Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
309
 

O türküyü bilen var mı?

O türküyü bilen var mı?
 

 

Bugünkü konum Pazar yerleri, alışveriş falan hakkında. Özellikle de Ege yöresi pazarları.
 
Hayır sonbahar geldi diye Ödemiş ya da Tire pazarına gitmedim. O kadar çok gittim ki, ikisini de avucumun içi gibi biliyorum.  Hemen burda belirteyim ki gitmek için  en güzel zaman şimdi. Gittiniz gittiniz, gidemediniz ya yanarsınız, ya donarsınız, ya ıslanırsınız, benden söylemesi.
 
Şimdi durup dururken pazardan bahsetmemin sebebi, sabahleyin Trt belgesel de izlediğim Ege pazarlarıydı. Güzel bi belgesel yapmışlar. Yemeğinden, geleneksel dokuma ürünlerine, sebzesine meyvesine, pazardaki esnaflık yapan kadınlara kadar her şeyi  tanıtıyorlardı. Belgesel izleyicisi için güzel ama çok da ilginç olmayan bi durumdu her şey.
 
Benim için çok ilginç olan  zamanında bu pazarlara dair Ege şivesiyle söylenen bi türkü yazılmış. Aman allam bi hoşuma gitti ki sormayın. Sözleri şöyleydi; atıyorum Gıyasettin dayı pazara gidivemiş, her ihtiyacını alıvemiş, dolaşı dolaşı vimiş de, yorulmuş  yorulmuş daaaa, en sonunda garnı acıkıvemiiişşşşşş, köfteleri yimiş, ohhh eyi de etmiş, Gıyasettin dayı, Gıyasettin dayıııı” gibi bi şeydi. Amannn ne güzel. Kesin ben bunu googledan ya da youtubedan bulurum dedim.
 
Dedim ama bi türlü bulamadım.  Yaa nerde bu türkü, bi bilen var mı acaba? Neşet Ertaş’ın türkülerini erotik bulan İskender Pala gibi biri, bu türkü kapitalizmi körüklüyor, dam üstünde saksağan vur beline kazmayı, atasözünü yaşatmak isteyen biri mi çıktı nedir anlamadım.  
 
Sanırım ben türkünün ismini bilmediğim için bulamadım. Türkülerin sadece sevdaya dair olmaması çok güzel. Bu türkü harika bir şekilde yaşamdan bir kesit sunuyor.
Pazar yerleri antik çağlardan beri var ve insan yaşantısında çok da önemli. Sanırım herkes ev alırken ya da kiralarken çarşıya pazara yakın olmasını tercih eder.
 
Gerçi şimdilerde şöyle bi şey oldu. Eski bataklık ya da çöp dökülen yerlere şehir içinde arsa kalmadığından zart zurt evler sitesi konduruluyor.   Tabii tercih meselesi benim hiç işim olmaz böyle sahte bir dünya yaratılan sitelerle.
Üstelik ne kedim, ne de köpeğim (ikisi de kuyruklu evlatcıklar) mutlu olmaz. Gerçekten siz once bir hayvana sorun, dikey bir sitenin 22. katında mutlu olan bir kuyruklu arkadaş varsa, siz de mutlu olursunuz. Deniz kenarındaysanız, evinizin yakınında martı bulunur. Kış sabahları karga ve martının ekmek kavgası yaptığını siz kahvaltıyı yaparken izlersiniz. Eee size de havadan gelmemiştir tabii siz de ekmek kavgası yapıp, kahvaltıya öyle oturmuşsunuzdur. (Şimdi dramaya bağladık iyi mi? :)
 
Yaaa işte pazardan eve, hayat.
Çok kısa ve sert bi bağlantı oldu. Ne yapayım? O türküyü bilen var mııı? Ben onu arıyorum esas.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok hoş bi yazı olmuş, severek okudum. Kasaba pazarlarını tezgah tezgah gezmeyi, koca koca şehirleri gezmekten daha çok seven biri olarak, "Bak, bu yazı da çok kısa düştü." dedim yine. Eline, diline sağlık.

hazandagüzeldir 
 11.10.2012 1:01
Cevap :
Ben de pazarları severim ama yöresel pazarları. Sanki zamanda geriye gitmişim gibi bi his doğuyor içime. Özellikle tren yoluyla giderim, ki o daha da güzel oluyor. Şehirdeyse pazar işini o kadar da severek yapmam açıkçası. Valla bu sıralar sabırsızım galiba, trak geliyor ve bitiriyorum :)) Çok teşekkür ederim beğenin için.:)  11.10.2012 19:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 990
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster