Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Carolina Isolabella Özgün

http://blog.milliyet.com.tr/carolinaozgun

06 Aralık '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
638
 

O gün, bugündür...

O gün, bugündür...
 

Tarifi yok bu hissin…

Belki siyah çerçeveli gözler, koyu bir makyaj, kara kostümler, sahne kokusu ve The Phantom of The Opera...

Olsa olsa yaşanası var bu kıssanın, karşılaşmalardan çıkarımı yapılan, gözlerden derine giden, en içe bakıp orda görülen, değişen bedenin izlerini çözerken özde olana odaklanılan. Eller belki hala sıcak, dokunuşlar belki hala aynı, yüzdeki çizgiler dışında değişen tek bir şey varken…

Asırlar öncesi sanılanın an kadar yakın olduğunu anlatmaya yarar bazen hayat, o hayat ki rastlantıları sanki öylesine olmuş gibi gösteren, oysa içten içe hep seçimle ilgili olduğunu sezdirten, hep de ciddi ve döngüsel kararları alırken karşı karşıya getirip buluşturan… O hayat ki anıları saliseler içinde slayt şeklinde zihinden geçirten, o hayat ki ansızın içte saklanan en gizli bölümden yani aslında unutulduğu sanılan tozlu raflardan çekip çıkartan ve tüm yalınlığı ve silikleşmiş renkleriyle tekrar canlı renklere büründürten…

Anımsanacak, konuşulacak, paylaşılacak bir dolu şey varken, aslında söylenmek istenen şey üç beş kelimeden ibarettir çoğu zaman. Azdır çokluğu, yalındır kalabalığı, alenidir sakladığı… Hayat işte, sürprizleri sever, şaşırtmayı ya da en azından denemeyi, öyle ya da böyle yaşamı deneyimletmeyi… Zor görüneni kolaya indirgetmeyi, kolay olanı zorlaştırmayı hep bir ikilemde buluşturmayı, harmanlamayı, sarmayı ve akılla gönlü bir ettirmeyi…

Kaç güne sığar bir ömür kadar uzun yılları anlatmak?

Bir an kadar mı, bir bakış kadar mı, bir gözlere dalış kadar mı?

Bir mi, bin mi?

Belki de hiçbiri, sadece içinden biri…

Teslimiyetle tevekkül ele ele verince, anlayışla algılayış birleşince, sevgi ile saygı bir olunca, kabulleniş ve dileyiş birbirini çekince, o günle bugün karşılaşınca, ne zaman, ne yıllar, ne pişmanlıklar, ne yaşananlar, ne yaşanamayanlar, ne korkular, ne kızgınlıklar kalır… Sayılanların ötesinde sadece anlar anıları çoğaltır, anılarsa anları…

İşte o gün bugündür…

Ve biz o gün bu gündür devinip duruyoruz, kavrulup yanıyoruz, hamdan pişip yanıp kül oluyoruz, sonra küllerimizden yeniden doğuyoruz…

İşte o gün bu gündür…


05.12.07

Carolina Isolabella Özgün

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok merak ettim Carolina:)) Şaka bir yana aynen dediğin gibi. Dönüp dolaşıp aynı ortak noktada buluştuğumuz. Bu dünyanın yuvarlak olmasıyla bağlantılı bir durummuş gibi geldi sanki. Ne dersin? Sevgilerimle.

Ayrıntıda gezinmek 
 27.12.2007 19:47
Cevap :
Selam, Dünya bugün yuvarlak olarak tespit edildi aslında elips, sonsuzlukta kim bilir nasıl... Şuna inanıyorum ama o da dairevi tekâmül, bir nokta aslında hayat ve biz o çemberin içindeyiz... İlerlemek, farkına varmak ve gelişmek ve tekâmül etmek... Bence :)) teşekkürler ve sevgiler  28.12.2007 9:33
 

Canım, hayatta o kadar az ÖZ OLANLAR kaldı ki; mesela menfaatsiz sevilen bir dosta giden merdivenleri soluk soluğa turmanmak gibi, mesela GERÇEKTEN BİZİ SEVDİĞİNE tartışmasız ikna olduğunuz bir dostu limanda karşılamak gibi, mesela vazgeçilmezlerimize hala daha postaneye giderek renkli kartlar yollamak gibi, mesela, gözüne baktığınızda bakışlarını kaçırmayacak kadar mert YÜZLER, ana kadar sıcak, kardeş kadar sarmalayan... İşte bunlar hayatın armonileri. Bunlara da o kadar az sayıda malikiz ki şu dejenere olmuş dünyamızda. Ne kadar az da olsalar, o sıcak avuçların, sevgili bakışların kıymetini bilmek gerek. DEĞİL Mİ? Benden de size sıcacık bir bakış gelsin... BURSA'DAN GÜZELLİKLER DİLİYORUM BLOG DOSTUM.

NİLGÜN BURSA 
 19.12.2007 11:47
Cevap :
Bu duygu dolu yoru karşısında içim sıcacık oldu, sevginin titreşimini hissettim... Ki zaten sevgi aslında duygu olandan öte, his olana yakın olandır... ve ilginç ki, ÖZ OLANLAR GERÇEKTEN BİZİ SEVDİĞİNE YÜZLER... İSTANBUL'DAN DA GÜZELLİKLER BLOG DOSTUM...  19.12.2007 12:22
 

bazen geçmişe dönüp tümünü iki-üç kelime içine sıgdırabilirken bazen küçük bir bölümünü hiç bir cümleye, parağrafa sıgdıramıyorsun. Yine de anılar ve anlar dostlukların sıcaklıgında taze kalsınlar, sevgilerimle.

erol aslan 
 14.12.2007 13:17
Cevap :
Selam, Bence de, bazen ne dersen de yeterli olmuyor... Sevgiyle  15.12.2007 1:17
 

Yaşadığımız bu hayatın gerçek bir tarifi yok. Herkese ve herşeye tarif vermek arzusundaki insan için bu dayanılmaz bir çelişki oluyor. Ve hayatı boyunca hayatı tariflemek adına yeni tarifler üreterek bir teselli arıyor. Yazınız bana bu çelişkileri ve tariflerin yetersizliğini düşündürdü. Sevgilerimle

Bülent Göncü 
 14.12.2007 9:45
Cevap :
Çok yerinde bir açılım... Katılıyorum... Her çelişki yeni bir kapı açar ve her yeni bir kapı bilinmeyen bir diğerine açılır... Sonu yok, tekâmül gibi, evren gibi, ses gibi... En sırlı insan gibi... Sevgimle  14.12.2007 11:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 375
Toplam mesaj
: 51
Ort. okunma sayısı
: 660
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

İstanbul'da yaşayan bir levantenim, yeni özler, sözler, gözler tanımayı, farklı bakış açılarını p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster