Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2605
 

On altı çocuklı imparatoriçe

On altı çocuklı imparatoriçe
 

Yorgun ve sıcaktan bunalmış olarak otobüse biniyoruz. Artık Viyana’ya döneceğiz; ama son bir durağımız daha var. Schönbrunn sarayı... Ancak yorgunluktan perişan haldeyiz. Daha önceki gelişimde bu sarayı ve bahçesini gezdiğim için bana çok cekici gelmiyor burası; ama eşimin hatırına sürüne sürüne de olsa kendimi bahçede gölge bir kanepeye atıyorum. Benden bu kadar... Eşim, elinde video kamera bahçenin derinliklerin, Neptün çeşmesine doğru gidiyor. O kadar yorgunum ki utanmasam çimenlerin üzerine yatıp uyuyacağım.

Hava biraz açmış. Güneş bulutların arasında dolaşıp dünyayı bunaltmaya devam ediyor. Bahçedeki çiçekler, mermer kurnalarda dikili güller de sıcaktan perişan... Hepsi solup boyunlarını bükmüşler. Adam boyunu aşkın, düzgün biçilmiş çalılarla oluşturulan labirentte, çiçek tarhları arasındaki yollarda dolaşan, fotoğraf çeken turistler... Çoğu, Neptün çeşmesinin bulunduğu havuza doğru yürürken yolun iki yanında dizili mitolojik tanrı heykellerinin, bahçenin ilersindeki tepe üzerinde yer alan, mermer sütunlar ve kemerlerden oluşan, Gloriette adlı bir çeşit büyük bir kameriyenin fotoğraflarını çekiyorlar. Bense bu ağaç gölgesinde İmparatoriçe Maria Theresa’yı düşünüyorum.

Bu sarayın yerinde çok eskiden bir av köşkü varmış. Osmanlıların Viyana kuşatmaları sırasında yakılıp yıkılmış. Yeniden yapımı I. Leopold zamanında başlamış. Hani Osmanlıları yenerek II.Viyana kuşatmasını sonlandıran imparator... Osmanlı tehlikesi ortadan kalkınca ilk işi buraya bir yazlık saray yaptırmak olmuş;ama asıl büyük sarayın yapımı Habsburg hanedanından İmparatoriçe Maria Theresa zamanında...

İlginç bir kadın olmalı İmparatoriçe... Babası VI.Karl, kız çocuklarının da varis olmasını sağlayan Hükümdarlık Fermanı’nı çıkartarak kızına tahtın yolunu açmış. Maria Theresa, 1740 da babasının ölümü üzerine tahta çıkmış;ama bir kadına koskoca imparatorluk tahtını bırakırlar mı? Fermana karşın Fransa’nın da desteğiyle, Prusya ve Bavyera, Avusturya veraset savaşını başlatmışlar. Bu savaş sonucunda Prusya, Silezya’yı almış. İmparatoriçe Maria Theresa, Silezyayı geri almak için Prusya’yla yedi yıl savaşmışsa da başaramamış.

Öte yandan ülke içinde ve devlet düzeninde pek çok reform yapmış. Sanata önem vermiş, Viyana’yı Avrupa’nın müzik başkenti haline getirmiş. Bu arada kocası Lorraine dükü III. François’ı Kutsal Roma-Germen İmparatorluğuna seçtirmeyi başarmış. Ayrıca onaltı çocuk doğurarak bir başka rekora da ulaşmış. Ancak bunca devlet işi, bunca savaş arasında bu kadar çocuk doğurmak hiç de kolay olmamalı... Hele tıbbın ve koşulların onca ağır olduğu o yüzyıllarda... Prag’da ilk doğumevini 1762 yılında Maria Theresa’nın kurmuş olmasına da hiç şaşırmadım doğrusu.

Daha ciddi ve resmi bir saray olan Hofburg yerine Schönbrunn sarayında yaşamayı seçen İmparatoriçe Maria Theresa, halkıyla birlikte, iç içe yaşamayı sevdiğinden saray bahçesinin bir bölümünü halka açmış. Dindar, sıcak ve duygusal olarak tanımlanan imparatoriçe, sezgileri kuvvetli bir kadınmış. Halkının isteklerini hemen sezer, ona göre yönetirmiş. Halk da bu anaç yönetimden pek memnunmuş. İmparatoriçe Maria Theresa , devlet işlerini Schönbrunn sarayından yönetirken bir yandan da ardarda çocuk doğurup duruyormuş. Kocası François, çocukları için sarayın bahçesinde bir hayvanat bahçesi, labirent bahçe ve Tirol bahçesi yaptırmış. Eh, o kadar çocukla başetmek kolay mı? İmparatoriçe’nin onaltı çocuğunun ve onların soylu arkadaşlarının bu bahçede koşuşturduklarını, labirent içinde saklambaç oynadıklarını düşlüyorum. Kahkahalarını bile duyuyorum sanki.

İmparatoriçe Maria Theresa , bu sarayda operalar temsil ettirir, konserler verdirmiş. O dönemde genç Josef Haydn, Viyana Erkekler korosunda şarkı söylerken, henüz altı yaşında olan Mozart, bu sarayda konserler verirmiş.Hatta Maria Theresa’nın kızlarından birine aşık olup İmparatoriçenin kalbini kazandığı söylenir. Aşık olduğu kız Marie Antoinette, daha sonra Fransa Kralı XVI.Louis’in karısı olacak ve Fransa ihtilali sırasında giyotinle başı kesilerek idam edilecektir.

İmparatoriçe Maria Theresa, imparatorluğu kırk yıl yönettikten sonra oğlu II.Joseph’e devreder. Epeyce yaşlanmış ve yorulmuş olmalı.

Ben de yorgunum. Bir an önce otele gidip bir duş almak ve dinlenmek istiyorum. Kendime gelmem gerek; çünkü akşama Viyana kent merkezini gezeceğiz.

22.Temmuz.2004

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu tam bir seyyah klasiği olmuş.

Muharrem Soyek 
 26.12.2008 13:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 03.12.08
 
 

1946 yılında doğan ve tıp doktoru olarak Türkiye ve Almanya’da çalışan Gülseren Engin’in ilk öyküsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster