Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
372
 

Olmayan yasağı yasalaştırmak istiyorlar

Olmayan yasağı yasalaştırmak istiyorlar
 

Yükseköğretimde başörtüsü serbestliği için yapılan yasal düzenlemeye herkes içinden geldiği gibi cevap verdi. Kimse niyetini gizlemedi. Ya da gizleyemedi. Mecliste yapılan anayasa değişikliği ile aslında olmayan yasak kaldırıldı. Ama bu yasa değişikliğine rağmen bu yasaya karşı olan başta rektörler olmak üzere olmayan yasağın daha kaldırılmadığını esas değişikliğin YÖK’ün 17. maddesinde yapılması gerektiğini açıkça söylüyorlar. Aslında bu değişikliği de yapmak zor değil ama ben burada kötü bir niyet seziyorum. Zira bu maddede herhangi bir yasak yoktur. Bu madde sadece anayasadaki yasakları referans almaktadır. Anayasada bu yasak kaldırıldığına göre ortada olmayan bir yasağın kaldırılması talep edilir oldu haliyle.

Aslında niyetleri anayasa değişikliklerine uymak değil. Esas niyet bu güne kadar olmayan yasağı uygulayanlar bugünden sonra bu yasağın bir eksik olarak resmileşmesini istiyorlar. Bu niyeti sezen meclis YÖK’ün 17. maddesini de değiştirmeyi durdurdu. Cumhurbaşkanlığı sürecinde Anayasa Mahkemesinin kendi kafasına göre ihtas ettiği 367 şartı ne yazık ki alışkanlık yaptı. Şimdi Üniversiteler Arası Kurul, Üniversite Rektörleri, Yök vs. kurumlar ve kişiler yasa değişikliklerini artık kendi kafalarına göre uygular oldular. Bana sorarsanız bu uygulama bugüne kadar hukuk devleti olduğunu iddia etmiş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel tanımlamasının da artık yok sayıldığına dikkat çekmek istiyorum.

Hep söylenirdi ülkemiz ne zaman iyi yola girse birileri devreye girer mutlaka tekere bir çomak sokardı. Dünyada darbecilerini yargılayamayan nadir ülkelerdeniz. Bugün 28 Şubat sürecinde ülkenin gelişim sürecine çomak sokan insanlar “keşke yapmasaydık, yanlış yaptık, şu komutan yaptırdı, şundan emir alındı, şu gazetelere şu haberler yaptırıldı, şu başlıkları şu adamlar attırdı” gibi cümleleri rahatlıkla kurabiliyorlar. Çünkü ülkemiz o tezgâhları kuran insanları ne yazık ki yargılayamamaktadır. Bu bir ülkenin hukuku adına gerçekten çok kötü bir durumdur. Bu ülkeye yatırım yapmaya niyetli bir yabancı yatırımcı hukukla böylesine oynanan bir ülkede neye güvenerek yatırım yapmak isteyebilir ki. En temel hak arama organı olan hukukun böylesine aciz bir durumu hangi yatırımcıya güven veriyor ben daha anlayamadım.


Saygılarımla..

arz-ı alem bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir hususu unutuyorsun. Ülkemiz yaklaşık 200 yıldır aşırı yoğunlukta kültür erozyonuna tabi tutuldu. Bizde yerleşik sınıflar olmadığı için bilhassa ikinci dünya savaşından sonra iktidarı eline geçiren kesim konumunu sağlamlaştıracak her türlü önlemi almayı kendine şiar edindi. Milli duygular, örf adetler, Dini kavramlar rafa kaldırıldığı için Ülkeymiş, milletmiş, gibi sıkıntıları yoktu. Ülkeye zarar vereceği bilindiği halde darbeler yapılmaya devam etti. Bırakın yargılamayı hala baştacımız konumundalar. 3 - 5 yıldır çılgınlaşmaları iktidarı kontrol mevkilerini, şantaj kozlarını teker teker kaybediyorlar. Baş örtüsü son en büyük kozlarındandı. Fitne kaynağı olarak en uygun yer Üniversiteler olduğu için yasağın sadece orada olması bile yeterli idi. Bazan ne düşünüyorum biliyormusun, Keşke 2. dünya savaşına bizde girseydik diyorum. Girenlerin bugünkü konumuna bakınca girmemek bize hayır getirmemiş ne dersiniz.? Selam ve saygılar.

akar 
 26.02.2008 11:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 483
Kayıt tarihi
: 15.03.07
 
 

1982 Bayburt doğumluyum. Bilgisayar Programcılığı Mezunuyum. Konya'da yaşıyorum ve şu anda özel bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster