Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1143
 

Orhan Boran…

Orhan Boran…
 

Gelen misafirlere Yuki kahve getiriyor. Fincanlara bakıyorum, köpükler yerinde; bir damla bile dökülmemiş. Bir böyle, iki böyle, üç böyle. Sonunda dayanamayıp soruyorum:

‘Söylesene Yuki, kahveleri dökmeden nasıl getiriyorsun? Bunun sırrı nedir?’

Yuki sakin cevap veriyor:

‘ Kahveleri fincanlara dökmeden önce kocaman bir yudum ağzıma alıyorum, yukarı çıkıyorum, kapının önüne gelince, ağzımdaki köpüğü fincanlara eşit miktarda dağıtıyorum, böylece kahveler köpüklü oluyor.’

!!!”

Orhan Boran ve Yuki’den, yıllar öncesinden aklımda kalan bir anekdot.

Biliyor musunuz yaş almanın en büyük sıkıntısı nedir?

Önce ailenizden, sonra akrabalarınızdan daha sonra da çevrenizden birileri eksilir. Birer, birer… Fark etmezsiniz… Sonra bir gün isimlerini sayarsınız ve sayılarının ne kadar çok olduğunu anlarsınız. Bir keder kaplar her yanınızı… Yalnızlığınızı daha çok hissedersiniz. Çocukluğunuzun sayfaları birer, ikişer kapanmaya başlamıştır artık. Ne kadar doldurmaya başlasanız da nafiledir. İşte tıpkı ailenizden birisi gibi olmuş, nice dertlerinizi paylaşmış, sevinçlerinize ortak olmuş, sesler ve kişiler de böyledir. Önce radyodan seslenmişler, sonra da hayal perdesinden… İsimlerini saymaya kalksam o kadar çoklar ki… İşte yeni kaybettiklerimiz; Ekrem Bora, Ayten Alpman, Meral Okay, Cüneyt Türel, Erol Kardeseci ve de Orhan Boran…

Orhan Boran, Türkiye’nin ilk stand-up (tek kişilik gösteri) geleneğini başlatan ustası, televizyoncusu, sunucusu, gazetecisi, yazarı ve pek çok değeri… O’nu da kaybettik ne yazık ki… Benin kuşağım Orhan Boran’ı daha çok Yuki karakteriyle hatırlar. O yıllarda kendi fikri olan hayalî tiplemesi Yuki, halk tarafından çok tutulmuştu. Büyük, küçük, genç, yaşlı herkes radyoda yayınlanan “Orhan Boran ve Yuki” programının bağımlısı olmuştuk. Yuki, radyonun Hacivatı gibiydi. Orhan Boran onu da kendisi konuşurdu ancak o zamanlar nasıl konuştuğunu anlamazdık. Sonraları, radyo bandının hızlandırılmış hali olduğunu öğrendik. Komik, heyecanlı, güncel ve sıradan olayları bazen de sıra dışı halleri anlattığı, kimi zaman da ahlâki değerleri sorgulattığı Yuki’ de yok artık… Esasında Yuki uzun zamandır aramızda yoktu... Tıpkı Türk insanının pek çok geleneksel ve insani değerlerinin yok olmaya başlaması gibi…  

Daha sonra ekranlara çıktı büyük söz ustası. Mükemmel Türkçesi, diline kıl dolanmayan anlatımı ile hepimizin sevgilisi olmaya devam etti… Elinde kocaman bir mendil, arada bir terini siler, bazen elini beline koyar ve şöyle hafifçe arkaya doğru yaslanarak başlardı anlatmaya. Ve programının sonunda her zaman aynı cümleyle veda ederdi bizlere;

“Bendeniz Orhan Boran. Huzurlarınızdan saygılarımla ayrılıyorum.”

Saygı bizden, Orhan Boran… Nur  içinde yat…

Orhan Boran’a Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum…

Tülay Hergünlü

İstanbul, 27.05.2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba kardeşim.Alah gani, gani rahmet eylesin. Merhum Orhan Bora'nın yeri doldurulamaz.Sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 28.05.2012 17:50
Cevap :
Teşekkür ederim. Sevgiler...  11.06.2012 13:13
 

Öff..öff..Çok can sıkıcı bir konuya girmişsiniz. Orhan Boran'a Allah rahmet eylesin.. O "Radyo Günleri"nin adamıydı.. İnanırım, O gittiği her yeri aydınlatır.

Erdal Ceyhan 
 28.05.2012 5:17
Cevap :
Evet, eminim aydınlatacaktır... Teşekkür ederim. Sevgiler...  28.05.2012 13:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 488
Toplam yorum
: 630
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1105
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster