Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

21 Kasım '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1184
 

Okyanus Engel Değildir !..

Okyanus Engel Değildir !..
 


Sonunda insanoğlu, dünyanın her tarafına yayıldı... Ama bilinmeyen diyarlara göç eden kabileler akla gelmesin hemen... Şöyle düşünelim... Bir ailede, bir genç çift, hiç değilse daha fazla av hayvanı bulabilmek adına, anne-babalarının biraz uzağına yerleşirler. Bu uzaklığı bir kilometre olarak kabul edelim ve her 20 yılda bir de, yeni bir ailenin kurulduğunu düşünelim. Bu durumda görüleceği gibi, 100 yılda 5 kilometre ilerlemekle insanoğlu, 100 ya da 200 bin sene sonunda, hiç yolculuk yapmadan Afrika'yı, Asya'yı, Avrupa'yı baştan başa fethetmiş olacaktır.


Kıtaların kenarlarında denizler bulunuyordu. İlkel insan hiç şüphesiz, Akdeniz'deki kuytu bir koyun durgun ve berrak sularından çok, kayalık bir kıyıda patlayan, okyanusun koca dalgalarından korkmuştu. Çünkü o, denizciliği, denizin üzerinde değil, nehirler üzerinde öğrenmişti.


Bu önce, bir ağaç kütüğüne ata biner gibi oturmak şeklinde başladı. Bir nehri geçmenin bundan daha doğal bir şekli var mıdır? Sonra içerisine oturacak bir yer yapabilmek amacıyle ağacı oymak, oyuğu derinleştirmek için büyük bir zekâya ihtiyaç yoktu.


Lâkin tekneler her yerde aynı biçimde değildi. Günümüzde bile her şey el altında bulunan malzemenin çeşidine bağlıdır... Grönland adasındaki Eskimolar, balina kemiklerinin üzerine gerdikleri derilerle kayık yaparlar. Kanada'daki Kızılderililer ise, piroglarında kayın ağacının kabuklarını kullanırlar. Mısırlılar'ın kabartmalarında resimleri görülen örme kamıştan yapılma tekneleri de günümüzde Peru'da buluyoruz.


İlkel insanların nehirlerden denizlere açılmaları bir hayli maceralı olmuştu. Hele karayı gözden kaybedecek şekilde kıyılardan uzaklaşmak büyük bir serüven sayılmıştı. Karşı kıyıları çok uzak sayılmayan Akdeniz burada önemli bir rol oynamıştı. Ne olursa olsun, tarihteki en eski denizcilik serüvenlerini yaşayan, bu alanda başarılar kazanan, Akdenizli gemiciler olmuştur.


Tekneler uzun süre sadece kürek aracılığıyle yol almışlardı. Gerçekten de yelkeni, rüzgâr ancak arkadan, denizcilerin deyimiyle, pupadan estiği zaman kullanmak imkânı olabiliyordu; biraz yandan esti mi gemi her an devrilmek tehlikesiyle karşı karşıya kalıyordu. Çünkü, denizcilik alanında çok büyük önemi olan gemi omurgası o çağlarda henüz keşfedilmediği için bütün gemilerin dibi düzdü. Ayrıca bu tür tekne yapmak hem daha kolaydı, hem de sığ limanlara girebiliyor ve özellikle karaya çekilebiliyordu.


Gemi kaburgasının alt yanında bulunan ve kıçtan başa doğru uzanan, gemi yapımcılarına oldukça güçlük çıkaran ama gemilerin daha süratli yol almalarına, teknelerin daha oturaklı olmalarına olanak sağlayan omurga, ancak 13'üncü yüzyılda ortaya çıktı. İspanyol ve Portekizli ünlü denizcilerin büyük denizcilik keşifleri ancak ondan sonra gerçekleşebildi.


İnsanoğlu artık Yer'i çözümlemeye başlıyordu. Onun yuvarlak olduğunu henüz bilmiyordu ama, daima kuzeyi gösteren pusulayı icât etmişti. Gök cisimlerinin ufuğa olan yüksekliklerini ölçerek bulunduğu yeri harita üzerinde saptayabiliyordu. Ancak bu yeri saptarken kuzey ve güney noktasına olan uzaklığını yaklaşık olarak tespit edebilmelerine karşılık, doğu ve batı noktalarını hesaplamakta güçlük çekiyorlardı. Çünkü bunun için çok dakik saatlere sahip olunması gerekliydi. Bu yüzden, o doğrultuda seyrederken tahmini yol alıyordu. Oysa denizcilik alanında en büyük serüvenler batı yönünde yapılan yolculuklar sırasında yaşandı.


Kristof Kolomb Yer'in yuvarlak olduğunu ve Atlas Okyanusu'nda güneşi izleyerek Asya kıtasına ulaşabileceğini iddia ediyordu. Ne var ki Amerika kıtası yolunu kesti! Gemiyle dünya turu yapmayı kim başaracaktı? Bir İspanyol mu, yoksa bir Portekizli mi? Bunu, İspanya'nın hizmetindeki bir Portekizli olan Magellan başardı.


Yer'in gökyüzüne asılı bir küre olduğu bu şekilde kanıtlandı. Lâkin aynı zamanda, her şeyi fethetmeye kararlı olan bir insan için okyanusun, bir engel sayılamayacağı da kanıtlanmış oldu.

Abdullah Çağrı ELGÜN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ağaç kütüğüne binenler şimdi şu resimdeki gemiyi görseler ne zannederlerdi acaba? :) Sevgiler.

Baterist Kızı Melisa 
 21.11.2008 16:57
Cevap :
Sanırım şöyle derlerdi... Aha bunu ben düşünmüştüm de kahretsin ki yapacak alet yoktu :-)) Sevgiler...  22.11.2008 0:08
 

ellerinize sağlık. Sevgilerimle...

narçiçeği 
 21.11.2008 14:01
Cevap :
Ben teşekkürler ediyorum ilginize, saygılar, sevgiler...  21.11.2008 16:44
 

Düşünüyorumda insanlar ne kadar akıllı ve cesaretliymiş o zamanlar.Kim bilir bunları uygulamaya sokarken ne emareler atlattılar :)) Aslında eski tarihlerde yaşamak bana daha cazip geliyor.Güzel bilgiler için teşekkürler.Sevgiler,selamlar...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 21.11.2008 1:11
Cevap :
Sevgili Murat, sanırım bu zamanda Mars'a gitme cesaretinden bir farkı yok... Ben her zaman derim, benim zamanım Osmanlı devriydi, Barbaros'un sağ kolu olabilirdim... Sen de benim kafadasın galiba :-)) Teşekkürler kardeşim, sevgiler... (Sonuçlar bu gece 12'den sonra yayında olabilir)  21.11.2008 16:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1907
Toplam yorum
: 4304
Toplam mesaj
: 437
Ort. okunma sayısı
: 3257
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster