraz daha farklı. Modern tıp ve ilgili bilim uzmanlarına göre esneme eylemi için <ı>“beyin oksijen ihtiyacı duyduğunda gerçekleşen bir olay. Bulaşıcıdır. Bazen gözden yas getirir” şeklinde bir açıklaması var. Sanki daha makul bir açıklama gibi..

Ayrıca, bu uzmanlar “esnerken beynimiz serinliyor” diye de ifade ediyorlar. Oldukça ilginç. Demek ki, normal zamanlarda, sebebi ne olursa olsun, beynimiz ısınabiliyormuş. Halk arasında “beynim pişti” derken acaba buna mı atıfta bulunuluyor ? Yok sanmıyorum !. Uzmanların “beyin ısınması” olarak nitelediği olay daha içsel bir olay olsa gerek. Ne de olsa kafatasımızın içinde neler olup bittiğini bilemeyiz değil mi ?

Uzun yıllar, esnemenin sebepleri hep merak edildi ve araştırıldı. Kimi zaman bulaşıcı olduğu ya da uyku halinden kaynaklandığı söylendi. Hatta esneme 'kandaki düşük oksijen seviyesi'yle de ilişkilendirildi. Bilim adamlarının neden esnediğimiz konusundaki son tezi ise şöyle. New York Üniversitesi psikoloji profesörü Andrew C. Gallup'a göre, neden esnediğimizi aslında kimse bilmiyor, ancak çok geçerli bir açıklaması var: <ı>“Esneme vücudun beyni serinletmesi için bir yöntem.”

Prof. Gallup’un ekibi, yaptıkları çalışmalarda, deneklerin beyinlerinin ısındığı zamanlarda daha sık esnediğini gözlemlediklerini açıklamışlar. Esnemenin, vücudun diğer sistemleri yetersiz kaldığında, beyin sıcaklığını düzenlediği yönündeki teoriyi ispatlamak için de, insanların çevresinde birileri esneyince, hemen esnemeye başladıkları gerçeğinden hareket etmişler. Gönüllü denekler, gülen ya da esneyen insan görüntülerinin olduğu filmin oynatıldığı bir odaya alınmış. Gözlemciler deneklerin ne sıklıkta esnediğini incelemişler. Bazı deneklerden filmi izlerken burundan nefes almaları, daha sonra da alınlarına sıcak ya da serin tamponlar bastırmaları istenmiş. Beynin serinlemesini sağlayan alına buz konulması ve burundan nefes alınması sırasında, bulaşıcı esnemenin kesildiği gözlemlenmiş.

Hepimizin, esnerken ağzımızı kapatmamız, bir nevi kibarlık göstergesi olsa da, hatta, bu durumun çevreye rahatsız edici bir görüntü vermemek ve ağzın içinin görünmesini önlemek için yapılan bir davranış şekli olarak düşünülse de, uzmanların bu davranışın kökeninde nezaket değil korku yattığını belirtiyorlar. Bu korku, esnerken yapılan derin nefes alıp verme sırasında ruhun, yani yaşamın ağızdan kaçarak vücudu terk etmesi korkusu. Biraz garip ama bana klasik ortaçağ bilinçsizliğini hatırlattı.

Geçmiş tarihte, Ortadoğu diye adlandırdığımız bölgede yaşayan medeniyetlerde insanlar, yeni doğmuş ve yaşam savaşı veren bebeklerin çok sık esnediklerini gözlemlemişler. Bununla birlikte, bebeklerin sık sık esnemeleri, solunuma az da olsa destek olduğu sanılan fizyolojik bir davranış olmasına rağmen o zamanlarda çok yüksek oranda olan bebek ölümlerinden bu esneme olayı sorumlu tutmuşlar. Bebekler esnerlerken ağızlarını kapatamadıklarından ruhun oradan kolayca çıkıp gittiğine inanılmış. Bu nedenle Romalılar devrinde, doğumdan sonra birkaç ay süresince, annelerin esneyen bebeklerinin ağızlarını elleriyle kapatmaları zamanın alimleri tarafından tavsiye edilmiş. Bu şekilde, el ile kapatılan ağızdan ruhun kaçmaması için önlem alınmış oluyordu ama bir faydası daha vardı. İnsanlar esnemenin bulaşıcı olduğunu bir kişi esneyince çevresindekilerin de esnemeye başladığını gözlemlemişler. Yani esneme olayı sadece esneyen için değil çevresindekiler için de garip bir o kadar da masum bir tehlike yaratıyordu. Esnerken insanın hem kendisini hem de çevresindekileri korumak amacı ile ağzını kapatması ve esnerken başını bir başka yöne çevirmesi gibi esnedikten sonra karşısındakilere 'affedersiniz' demesi de 'sizi de tehlikeye soktum' anlamında bir özür ifadesi olarak” kabul edilmiş ve o zamanlardan günümüze kadar böyle gelmiş.

İşte esnemenin ansiklopedik ve araştırmasal anlatımı böyle…

Yazımı son bir kez esneyerek bitiriyorum, ama sakın seks istediğimi falan düşünerek yanlış anlamayın. Benimkisi yalnızca uykusuzluktan !..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sık esneyenlerdenim. Yazını okuyunca da iyice şaşıranlardanım.Sanırım en çabuk bulaşıcı hastalık esnemeymiş:)) esneyerek yorumuma son veriyorum:)) Ynalış anlaşılmasın.

yekruseha 
 19.09.2008 17:33
Cevap :
Yok canım yanlış anlaşılmaz. Hem yanlış anlaşılsa da, şunun şurasında biz bizeyiz !.. Sevgiler...  19.09.2008 17:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2477
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster