Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
408
 

Ölüsüne bakan ben

Bir an içim geçti oturduğum yerde ama uyumak anlamında değil. Gözlerim daldı boşluğa, tüm sesler yok oluverdi. Bir fanusun içine aldım beynimi, dış dünyadan yalıtılmış. Kısa bir süre sonra kendime geldiğimde fanusun dışına çıkardım hem kendimi hem beynimi.

Babamın bir lafı vardı “Allah’ın bol, insanın kıt olduğu yer” diye.

Orada olmak istiyorum şimdi.

Filler öleceklerini hissettiklerinde sürüden ayrılarak kendi mezarlıklarına giderlermiş, sessiz ve sakin bir ölüm yaşamak için. Huzur dolu bir ölüm, belki acısız belki de acıdan kıvranarak.

Aklıma Narayama Dağı’nın Türküsü (yazılışı yanlış olabilir ama aklımda böyle kaldı) adlı öykü geldi. Yaşam döngüsünü sağlayabilmek adına belirli bir yaşa gelen yetişkin köyünden ayrılarak Narayama Dağı’na çıkıyor ve orada kendi yaşamını idame etmeye çalışıyor. Geride bıraktığı köyünde yaşayan insanların refah içinde yaşayabilmesi için yapıyor bunu. Çünkü, nüfusun artmaması gerekiyor. Köyün besleyebileceği nüfus belli. Bunun üzerinde bir artış kişi başı düşen besin miktarının azalması ve bir süre sonra ise açlık ile ölümün gelmesine neden olacak. Birilerinin diğerleri için fedakarlık etmesi gerekiyor. Yaşı gelen hiç kimse köyden ayrılmam demiyordu.

Karamsarlığın son haddini yaşamak gerekiyor bazen ama sonunda aydınlığı görebilerek. Biliyorum ki belki on dakika sonra belki de yüz yaşıma kadar yaşayacaklarımı sıralayabileceğim aklımda. Şimdi değil ama. Biraz daha bu karamsar ruh halimin devam etmesini istiyorum ve şu an bundan hoşlanıyorum da.

Bir çukurun içine beni en çok sevdiğini düşünen iki kişi tarafından konulduğumu görüyorum. Bedenim soğumuş, tenimde ölüm sarısı. Gözlerimi göremiyorum, açık mı yoksa kapalı mı? Çok merak ediyorum zira derler ki eğer çok istediği bir şey olmadan ölmüş isen gözlerin açık gidermişsin. İşte, bu yüzden görmeye çalışıyorum gözlerimi ama nafile. Kaç yaşındayım acaba? Her halde altmışdan önce gitmemişimdir diye düşünüyorum.

İki kişiden biri çıktı şimdi çukurdan. Diğeri ayaklarımdaki, belimdeki ve başımdaki bağları açarak gevşetti. En sevdiğin renk aslında beyaz, tertemiz ve lekesiz. Ama buğdayımsı olan tenimde daha güzel duruyordu. Laf aramızda çok da yakışıklı oluyordum. Şimdi bu ölüm sarısına bürünmüş tende hiç ama hiç iyi durmuyor. Zaten erkeklerden başka bakan kimse yok. Onlar beğense ne olur beğenmese ne olur. Ya bu halde beni buraya getirmeden önce beni son kez görmek isteyenler de böyle gördülerse! Tüh,

Düzgünce kesilmiş tahtalar sıralanmaya başlıyor, ayak ucumdan baş ucuma doğru. Her bir tahta daha çok kesiyor bedenimle dış dünya arasındaki ilişkiyi. Şimdi belime doğru geliyorlar. Karar vermek zorundayım artık onunla birlikte mi kalmalıyım yoksa çıkmalımıyım oradan. Bir tahta daha konuldu şimdi. Arasında boşluk kalmasın diye sıkıştırmaya çalışıyorlar iyice. Tekmeyle, yumrukla arada bir de diğer tahta ile vurarak iyice sıkı sıkıya yerleştirmeye çalışıyorlar tahtaları. İncecik bir delik dahi kalmasın ve oradan çıkamayayım diye. Şimdi göğüs hizama koydular tahtayı. Göğsüm daraldı, nefes alamıyorum. Yüreğim fırlayacak yerinden. Boğazım düğümlendi, haykırmak istiyorum. Hayır, hayırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr.

Nasıl çıktım o çukurun içinden hangi ara. Dışarda diğerlerinin yanındayım şimdi. Son tahtayı da kapattılar. Alel acele çıktı çukurdaki de. Bir hız ile toprak atmaya başladılar tahtaların üzerine iyice kapansın diye. Ama geç kaldınız, beni orada tutamazsınız. Daha zaman var.

Oturuyorum sandalyemde, yaşamak istercesine herşeye herkese inat. Yaşayacağım ve yaşatacağım tüm mutluluklar için.

Tüm takdirlerimi sunuyorum Narayama’da dağa çıkanlara ve kendinse sessiz sedasız ölüm yolculuğuna çıkan tüm fillere. Onlar kadar olgunlaşamadım henüz. Niyetim var mı? Bilmiyorum.

Ama iki ayağımın üzerinde, omuzumdan bastıran tüm yüklere inat ve ezilmemek andı ile buradayım. Daha çok var seninle tanışmama.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

daha çook yapacak iş var........her nekadar kendinle arada bir yüzleşilsede, umutsuzluğa da kapılınsa zaman zaman .......asla gözler açık gitmemeli...

inciseli 
 27.01.2009 17:02
Cevap :
merhaba, eğer var ise bir kerte mutluluk yaşama ihtimali yalnızca ve yalnızca onun için var olmaya değer. hiç kendinizi görme özürlü olarak düşündünüz mü veya duyma özürlü? Bunun da ötesinde, el başparmağınızın olmadığında neler olabileceğini düşündünüz mü? işte sadece bu olasılıklardan birine henüz sahip olmamış biri olarak herşeye inat yaşamaya devam. mevcutların kıymetini bilerek.paylaşımınız için teşekkür ederim.  28.01.2009 11:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 578
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

1967 Yakacık doğumluyum. H.Ü. Edebiyat Fakültesi'nde 2 yıl öğrenimden sonra İ.Ü. Arkeoloji ve San..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster