Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
871
 

Nostaljik bir iftar

Nostaljik bir iftar
 

Tam 45 yıl önce yine böyle bir Ekim günüydü. Ortaokula başlamıştım. Öğretim tam gündü. Öğle tatilinde okulun bahçesini kuşatan bir sürü seyyar satıcı arasından turşucuyla simitçiyi seçmiştim. Bir bardak turşu suyuyla yediğim o simidin tadını hâlâ unutamıyorum.

Geçen gün yine oraya gittim. Okulumu, bahçesini, sınıfları, öğretmenler odasını gördüm. Dün gibi koşuştuğumu hatırladığım koridorlar, sanki biraz küçülmüş gibiydi. Ya da artık benim adılmlarım biraz büyümüştü.

Kapısına defalarca gidip içeri bir türlü giremediğim Müdürün kapısından içeriye, bu sefer hiç beklemeden daldım. Adımın anons edilmesiyle kalbimin yerinden fırlayacakmışcasına çarptığı o günlerdeki korkunun yerinde şimdi garip bir mutluluk vardı.

Müdür bey beni saygıyla karşıladı, güleryüzle, "buyrun, oturun" dedi. Ne de olsa yaşça ondan daha büyüktüm.

"Efendim, özür dileyerek sizden bir ricam olacak. Eğer mümkünse ben okula başladığımız yıldan mezun oluncaya kadarki sınıf listelerini temin etmek istiyorum" dedim. "Bu yıl bizim okula başladığımızın 45. yılı da, arkadaşlardan ulaşabildiklerimizle bir iftar sofrasında buluşmak istiyoruz" diye ekledim.

Müdür bey, şaşkınlık ve merak dolu bir gözle bana bakarak, "onları öyle kolay bulamazsınız ki" dedi. Bir an, listeleri mi, arkadaşları mı kolay bulamayacığımızı anlamaya çalışırken, "size ancak şöyle yardımcı olabilirim, sınıf geçme defterinden bunları çıkarabilirsiniz" dedi.

Beni öğretmenler odasına aldı. Dersi olmayan birkaç öğretmene "beyefendi eski mezunlarımızdan" diye beni tanıştırdı. "Siz biraz bekleyin, ben o yıllara ait defterleri arşivden bulayım" dedi.

Az sonra bir beyefendi daha geldi müdürle beraber. "Siz de burada bekleyin biraz" dedi müdür bey ona... Tanıştık, biz mezun olduktan sonraki sene girmiş okula... Bahçeye baktık birlikte, eski günlerden konuştuk.

Müdür bey kucağında 3 büyük kalın defterle geldi. "Söylediğiniz yıllara tekabül eden bilgiler burada. Artık siz gereğini yaparsınız" dedi.

Orta birden lise sona kadar bütün listeleri tek tek yazdım. İlk sınıflardan simasını hatırlayamadığım birkaç kişi çıktı ama, çoğunu unutmamıştım.

Mesela Esat vardı ikinci sınıfta... Fanatik Fener düşmanı bir Beşiktaşlı... O zamanlar bilgisayar, internet falan ne gezer. Radyomuz da yok. Yatılı öğrenciyiz. Akşam yapılan maçlardan haberimiz olmuyor. Sabah gündüzcü olan arkadaşlardan alırdık ilk haberi..

Bir sabah hiç unutmuyorum, Esat etüt odasına gazeteyi iki ucundan tutup bize göstererek girdi. Meğer Fenerbahçe Vefa'ya 1-0 yenilmiş...

Artist gibi şık giyinen bir arkadaşımız vardı. İrfan.. O da o gün bugün ulaşamadıklarımızdan.. Listede adını görünce birden hatırladım.

Cemal ... Sınıfın en yaramaz, en haşarı öğrencisi... Sigara falan onun için sıradan olay. Tuttuk biz onu Haysiyet divanına seçtik. Tabi okul yönetimi kabul etmedi.

En çok da soyadını bir türlü hatırlayamadığım bir arkadaşımı bulma ümidine sevindim. Uğur Kara... Bu arkadaşımız çok nazik, kibar tatlı bir arkadaştı. Aklını kuaför olmaya takmıştı. İkinci sınıftan ayrıldı gitti. Umarım olmuştur ve mesleğiyle mutludur.

Keşke bu yazımı kendisi, ya da onu tanıyan biri okusa da yeniden görüşebilsem..

Bütün arkadaşlarımı tek tek yazmaya kalksam bu sütunlar yetmez. Mezun oluncaya kadar tam 210 kişiyle aynı sınıfta okumuşum. Bakalım bu akşamki iftarda onlardan kaçıyla birlikte olma imkânımız olacak...

Merak etmeyin, onu da yazıcam...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 959
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster