Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzman Psikolog Ebru Zorlutuna

http://blog.milliyet.com.tr/ebruzorlutuna

17 Eylül '18

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
73
 

Okul Öncesi Öğretmeninin Alet Çantası

Okul Öncesi Öğretmeninin Alet Çantası
 

Her mesleğin bir alet çantası vardır. Tamircinin, kuaförün, ev hanımının, psikoloğun, mühendisin, annenin ya da öğretmenin... Bir çok problemi, krizi ya da rutini alet çantamızda olanlarla yaparız. Bunun için öncelikle işimiz ne olursa olsun mutlaka bir alet çantamız olmalıdır. Ardından alet çantamıza neler yerleştirdiğimiz önemlidir.

Mesleki anlamda alet çantamıza baktığımızda öncelikle nasıl göründüğüne dikkat etmeliyiz. Ağzına kadar dolu ve kapanmıyorsa 3 şeye dikkat etmek gerekir. Birincisi; bavul mu küçük geldi? İkincisi; içindekiler iyi organize edilemedi mi ya da yerleştirilemedi mi? Üçüncüsü ise; yerleştiren kişi kaygılı ve takıntılı mı? Mesleki anlamda bu üç görüş bize ne anlatmaktadır.

Bavul mu küçük geldi? Bazen bavulun içini o kadar doldururuz ki eşyalar içine sığmakta zorlanabilir. Ekstra çözüm olarak büyük bavul kullanmak aklımıza bile gelmeyebilir. Mesleki anlamda da bazen işlere o kadar yoğunlaşırız ki farklı bir bakış açısından bakmakta zorlanırız. Bazen de alte çantamızın içindeki çöpleri fark etmeyebiliriz. Öncelikle şuna dikkat edeceğiz alet çantasının içinde ne olduğunu gerçekten biliyor muyuz?

Mesleki bilgilerimizi gerçekten iyi organize edebiliyor muyuz? Doğru yerde kullanmayı biliyor muyuz? İşimize yaramayanlar için güncellemeler yapıyor muyuz? Yenileniyor muyuz? Bilgi yığınımıyız? Çantaya doldurduklarımız sırtımıza birer yük mü? İşlevsel mi?

Kaygı ve takıntı fazla bilgi depolamaya neden olabilir! Kaygılı çalışanlar tüm eğitimlere katılmak isterler. Hatta aynı eğitime bir kaç defa katılabilirler. Her şey hakkında bilgi sahibi olmak isterler. İşine yaramayacak da olsa bir çok eğitime katılabilirler. Çantaları kaygılarından dolayı işine yaramayacak bir çok bilgi sonucu kapanmakta zorlanabilir.

Geçtiğimiz haftasonu ÖZADER (Özel Anaokulları Derneği) tarafından 4. Ulusal Okul Öncesi Sempozyuma konuşmacı olarak davet edildim. Sunumumun ismi de “Okul Öncesi Öğretmeninin Alet Çantası”idi. Sunuma bu yazının başında anlattıklarımla başladım. Sempozyum eğitime gönül vermiş 300’e yakın eğitimciden oluşuyordu. Heyecanlı gözlerle size bakan 300 göz ve yürekle olmak harikaydı. Çocukların erken dönemlerinde kişiliklerinde derin izler bırakan okul öncesi öğretmenleri... Onları ne kadar güçlendirirsek onlarda geleceğin yetişkinlerini o kadar iyi eğitecekler. Her şeyden önce sevgilerini vererek ve sosyal becerilerini geliştirerek çünkü akademik beceri her türlü gelişim gösteriyor. Bu sunumdaki ilk amacım okul öncesi öğretmenleri için mesleki bir farkındalık oluşturmaktı.

Sunumu 4 başlık altında anlattım. Okul Öncesi öğretmenlerinin temel ihtiyaçları, mesleki becerileri, olumsuz davranışı  anlamak, alet çantamızdaki 4 çöp olarak başlıkları belirledim.

TEMEL İHTİYAÇLAR

Süper güçleri olan öğretmen!

Okul Öncesi öğretmeninin alet çantasını düşündüğümüzde en temel ihtiyacı aslında bir süper kahraman olmasıdır. Süper kahramanların nasıl süper güçleri varsa onların da bu güçlere ihtiyaçları vardır. Çünkü birden çok işle ilgilenmektedirler. Çocuk, veli, idari, iş arkadaşları... Bir çocuğun bakımından tutun eğitimine, velilerin kaygılarına, idari işlere, dosyalama-raporlama ve bunun yanında iş arkadaşlarıyla uyum içinde çalışabilmesine kadar dayanan zorlu bir görev. Bunlar için gerçekten süper güçler gerekiyor. Ve bu öğretmenlerin çoğu bu süper güçleriyle çalışıyorlar.

Ruhunu Besle!

Hangi meslekte olursanız olun bedeninizi ve ruhunuzu beslemeye ihtiyacınız vardır. Okul öncesi öğretmenlerin çocukların en önemli yıllarına katkı sunduğu düşünülürse buna daha çok ihtiyaçları vardır. Bunun için okul öncesi öğretmeninin bedenini ve ruhunu iyi beslemesi gerekir. Çünkü gerçekten bir o kadar keyifli o kadar da stresli işleri var. Bedenine ne kadar yatırım yaparlarsa hareket ettikçe endorfin salgılanacak ve mutlu hissedecekler. Aslında günün stresini bir nebze atıp ertesi gün öyle  okula gitmiş olacaklar. Bununla beraber ruhunu besleyecek şeyleri de keşfetmeliler. Bunlar her insana göre değişebilir. Kimine göre bir müzik, dans, kitap kimine göre ise sessiz bir ortam olur. Okul öncesi öğretmenleri; her gün ruhuna ve bedenine iyi gelecek şeylere 30 dk ayırmayı alışkanlık haline getirse hem çocuklara hem de kendisine iyilik yapmış olurlar.

Mesleğini Sorgula !

“Gerçekten çocukları seviyor muyum?” “Bu mesleği yapmak istiyor muyum?” Önce buna karar vermek gerekiyor. “Her sabah anaokulu kapısından girerken söyleniyor muyum?” ”Bu işi sadece para kazanmak için mi yapıyorum?” Unutmayın; okul öncesi öğretmenliği her şeyden önce gönül işidir. Elbette mesleklerimizi para kazanmak için yapıyoruz ama bu meslek gerçekten sabır ve emek işidir. Bir çok kademedeki öğretmenliklerin içinde en zoru olduğunu düşünüyorum. Çünkü hiç bir kademe çocuğun 0-6 yaşına dokunmuyor ya da özbakımından sorumlu olmuyor. İşte bunun için okul öncesi öğretmenlerini daha da güçlendirmeliyiz. Bu alana katkıda bulunmak istemeyen öğretmenleri de doğru yönlendirmeliyiz. Çünkü mesleğini severek yapmayan bir okul öncesi öğretmeni istemeden de olsa çocukların ruhunda yaralar açabilir. Bu mesleği yapmak istemeyenler kendilerini başka bir mesleğe yöneltmelidirler. Herkes mutlu olduğu ve iyi yaptığı işi seçmelidir. Kendilerini güçlü hissettikleri alanda çalışmalıdırlar. Önce çocuklar sonra kendin için bu mesleği gerçekten ne kadar istediğini sorgulamalısın!

Bağlanmanı Fark Et!

Okul öncesi döneminde çocuklar en güvendiği kollardan okula gelirler. Okulda onunla güçlü bağ kuracak bir öğretmen bulamadıklarında ise okula gelmekte zorlanırlar. Oryantasyon sürecinin en önemli amacı öğretmenin öğrenciyle güçlü bir bağ kurabilmesidir. Her bireyin bağlanması birbirinden farklılık gösterir. Bir okul öncesi öğretmeni; öğrencileriyle yakın temas kurmaktan uzak duruyorsa, göz temasından sıklıkla kaçınıyorsa, olması gerekenden akademikse, duygularını ifade etmekten kaçınıyorsa, sınıfında sıklıkla sorun davranış gözleniyorsa muhtemelen kendi bağlanmasında problem yaşıyor olabilir. Okul öncesi öğretmenleri öğrencileriyle bağ kuramadığı zaman sınıf yönetiminde de zorlanırlar. Öğrencileri sınıfını güvenli bir yer olarak görmedikleri için sıklıkla sorun davranış gösterebilirler. Kendi bağlanmasında bir sorun olduğunu düşünen öğretmenler bu mesleğe devam etmek istiyorlarsa mutlaka bir uzmandan destek almalıdırlar.

Temel İnançlar!

0-6yaşın hep çok önemli olduğu söylenir. Hayatımızın yapı taşları bu dönemde oluşur. Özellikle yaşadığımız deneyimlerimize göre temel inançlarımız da bu dönemde belirlenir. Bunlar “değerliyim, seviliyorum, güvendeyim” gibi olumlu ya da “değersizim, tehlikedeyim, sevilmiyorum” gibi olumsuz inançlar da olabilir. Bu temel inançların alındığı 0-6 yaş dönemi okul öncesini de kapsadığına göre okul öncesi öğretmenlerine de önemli bir görev düşüyor. Çocuklar temel inançlarını 3 yaşından itibaren okul öncesi deneyimleriyle de oluşturuyorlar. Öğretmenlerin sınıfta popüler olan bir çocuğa daha fazla yönelirken, hatasını görmezden gelirken ya da daha çok dokunsal temasta bulunurken diğerlerini de düşünmesi gerekir. Bir çocukta “değerliyim, seviliyorum” inancı oluşurken sınıftaki diğer çocuklarda “sevilmiyorum” “değersizim” inancı oluşmasına neden olabilir. Çocukların yaptığı hatalara tolerans gösteremeyen ya da esnek olmayan öğretmenler çocuklarda “yetersizim” inancı oluşturabilirler. Kısacası bu inançların oluşumu sadece anne babanın yanında oluşmaz. Çocukların erken çocukluk döneminde en çok okulda olduğu düşünülürse temel inançların oluşumunda öğretmenlerinde etkisi çoktur.

MESLEKİ BECERİLER

Her öğretmen mesleki anlamda kendini geliştirmesi yönünde bir yol haritası çizmelidir. Bir okul öncesi öğretmeni mesleki olarak yaratıcı, esnek, sabırlı, ultra enerjik ve hareketli olmak zorundadır. Mesleği gereği bunları yapamayan bir okul öncesi öğretmeni kısa sürede meslektaşları arasından elenecektir. Aynı zamanda mesleki becerilerinin arasına problem çözme becerileri ve kriz yönetimini de eklemelidir. Mesleki anlamda ne kadar güçlü hissederseniz işinizden de o kadar az yakınırsınız. Çocukların gelişimine ve değişimine katkı sundukça iş tatmininiz de artacaktır.

OLUMSUZ DAVRANIŞI ANLAMAK

Sınıfındaki zor çocuklarla baş edemeyen öğretmenler sürekli yakınıp, şikayet ederler. Kriz sürecinde çözüm önerileri olmayanlar değişime de kapalıdırlar. Öğretmen yakındıkça olumsuz davranışlar da katlanarak artmaktadır. Öğretmenlerin hiç bir yöntem bilmeseler bile bir çocuğun gelişim ve değişimine inanmaları gerekir. Bir çocuğu elbette sadece siz değiştiremezsiniz. 3-4 yaşına kadar geçmiş deneyimleri vardır. Fakat tüm sorunu anne babaya yükleyip hiç bir şey yapmamak da problemleri çözmez. Önemli olan öğrenciniz kendini yanınızda güvende hissediyorsa emin olun bir nebze de olsa değişim yaratabilme gücünüz olur. Öğrenciniz evde problem davranış gösterse bile okulda göstermeyebilir. Bunun için olumsuz davranışın amacını anlamadan önce “ben bu çocukta neyi değiştirebilirim?” Diye yaklaşmalısınız. Bir çocuğun her şeyini değiştiremezsiniz ama bir şeyini değiştirebilirsiniz. Çözüm odaklı yaklaştığınız da yakınmalarınızın da azaldığını hissedeceksiniz.

ALET ÇANTASINDAKİ 10 ÇÖP

Olumsuz temel inançlar! Olumsuz inançlarınız ne kadar çoksa hem kişisel hem de mesleki hayatınızda o kadar zorlanırsınız.

Duygularını regüle edememek.

Bireysel farklılıkları fark etmemek.

Çocukları etiketleme/tanı koyma.

Etik sınırların dışına çıkmak.

Ödül-Ceza yöntemi uygulamak.

Teşvik edici dil yerine övgü ve yergi.

Zor mizaçlı çocukları reddetmek.

Çocuklara isimleri dışında hitap etmek. (aşkım, canım, tatlım, oğlum, kızım, Ardacım, Ayşecim vs.)

Beynindeki olumsuz sesleri dinlemek.

Okul öncesi öğretmenlerinin yeni eğitim dönemine başlarken alet çantasına koymak ya da çantasından çıkartmak istediği nelere ihtiyacı olduğunu belirlemelidirler. Çantasındaki çöpleri temizleyerek mi işe başlayacaklar ya da temel ihtiyaçlarını mı gözden geçirecekler? Ya da olumsuz davranışlara yönelik yöntemlerini mi geliştirecekler? Unutmayın, siz çocukların hayatınının temel inançlarını oluşturduğu en değerli yıllarının kahramanlarısınız. Öğrencileriniz ilerideki birçok deneyiminde okul öncesindeki ilk deneyimlerini referans alacaklar. Bu referansın olumlu olması da öncelikle güçlü bir bağ kurmanıza ve her deneyiminde teşvik edip yüreklendirmenize bağlıdır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 238
Kayıt tarihi
: 07.04.17
 
 

  Psikoloji Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerini Maltepe Üniversitesinde tamamlamıştır.  Çalışma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster