Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
92
 

On Üzeri Yüz

On Üzeri Yüz
 

Bu yazı, yeni kuşak bilgisayar kurtları için değildir. Onlar buradakilerin âlâsını biliyorlardır. Ama bu dünyada yalnız onlar yaşamıyor. Yine de okuyup, yanlışlarımı (varsa eğer) bulup düzeltirlerse sevinirim.

Geçen Perşembe, Google'ın 20. yaş günüymüş. Oysa ben, çoğu zaman amcalığı hatta dedeliği yakıştırırdım kendisine. "Gugul Amca, şu kadar saniyede şu kadar bin sonuç bulmuş," ya da "Gugul Dede, doğrusu neymiş bilir," veya "bir gugulla. Programın son versiyonunu bulabilirsin sanırım, kuracaksan onu kur," gibi sözler sanal dünyadaki günlük hayatımızın bir parçası oldu neredeyse.

Aslında "amca" ya da "dede" deyişim; işime yarayan birçok bilgiye kısa zamanda ulaşabilmenin getirdiği rahatlık duygusundan kaynaklanıyor. Yoksa herhangi bir akrabalık durumu söz konusu değil elbette. Ayrıca Google, 20'sinde de olsa, 15'inde de olsa her zaman "amca"dır benim için.

Atalarımız demişler ki: "Nerede çokluk orada b.kluk!" Bu sözü Google Amca da (hatta tüm İnternet de) sonuna kadar doğruluyor! "Bilgi kirliliği" denilen bir kavram var. Information pollution imiş İngilizcesi. Yani dünya çapında bu bela. Yaşadığım olayı aktarayım sıcağı sıcağına: Genellemeler Üzerine yazdığım blogumda: "Kimin söylediğini tam olarak bilemediğim bir söz var, -Google, 3 ayrı kişi buldu şimdilik," demiştim. İşte bilgi kirliliği tam olarak budur! Aynı sözü, aynı kelimeleri kullanarak 3 ayrı kişi söyleyip altına imzalarını atamayacaklarına göre bunların ikisi yanlıştır ve kirlilik yaratmaktadır. Google Amca naapsın?

Google Amca ve diğer arama motorlarının en sevdiğim özelliği; artık cep telefonlarına kadar girmiş olan "leb demeden leblebiyi anlaması"dır. Yani Otomatik Tamamlama (auto-complete) sistemi. Böylece hem zamandan tasarruf hem de akılda olmayan yeni şeylerin ortaya çıkması gibi sanal serüvenler yaşanabiliyor. Örneğin bu blog yazısı gibi.

Yazıya başlarken Google Amca hakkında bu kadar uzun yazabileceğimi aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Hatta 20. yaş günü doodle'unu bile iki gün sonra izledim.* Sevimli bir video yapmışlar. Tabii yaş gününü kutlamamıştım. Ne bileyim… Alt tarafı bir bilgisayar programı. Canlı olsa neyse… Sonradan yanıldığımı anladım. Sanal dünyada Google Amca ve ürünleri o kadar hayatımıza girmiş ki o kadar olur. Google Amca'sız bir sanal dünya düşünemiyorum artık, diyeyim yeterli.

Google'ın geçmişi ve bugünü ile ilgili çeşitli sitelerde pek çok bilgi var. Şu küçük pasaj hoşuma gitti. Paylaşayım: "Page ve Brin, yeni oluşturdukları arama motoruna ilk olarak "BackRub" ismini koymuştu, çünkü siteler için geri bağlantıların kontrol edilmesinin önemini tahmin edebiliyorlardı. Ancak daha sonra, "googol" sözcüğü üzerinde orijinal bir imlâ değişikliği yapılarak, bu arama motoru Google olarak adlandırıldı, Google arama motoruyla insanlara büyük bir bilgi kaynağının sunulduğunu belirtmek için bu isim konulmuştu, çünkü googol on üzeri yüz rakamını ifade ediyordu."

Google, bir TEKEL değil. Ancak sanal dünyada, kimi ürünlerde öncü olmuşlar ve kaliteleri bozulmadan devam etmiş.

Bir Google sayfasında neler var? Diyelim Merzifon'u Google'a sorduk… İlk bölümde içimde "Merzifon" geçen tüm web siteleri/sayfaları listelenir. Üst menüdeki "Tümü, Haritalar, Görseller, Haberler, Videolar" kutucukarının her biri bir ayrı dünyadır sanki. "Daha Fazla"da Alışveriş, Kitaplar, Uçuş Arama'ya bakabilirsiniz. Bitmedi! Sağ üsteki 9 noktalı kutucuktan da 15 ayrı bölüme daha gitmek olası. Gmail, Youtube, Çeviri en sık bulunduğum yerler.

Bu kadar yazıdan sonra, geç de olsa, iyi ki doğdun Google Amca, iyi ki varsın, iyi ki bizimlesin.

 

 

* http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video_haber/1095386/Google_dan_20._yas_gunu_videosu.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne demek bitmek efendim?Alt tarafı,biraz geç cevaplamışsınız,nooolmuş yani?Bazen benim de elim gitmez,günlerce sonra cevaplarım.Sakın sorun etmeyin bunu.Bloglarınızı yazın,yorumlara cevaplar sonraya kalsın.Biraz ben de oyalıyorum sizi ama,ne yapayım,yazılarınız çok güzel,sizinle beyin fırtınası da harika.Saygılar,selamlar efendim...

fisun gökduman kökcü 
 09.10.2020 23:07
Cevap :
Çok teşekkürler, moral kattınız... Fırtına, devam ediyor. Saygılar benden...   10.10.2020 6:27
 

Ünlü kişilerle ilgili,anılar yayınlanıyor,bakıyorsunuz o kişilerden veya yakınlarından tekzip gelmiş.Özellikle milliyetçi veya dini duyguları harekete geçirmek için uydurulmuş pek çok anı var.İnsanı coşturuyor ama gerçek değil.Büyük oranda facebook,bu konuda daha kötü.Bu yüzden,pek fazla güvenmiyorum internetteki,özellikle facebooktaki bilgilere.Bir şekilde doğrulamadan da inanmıyorum.Ne yapalım,hiç yoktan iyidir:)Elinize sağlık.Saygılar değerli yazarım...

fisun gökduman kökcü 
 25.09.2020 8:07
Cevap :
Dedikleriniz çok doğru... Provokasyonlara açık bir ortam ve maalesef insanevlâdının büyük bir kısmı, bulduğu her güzel ortamı, kısa sürede, kendisinden beter yapmakta uzman! Teşekkürler ve saygılar benden...   07.10.2020 7:00
 

Google üzerine çok ayrıntılı ve güzel bir yazı olmuş efendim.Biz de aramızda,"hazreti gugıl"diyoruz kendilerine:)Bilgi kirliliğine gelince:Bu durumu da bizler oluşturuyoruz.Örneğin bir yazı yazıyoruz,çok okunsun diye altına ünlü bir yazarın adını yazıveriyoruz.Öyle olunca,örneğin Can Yücel'in onlarca şiiri çıkıveriyor ortaya,aslında O'nun olmayan.Bu durumdan,isimleri kullanılarak yazı ve görsel yayınlanan kişiler çok muzdarip.İşleri pek zor.Görseller üzerinde photoshop uyguluyorlar mesela.O kadar bu konuda ustalar ki,anlayamıyorsunuz.>>>

fisun gökduman kökcü 
 25.09.2020 8:06
Cevap :
Of of of... Neredeyse 2 hafta olmuş... Bir de arkadaşlarıma "Epeydir blog yazamıyorum. Ama bloglarıma yapılan yorumları yanıtsız bırakmamaya çalışıyorum. Bazen onlar da birer küçük blogcuk oluyor. :)" diyorum. Blogcuklarımda da iki haftalık rötar yapıyorsam "bitmişim ben" demektir bu. Kusuruma bakmayın lütfen. Aslında sanal dünyada (bilgisayar + internet) ilgilenilecek o kadar çok alan ve yapılabilecek o kadar "iş" var ki, hani 4-5 yaşındaki fakir bir çocuğu oyuncakçıya götürüp 'istediğin oyuncağı seç' dersiniz ya... İşte o çocuğun ruh hâli oluşur bende, sanal dünyaya girdiğim zaman... Bu durumda "iş"leri sıralarken önemine göre öncelik vermek falan güzel bir düşten öteye gitmiyor bende... :)   07.10.2020 6:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 469
Kayıt tarihi
: 01.01.11
 
 

Milliyet Bloga taşınmam kolay olmadı.. Varlığını aşağı yukarı başlangıcından beri bildiğim bu dev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster