Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1497
 

Oradaydım…

Oradaydım…
 

Ait olamamak hiçbir yere, hiçbir düşünceye…
Destekçisi olamamak hiçbir siyasal düşüncenin…
Ne gidebilmek ne de kalabilmek bir nevi…
Ama bu başka bir şeydi.
Gitmeliydik,
Gittim de…
Bu mitinge katıldığımda, bir kelimenin anlamını sözlüğün dışında görerek öğrendim; “Milli İrade”. Demek ki milli irade buymuş… Demek ki birikip birikip bir noktadan sonra binler, onbinler hatta milyonlar belli bir güçle, milli iradenin gücüyle birleşirmiş… Kurtuluş Şavaşı’ nda da böyle mi birleşmişti acaba? Milli İrade neymiş öğrendim.

Onca kişiyi orada görünce tarifsiz bir sevinç duydum. Bu kadar çok ve bu kadar güzel olacağını beklemiyordum. Medyada söylenen sayı kadar da değildi, kesinlikle daha daha fazlaydı. Oradaki herkes bunu biliyor. Miting öncesi, miting sonrası, meydanlar, ara sokaklar, her taraf doluydu. Ama bu kadar çok sayıda insan olması kafamı çok karıştırdı. Kuşkusuz oradaki herkesin düşünceleri bir değildi. Siyasi düşüncemiz, hayat görüşümüz, olaylar karşısındaki tepkilerimiz farklıydı. Ama aynı saatte, aynı yerde, farklı şehirlerden, farklı yaşlardan, farklı kültürlerden gelmiş onca kişi, beraber oradaysak asgari müşterekte paylaştığımız bir şeyler vardı. Peki, böyle bir çoğunluk varsa, nasıl oldu da şu an bu noktaya geldik? Oradaki herkesin en başından beri düşüncesi bu muydu? Yoksa en son aşamaya gelince mi bu farkedildi? Sonradan mı tehlikenin farkına varabildik? O an birleşen onlarca kalabalık, seçim meydanlarında nasıl oluyor da ayrılıyorlardı birbirlerinden? Ben anlamadım! Düşündüm, bulamadım! Atılan sloganlar güzeldi, anlamlıydı… Ama öbür yandan karşı olarak açılan bir pankartta “Başbakan olan niye cumhurbaşkanı olamazmış?” ın cevabını kendi içimde veremedim…

Demokrasi halkın kendi kendini yönetmesidir. İlkokul 2. sınıfta öğrendiğimiz tanımlama… Demokraside halk kendisini yönetecek olan kişileri seçer. Seçilen kişiler de “Cumhurbaşkanı” nı seçer, değil mi? Yanlış mı hatırlıyorum ben? Şimdi biz(!) ya da ötekiler(!) bu kişileri büyük bir çoğunlukla seçmedi mi? Seçti. Sonuçlara göre milletvekili sayıları belirlendi. Yani yine halkın seçimiyle oluştu tüm bunlar. O zaman orada olmamız, halkın seçimlerine karşı bir güç olarak birleşmemiz “darbeci” bir yaklaşım olmuyor muydu? Annelerimiz, babalarımız yani eski değil, bir kuşak öncemiz bunları yaşayıp sonuçlarını görmemiş miydi? Arkadaşımla yürürken biz bunları tartışıyorduk. Biz neyiz? Aslında ne olduğumuz hakkında tam bir kanıya varamasak da, ne olmadığımızı biliyorduk! Yakın bir zamanda aynı şeyler yaşanırsa, CNN’ deki programa katılıp ne diyecektik? Görüntüde biz, ekrandaki başlık: Oradaydım, altta ismimiz, konuşan biz, ne anlatıyor olacaktık? Neden oradaydık? Kalabalığı görünce sorularım arttıkça arttı. Madem bu kadar kişi buradaysak, ülke olarak niye bu noktadaydık?

Peki ben, kafamdaki bunca soruya rağmen niye mi katıldım;

Efsaneye göre; Nemrud, İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini verdiğinde, ateşin şiddet ve dehşetinden vahşi hayvanlar dahi korkup kaçmışlarken, minicik bir karınca, küçücük ağzına bir damla su alıp, o bulutları yalayan korkunç alevlere doğru koşmaya başlamış. O esnada bir başka karınca ise, onun bu telaşını görmüş ve yanına yanaşıp:
- Böyle koştura, koştura nereye gidiyorsun? diye sormuş.
- Duydum ki Nemrud, Hz. İbrahim' i yakmak için büyük bir ateş tutuşturmuş. İşte o ateşi söndürmek için koşuyorum, demiş.
Tabiî bu cevabı işiten diğer karınca acı acı gülmüş ve arkadaşına:
- O cehennemi andıran ateşe karşı senin bir damla suyun ne yapabilir ki?, deyince, su taşıyan karınca:
- Olsun! Hiç olmazsa hangi tarafta olduğum belli olur, demiş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrikler, çok güzel (akılcı) bir blog. Elinize sağlık. Sorun ne biliyor musunuz? O mitinglere katılanları sandıkta bir araya getiremezsiniz çünkü oradakilerin hepsi bir şeyden yana değil, bir şeye karşıydılar; Mevcut iktidara! Seçim zamanı gelip de "neyden yana" oldukları ortaya çıkınca onların belli bir şeyden yana olmadıkları tüm açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Kısacası biz maalesef negatif bir milletiz ve pozitifzmin daha çok uzağındayız. Onun için de ortak amaçlar oluşturamıyoruz ama ortak düşmanlarımız çok. Bu günkü ortak düşman AKP, başbakan ve dış işleri bakanı. Kendi başbakanını, dış işleri bakanını ortak düşman olarak gören bir kalabalık ulus veya millet olabilir mi??? Birde şu var, gürültünün sesini herkes duyar ama bütün mesele sessizliğin sesini duyup duyamamaktır. İşin en acı yanı da şu anda AKP nin tek bir alternatifinin olmasıdır ve o da hepimizin bildiği ama bilmezden geldiği gibi TSK dır. CHP?, Deniz Baykal? hadi canım sizde :))) Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 04.05.2007 5:42
 

Organizasyon. Dünki yazısında Can Dündar'ın vurguladığı ve benim katıldığım bir görüş bu. Bir de şunu eklemek isterim. Benim de içinde bulunduğum o kalabalık şu anda istediğini yaşamaya, Atatürk Türkiyesinde aydınlık ve saygınlığını hazmetmeye başlamış medenileşme hedefine kenetlenmiş bir kalabalıktı. Bu bu ruhu gölgelerden korumak istediğimiz için oradaydık. Elinize sağlık.

Zülal Ayçam 
 17.04.2007 16:51
 

Sayın Erdoğan' ın niye orada olduğunun herkes biliyor az çok. Bu konuda halkı suçlamak biraz kolaycılık gibi geliyor bana. Birçok vatandaş oy kullanmadı, bu bir tepkiydi. Erdoğanı o koltuğa taşıyanda aynı tepki oylarıydı. Seçimlerin ne denli sağlıklı yapıldığını ise hiç sorgulamayacağım. Bunu herkes biliyor. Ama dün bir hata yapıldıysa bu gün hatadan dönmek kardır. Yani dünü bırakalım ve önümüze bakalım. Türk milleti de bunu yapmış, Cumhuriyetine sahip çıkmış. Orada olmayı çok isterdim ama olmuş gibi oldum sizlerin sayeside. Böylesi bir katılıma bu dörtlük yakışır sanırım. Gördüler Yedi cihan, İn, cin Kaf dağının ardındakiler, Kıtlık da kıran da olsa Gördüler analar neler doğurur Aman aman hey... Ahmet Arif. BU ZİNDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI adlı şiirin ilk dörtlüğü. Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 16.04.2007 0:07
 

İsterseniz buna büyük aldanış diyelim. Türk milletinin aldanışı. Sovyetlerin çöküşüyle birlikte egemen olan küresel liberalizmden ağzı yanan herkes bu aldanmışlığı hissetti. Ama bizimki daha da ağır oldu. Çünkü biz merkezde değil, kenardaki bir ülkeyiz. Cehaletimize, coğrafi konumumuzda eklenince, arslanların iştahını kabarttık. Sizin anlayacağınız, Atatürk' ten sonraki tüm politikacılar(politikaya soyunan askerler de dahil) bu günü hazırladı. Bu gafletten de olabilir, hıyanetten de. Umarım, çok geç olmadan, bu işi yoluna sokarız. Tanrı yardımcımız olsun. Sevgiler. Ali nail.

Ahmet Güüreşçioğlu 
 16.04.2007 0:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5692
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Yılın en uzun gecesinde doğmuşum. Bu yüzden midir bilinmez ruhlarımızın özgür kaldığı geceleri se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster