Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
852
 

Öğrencinin gururu mu? Ailenin gururu mu?

Öğrencinin gururu mu? Ailenin gururu mu?
 

Çocuk karnesinde zayıf getirmemek için öğretmenine; babasının ölümcül hastalığa yakalandığını ve günleri sayılı olduğundan ders çalışamadığı yalanını söyledi. Öğretmenleri çok üzüldüler çocuğa hak verdiler. Hemen bütün düşük notlarını yükselttiler. Ve çocuk yüksek notlarla dolu olan karnesini aldı ve eve gitti. Herkes tarafından çok iyi karşılandı. Herkes tarafından sevildi, okşandı, öpüldü, takdir edildi, karne hediyeleri verildi. Şimdiye kadar görmediği ilgi ve şefkat yağmuruna tutuldu. Her isteği anında yerine getirildi. Bu güne kadar asla kabul ettiremediği evde parti verme isteğine bile evet cevabı verildi.

Baba mutlu, baba gururlu. Şimdiye kadar öpmediği, başını okşamadığı, sırtını sıvazlamadığı oğlunu sarıldı öptü. Biricik oğlu karnesinde zayıf getirmemişti. Nasıl mutlu olmasın dı.

Oda ne? Oğlunun öğretmenleri değilmi bunlar. Ne diye geldiler şimdi.

Öğretmenler ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendikleri öğrenci velisine geçmiş olsun ziyaretine gelmişlerdi.

_ Geçmiş olsun Kahraman Bey

Öğretmenler anlattı olup biteni. Oğul büyük bir yalan söylemişti. “ Babam ölümcül bir hastalığı yakalandı ve ben derslerime iyi çalışamadım”

Baba şaşkın. Baba üzgün. Baba mahvoldu. Baba yer yarılsaydı da içine girseydi. Baba utandı. Baba mahcup oldu. Baba ne diyeceğini bilemedi. Sadece ve sadece eve gitmek istedi. Eve gidip oğlunu dövmek.

Oğul parti veriyordu arkadaşlarına, karne şerefine almıştı bu izini.

Baba sinirli, baba bağırıyordu, arkadaşlarına rağmen oğluna. Oğlu onu öğretmenlerinin yanında mahcup etmişti. Çalışıp ta düzelttiğini sandığı zayıflar, söylediği yalanlarla öğretmenleri tarafından acındığı için düzeltilmişti.

Arkadaşları olan biteni duydu. Çocuk, arkadaşlarının yanında babası tarafından küçük düşürülmüştü. Çocuk arkadaşlarından çok utandı. Çocuk çok üzüldü. Çocuk çok mahcup oldu. Arkadaşları teker teker gitti olanlara bir anlam veremeden.

Anne devreye girdi hemen. Söylediği yalan çok kötüydü. Ya öğretmenlerine söylediği yalan gerçek olup babası ölümcül hastalığa yakalanıp… Allah Korusun’du. Neden böyle bir yalan söylemişti ki sanki. Bak babası şeker hastasıydı, tansiyonu çıkıyordu, inme de inmişti.

Çocuğun söylediği yalanın arkasındaki gerçekleri nasılda sıralıyordu annesi. Gözleri parladı birden çocuğun;

_Tamam, işte babam hasta, ablam ne zaman boşanacak, eniştem bıçaklandı, dedemin sorunları var, ablamın çocukları bunların hepsi bu evde yaşanmıyor mu anne? Sizlerin ilgilendiği, yaşadığı hayat bu değil mi? Ben ders çalışabildim mi anne? Benimle ilgilendiniz mi anne? Baksana babama beni bütün arkadaşlarımın yanında küçük düşürdü. Beni mahcup etti anne.

Anne biraz düşündü tabii, ama olsun yinede yalan söylemek çok kötüydü ve babasından özür dilemeliydi.

Babasından özür diledi çocuk.

Buraya kadar olanları yabancı damat dizisini seyredenler bilir. Ben seyredemeyenler için yazmaya çalıştım. İzlediğim dizi yada film bana neler veriyor, hayata dair mesajları neler. Dikkatle üzerinde durduğum ve çıkarmaya çalıştığım derslerdir beni etkileyen. Benim amacım “buradan çıkarılacak ders ne olmalıydı” sorusuna cevap bulmak.

Acaba anne babalar olarak bizi üzen nelerdi?

1-) Öğretmenler karşısında yalancı bir çocuğun anne babası durumuna düşmek mi?

2-) Çocuğumuzun bize de yalan söylemesi mi?

3-) Çocuğumuzla ilgilendik mi?

4-) Çocuğumuzu yalan söylemeye iten sebepler nelerdi hiç düşündük mü?

5-) Onu sevdiğimizi, ona hissettirdik mi?

6-) Ona anlamsız yasaklar koyarak daha çok yasaklara ilgi duymasını mı sağladık?

Çocuğumuz açısından düşünecek olursak;

1) Evdeki çalışma ortamı sağlıklı değildi. Her gün değişik bir olay yaşanıyor bu olaylar onu etkiliyor ve ders çalışamıyordu.

2) Evde hiç kimse onu sevmiyor ve değer vermiyordu.

3) Kimse onunla ilgilenmiyor derdini dinlemiyordu.

4) O ergenlik çağına giriyordu ve kimse bunun farkında değildi.

5) Ona sadece “dersine çalış, ödevini yap” deniliyordu.

6) Zayıflarla dolu bir karne ile eve gelirse itilip kakılacağını biliyordu.

7) Ailesine ters gelen davranışlar sergilediğini biliyordu ama o dikkat çekmek istiyordu kimse bunun farkında değildi.

Çocuğunuzu karşınıza alırda konuşursanız eminim bu maddeler çoğalacaktır.

Gelin bu platformda bunları tartışalım. Ailemizin de ülkemizin de geleceği evlatlarımız değil mi? Herkesin kendine göre iyi ya da kötü bir bildiği vardır. Amaç vatanına milletine saygılı, yararlı evlat yetiştirmek değil midir? O halde ne bekliyoruz. Hepimiz bildiklerimizi ya da öğrenmek istediklerimizi burada paylaşalım. Eğitimle ilgili bu bloglar Milliyet İnternette Eğitim bölümünde de yayınlanarak öğrencilerimize ulaşması sağlanıyor. Onların ışığı olmak istemez misiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güzel bir yazı yazarak toplumumuzda kanayan bir yaraya parmak basmışsın. Ellerine sağlık ablam.

canzaimoglu 
 21.09.2007 0:35
 

Sevgi; bu yeterli ama o veletler de az değil, oğlumdan biliyorum, hemen tembelliklerine bir kulp buluveriyorlar. :))Çocuk işte. Onlara uyacak değiliz, elimizden geleni yapıyoruz. :))

derinmavi.. 
 14.06.2007 11:29
Cevap :
Dün bir arkadaşımdan bir mail aldım. Küçücük bir veledin ağlama numaralarını konu alıyor. Çocuk annesinin dikkatini çekebilmek için yapmadık numara bırakmıyor. annesinin ilgilenmediğini gördüğü anda kendini yerden yere atıyor. annesi ilgilenmiyor. O ağlayan kendini yerden yere atan çocuk hemen kalkıyor annesini takip edip tekrar kendini yere atıyor. Ne kadar güldüm anlatamam. Daha küçücük yaşlarda başlıyorlar bizi kullanmaya. Bizimse onların tuzağına düşmememiz gerek diyorum. Teşekkürlerimle  14.06.2007 11:57
 

Sevim Hanım, yazınız için teşekkür ederiz. Kendimce cevaplar vermeye çalıştığım, anne baba yerine yazdığım, öğrenci gözüyle de yazdığım, anlatımı çok etkili olmayan mütevazı bir blog az önce bitti. yayına alırlar sanırım kısa süre sonra, paylaşmak istedim.

Yiğit Aka 
 15.03.2007 20:42
Cevap :
Teşekkürler Sevgili Yiğit Blogunu okudum. Çokta güzel olmuş. Eline sağlık. Bu arada kategori değişikliği de yaptım. Hatırlattığın için de sağol.  15.03.2007 21:37
 

Çocuklarımızı hiç duymuyoruz. Denemiyoruz bile...

Müyesser Saka 
 21.02.2007 10:10
Cevap :
Sokak çocuklarını hepimiz biliriz. Onların da birer anne ve babaları var. Yada bir zamanlar vardı. Bu gün neden sokaktalar acaba? İş te burda durup düşünmek gerekmez mi? Kendi çocuğumuzun bir gün sokak çocuğu, tinerci çocuk, gaspçı çocuk, hırsız çocuk gibi sıfatlarla anılmasını istemiyorsak -ki hiç bir anne baba istemez- çocuklarımıza sahip çıkalım derim. Duyarlı davranıp yorum yazdığınız için teşekkür ederim.  21.02.2007 14:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 699
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2789
Kayıt tarihi
: 30.01.07
 
 

1960 yılında memleketimde doğmuşum. 1978 Ticaret Lisesi mezunuyum. 33 yıl bir kamu kuruluşunda ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster