Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '12

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
688
 

Ölümsüzlük kapıda...

Ölümsüzlük kapıda...
 

Benim objektifimden...


Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Misis’te Antik bir kent bulunduğu haberini gazetede okuyunca, o günlerde Adana’da olmam nedeniyle gidip görme arzum depreşti. Kendimce uygun bulduğum bir günde gittim Antik kenti görmeye ama göremedim. Çünkü çalışmalara ara verilmiş, sanırım hava şartlarından etkilenmesin diye de üzeri örtülmüştü çalışma yapılan bölgenin.

Basından öğrendiğim kadarı ile Türkiye ve İtalya işbirliğiyle yürütülüyormuş kazılar. Yüreğir Belediyesi bizzat destekliyormuş.

Misis'in, Roma döneminde Küçük Asya olarak adlandırılan bölgenin büyük antik kentlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Giovanni Salmeri, bölgede nasıl bir yaşam sürüldüğüne dair bulguları ve tarihi bilgileri de şöyle anlatmış:

"Entellektüel açıdan çok gelişmiş olan bu bölgede, mimarlar, yazarlar, şairler yaşamış. Bunların hepsini yazıtlarda bulabiliyoruz. Tiyatroda çok güzel oyunlar sergilenmiş, bunlarla ilgili de bilgilerimiz var. Ayrıca o dönemde sağlıkla ve sağlık tanrıçasıyla ilgili bir tapınağımız var. Bu tapınak çevredeki başka antik kentlerle de alakalı. Çünkü o dönemde, buradaki antik kentten, başka yerlere doktorların gönderildiğini biliyoruz. Misis, o dönemin devasa sağlık merkezine sahipti. Ekibimiz giriş kapısını bulduğu bu tapınağı ortaya çıkarmaya çalışıyor. O zamanki sağlık tapınağını, Adana'da şu anda bulunan büyük hastanelere benzetebiliriz. Roma dönemindeki bu sağlık hizmeti, Bizans ve Osmanlı'dan sonra günümüze kadar gelmiştir."

Beni dahi heyecanlandırdığına göre anlaşılan çalışmayı yürüten ekipte de müthiş bir heyecan dalgası yaratmış. Nasıl yaratmasın ki. Efsaneler kenti Adana’da belki de Lokman Hekim’in çalıştığı tıp merkezidir burası. Olur mu? Neden olmasın. Efsanelerde sınır olur mu? Halk arasında söylenir durur yalanlanana kadar.

Adana ve çevresinde yüzyıllardır yaygın olarak Lokman Hekim efsaneleri anlatılmaktadır. Bunlardan bir tanesi şöyledir:

Lokman Hekim, inanışa göre bütün hekimlerin piri, üstadıdır. Her çiçeğin, her otun özelliklerini tanıyan Lokman, ilaç yapar, dertlere deva bulurmuş. Bütün dünyayı dolaşmış. Çukurova'ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis'e yerleşmiş. Çevredeki bütün hastaları iyileştirmiş. Artık hastalığın ne olduğunu unutan Çukurovalılar, ölümsüz hayatın peşine düşmüşler. Kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmasını istemişler.

Lokman Hekim Çukurova'yı adım adım dolaşmış, bütün bitkileri incelemiş. Bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuyakalmış. Bir ara bir ses duymuş:"Ey Lokman, artık araman bitsin, ben ölümsüz hayatın devasıyım. Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok".
Lokman Hekim, sesin geldiği bitkiye doğru yürüyüp koparmış. Bu arada Tanrı Cebrail'e: "Yetiş Cebrail, Lokman ölümsüzlüğe çare bulursa bu insanların hali ne olur?" demiş.

Bunun üzerine Cebrail, pir-i fani kılığında Misis Havram'ye tarafına bir gelmiş. Misis Köprüsü'nün üstünde Lokman Hekimle karşılaşmış. Cebrail: "Selamü-naleyküm" dedikten sonra, Lokman'ın elindeki kitaba bakmak istemiş. Kitabı alıp coşkuyla akan Ceyhan Nehri'ne atmış.

Kitabın ardından Lokman da suya atlamış ama bulamamış. Yaz gelip sular çekilince, ırmak boyunda aramaya devam etmiş. Sonunda kitabın sadece bir yaprağını, arpa tarlasında bulmuş. Bugünkü tıp biliminin, o günkü yapraktan geliştiğine inanılır. Yörede hâlâ, efsanenin izlerine rastlanılmaktadır. Kitabın bulunduğu arpa tarlasının toprağı kutsal sayılır. Çocukların karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp beze sararak çocuğun karnına koyarlar. (http/türkoloji.cu.edu.tr)

Anlaşılan ölümsüzlüğün sırrı Ceyhan Nehrinin sularında kaybolmuş ama 16 kasım tarihli Milliyet Com.Tr.de bir haber dikkatimi çekti;  Alman bilim adamları ölümsüzlük genini buldu...

"Genetik bilimi, insan vücudunun sırlarını aralamaya devam ediyor. Alman biyoloji uzmanları, “ebedi gençlik” adını verdikleri bir genin varlığını saptadıklarını duyurdular. Araştırma ekibinin başkanı Prof. Dr. Thomas Bosch “Araştırmamız ilk kez yaşlanmayla FoxO geni arasındaki bağı tespit etmiş bulunmaktadır” dedi.

Kiel'deki Christian Albrecht Üniversitesi ile Schleswig-Holstein Üniversite Hastanesi uzmanları tarafından yapılan “Gençlik geni” araştırmasında Türkçede knidliler, sölenterler veya haşlamlılar olarak bilinen tatlı su canlısı Hydra'yı incelendi.

Uzmanların 50'li yıllardan bu yana laboratuarlarda gözlemlediği bu birkaç milimetre uzunluğundaki canlıların o yıllardan bu yana yaşamlarını sürdürebilmesinin nedeni tam olarak belirlenememişti.

Uzmanlar, sözkonusu poliplerin “ölümsüzlüğünü” kök hücrelerin bölünebilme özelliğini kaybetmemesiyle açıklarken bu özelliğin nereden kaynaklandığı belirsizliğini koruyordu.

Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’in yansıttığı araştırmada ise, dünya üzerindeki hemen tüm hayvan ve canlıların taşıdığı belirtilen ve tatlı su polipi Hydra'da da bulunan FoxO geni üzerinde yoğunlaşıldı.

Uzmanlar, FoxO geninin devre dışı kaldığı poliplerin daha az kök hücresine sahip olduğunu, daha yavaş büyüdüğünü saptadı. Bu tatlı su canlılarının bağışıklık sisteminin de zayıfladığını gözlediler.

Araştırma ekibinin başkanı Prof. Dr. Thomas Bosch, “Araştırmamız ilk kez yaşlanmayla FoxO geni arasındaki bağı tespit etmiş bulunmaktadır” dedi.

100 yaş üzerindeki insanlar üzerinde yaptıkları taramada FoxO geninin son derece aktif olduğunu tespit ettiklerini belirten Prof. Bosch, “FoxO geninin büyük ihtimalle insanların yaşlanmasında da etkili olduğu sonucuna vardık” diye konuştu.

Sonuçları LaborPraxis isimli bilim dergisinde yayımlanan araştırmanın, “FoxO geninin insanlar üzerindeki ayrıntılı etkisini” ele alacak şekilde sürdürüldüğü bildirildi.”

Çalışmalarına devam eden insanoğlu her zaman Lokman Hekimlerini yaratıp ölümsüzlüğe çare bulma peşinde olacaktır. Ölümsüzlük kapımızda, Cebrail A.S.’a tekrar iş düşmez ise…                     

 

19 Kasım 2012

 


  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Selam.Sayet olumsuzluk denen sey olsaydi .Canlilarin hepsi olumu tadacaktir(Ankebut suresi 57.ayet) e tamamen ters dusmezmiydi dersiniz..Yada konuyu bilimsel olarakmi ele alalim?

Mehmet Cetintas 
 30.11.2012 4:44
Cevap :
Merhaba.İnancımıza göre her canlının ölümü tadacağını biliyoruz. Görünen köy de bunun böyle olduğunu söylüyor ve bu günün şartlarında böyle de olmalı. Aksi takdirde insanlar birbirini yerdi herhalde. Bilimin nereye kadar gidebileceğini de ömrümüz vefa ederse göreceğiz...Bana sorarsanız sağlıklı bir yaşamı sağlasınlar yeterli...Ölüm gelsin baş üstüne...Selamlar, mutlu kalın...   30.11.2012 12:39
 

Merhaba, öncelikle o köprünün üzerinden onlarca kere geçtiğimi belirtmeliyim. Ölümsüzlük genine gelince, insanlar bu geni ve ölümsüzlüğü ister mi? Ondan emin değilim. Eğer iyi bir yaşam varsa, neden olmasın diyenlerdenim. Selamlar...

Mesut KARİP 
 28.11.2012 11:21
Cevap :
İyi bir yaşam, sağlıklı bir yaşam varsa elbette ama böylesine bir yaşamı ben istemiyorum. Nüfus planlaması da yapmak lazım o zaman. Yok olmaz, insanlar birbirini yemeye devam eder. Ölümlü dünya daha bir heyecan verici galiba...:) Selamlar, mutlu kalın...  28.11.2012 11:47
 

Bebeklerin, çocukların ve gençlerin ölmesini önleyecek çareyi bulsunlar başka bir şey istemem. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 24.11.2012 15:59
Cevap :
Onun çaresi koşulsuz teslimiyette saklı sanırım. Teslimiyet olmadıkça akan kanlar, yiten canlar hep olacak...Selamlar, mutlu kalın...  24.11.2012 19:28
 

Keyifle okudum. Gerçi şunun şurasında kıyamete bir ay kalmış ama, hadi hayırlısı. Ankaradan saygılar.

Mehmet Emin Yolsal 
 24.11.2012 12:48
Cevap :
Yani sevincimizi kursağımızda bırakıyorsunuz Mehmet Emin Bey. Ne olurdu sanki bir ay mutlu yaşasak. Hatırlatmak zorunda mısınız şu tarihi...:( Selamlar, mutlu kalın...:)  24.11.2012 19:31
 
 
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 3989
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1421
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster