Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '17

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
102
 

Oda Muhabbetlerine Başlasak mı?

Oda Muhabbetlerine Başlasak mı?
 

Kapılardan bir kapı


Bana öyle geliyor ki, ben uzun zamandan beri kendim olmaktan çok, kendimi oynuyorum.” (Václav Havel)
Havel’in,  bu sözü ile neyi kast ettiğini bilemiyorum. Bu sözün başkaları tarafından nasıl yorumlandığını veya yorumlanabileceğini de tahmin edemiyorum. Tek söyleyebileceğim şudur. Bu söz beni bir kere daha düşündürdü. Havel sanki benim için söyledi bu sözü. Başka deyişle bu sözün altına kendi ismimi yazabilirim.
 
Evet, bana da öyle geliyor ki, ben uzun zamandan beri kendim olmaktan çok, kendimi oynuyorum. Yani hâlâ öğretmencilik oynuyorum. 35 yıl öğretmenlik yetmedi anlaşılan...
 
Bloglarda öğretmencilik oynanmaz, oynanmamalıdır.  Bunu anlayamadım, daha doğrusu uyarılara rağmen anlamak istemedim.
 
5-6 sene önce genç bir blogger, oldukça saygılı bir dille uyarıcı bir yorum yazmıştı bloguma. Mealen şöyle diyordu. “Sizin yaşamınız ilginç gibi, duygu ve düşünceleriniz ve de görüşleriniz aydınlatıcı, düşündürücü. Onun için siz kendinizi yazın. Bilgiye herkes internet ortamından erişebilir.”
 
Derler ya, “doğru söze ne denir.” Evet, çok doğru, çok isabetli bir yorum yazdı genç blogerimiz. Ben, o uyarıdan sonra bilgi yüklü yazılar yazmamaya başladım ama her yazımda öğretmenlik damarım ağır bastı yine de.
 
Bugün Havel’in, yukarıda bahsettiğim sözünü okuyunca genç yorumcuya ve okuyucularıma bir kere daha hak verdim.
 
Aslında, rahmetli eşim de çok ikaz ederdi beni. Okuduğum okulları hatırlatmamı bırakmamı isterdi. Ona da hak verirdim; ama bir şekilde edindiğim bilgi kırıntılarından yüklerdim yazılara. 
 
Ne oldu? Okullardan edindiklerim uçtu gitti. Hiçbir şey kalmadı gibi. Kendimle baş başayım şimdi.
 
Kendimi açamıyorum. Dış kapıları okuyuculara açıyorum; ama iç kapıları? İçimdeki oda sayısını ben de bilemiyorum. Bir odada rahatsızlıklarım, bir odada duygularım, başka bir odada  düşüncelerim... Sayda say. 
 
Bu oda benzetmesini ilk kez ben yapıyorum herhalde. Psikolojide sorunlar böyle oda oda sıralanmaz. Sorunlar, yumak biçiminde olurlar. Yumakla da bir bataklıkta... 
 
“İnsanın tinsel hayatı bir bütündür ve birbirleriyle yan yana duran ögeler kabul etmez.”diyor Paul Tillich ki şimdiye kadar bu fikir hep doğrulandı gibi. Ama benim içimde bin bir oda olduğunu söylüyorum. Bir ben var benim içimde sözünden hareketle bin bir oda var benim içimde. Benim içim bir başka biçimde. Niye olmasın; her insan benzersiz, başka deyişle biricik değil mi?
(...) 
Hangi doktora gitmişsem yürümeyi tavsiye etti bana. Ben dışarıda yürüyemedim. Artık kendi içimde yürümeye başlasam mı? Cumhurbaşkanlarının saraylarındaki odalardan çok oda var içimde. Odaları bir bir dolaşmaya ömür yetmez. Odalarda kimlere rastlarım?
Okuyucuları, oda muhabbetlerine alıştırmak öğretmenlikten daha zor mu dersiniz? 
Bugünlük bu kadar dersimiz.
 
Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok ilginç bu sözle neyi kast ettiğini anlamıyor ama altına imzanızı atıyorsunuz. Kendinizi bir kez daha değerlendirmeniz gerekmez mi? Saygılarımla.

E Ruhi YALÇIN 
 31.10.2017 7:32
Cevap :
Merhaba, Siz de haklısınız.Elbette bir kez daha, bir kez daha kendimizi değerlendirmemiz gerekir. Hayırlı günler dileğiyle selâmlar.   05.11.2017 18:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 639
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster