Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
1558
 

Orman yangını mı? yoksa...

Orman yangını mı? yoksa...
 

Orman yangınları cayır cayır etrafımızı sarıp, gökyüzü ile birlikte içimizi de karartırken, başka bir gerçek yüreğimde kendi kendine yıllardır yanan alevden bir top.

“Orman yakanlar için ağır ceza içeren kanunlar çıkartılmalı” diye kendince sohbete koyulmuştu bir avuç insan. Bunu duyunca dayanamadım ve içimdeki yangının hiç değilse birkaç kıvılcımını paylaşma isteğime engel olamadım.

Ülkemizdeki kanunlar ormanları korumak için çıkartılmamaktalar ne yazık ki...Ormanları nasıl talan edebiliriz diye çıkartılmaktadırlar. Bundan 15-20 yıl öncesinde Orman Mühendisleri Odası Başkanı bütün Türkiye’yi dolaşarak, dili döndüğünce bu konuyu çarpıcı bir şekilde anlatmaya çalıyordu. Ben daha öğrenciydim bu çabalar varken. İstanbul’daki Bilezikçi Çiftliği en çok konuşulanlardandı belki hatırlarsınız. Aradan yıllar geçerken bu sorunlar çözülmediği gibi, Koç Üniversitesinin alanı ve daha niceleri eklenmişti talana.

Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, Türkiye’deki ormansızlaşmanın en büyük nedeni herkesin düşündüğü gibi ne orman yangınları, ne yetersiz çalışmalardır. Orman varlığımızın en büyük düşmanı, yasal düzenlemelerdir. Ormansızlaşmadaki en büyük pay, yasalar yoluyla orman dışına çıkarılan sahalara aittir.

İlk okunduğunda bu sav inandırıcı gelmeyebilir sizlere. Ama merak edenler, basit bir araştırma ile bu gerçekle yüzleşeceklerdir.

Bunları, vatandaş olarak bilgilerime dayanarak yazıyorum. Bu gün özel üniversitelere hektarlarca alan tahsis edilmektedir. Bu alanları ihtiyaçlarına göre, örneğin otopark bile yaparak değerlendirebilmektedirler. Bunun dışında başka bir uygulama da, mesire yerlerinin şahıslara kiralanması konusudur. Devletin mesire yerleri vatandaşa devredilirken, hangi zihniyetle yenileri açılmaktadır anlamak zor. Bunlar gibi bir sürü örnek verilebilir daha. Mesela; turizm teşvik alanları, özel ağaçlandırma çalışmaları, 2B uygulamaları...

Vatandaş haklı olarak ormanları kanunların korumasını bekliyor. Gözleri ile görebildikleri alevlerin, ormanları kül etmesi içlerini yakıyor. Ama fark edemedikleri ve orman yangınlarına nazaran daha büyük ormanlık alanları yok eden zihniyeti nasıl anlatmalı? Bunun için neler yapmalı? Yapmaya çalışanlar seslerini duyurabildiler mi yıllarca?

Şimdi sanırım Ankara tek ses halinde seslenebilmekte orman yasalarındaki düzenlemeler hakkında. Artık onlara direnmeye çalışan, bildiği doğruları anlatma çabasında olan bir meslek odası dahi yok. Artık tek sesli koro var bu konuda.

Birazcık ekolojinin farkında olanlar tarafından, hepimizin malı olan ormanların, , varlığımızı sürdürebilmenin sigortaları olduğu gerçeği atlanmayacaktır. Bize atalarımızdan emanet edilen bu değerleri gelecek nesillere daha çoğaltarak bırakmak en önemli insani görevimiz olmalıydı. Ama ben utanıyorum, üzülüyorum bu emanete sahip çıkamadığım için. Gücüm yetmiyor, isyanım büyük...Bu gerçekle yaşamak o kadar ağır ki!

Şimdi izleyin ve görün 2B yasalarını...Ama sadece ekran karşısında söylenen bir iki kelime ile izlemeyin. Konuya ilgi gösterip, gerçekten çocuklarınızın torunlarınızın bahçesinden bahseder gibi takip edin. Sizden uzakta duran ve pek de sizi ilgilendirmeyen bir konu gibi izlemeyin. Sahiplenerek, bilgilenerek takip edin bakın nelerle karşılaşacaksınız...

Orman yangınlarını önemsemiyor değilim, sakın yanlış anlaşılmasın. Orman yangınları gerçekten içimizde yanıyor. Ama benim içimde yanan yangının alevleri, orman yangını söndüğünde de sönmüyor. Anlatmaya çalıştığım bu...Kaybettiğimiz ormanlarımızın uğruna gözyaşı dökmem için orman yangını olmasına gerek yok. İçim yıllardır ağlıyor çaresizlikle.

Bir ekoloji uzmanı olarak baktığınızda bütün bu olanlara, ağlamak ne kelime...Sözün bittiği noktayı yaşıyorsunuz...

O nedenledir suskunluğum Dünya Ormancılık Gününde ve Dünya Çevre Gününde...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fethiye' ye 20 km kadar kala, Katrancı koyu vardır (orman kampı), o günlerde bu koy otel yapılması için veriliyordu özel bir şirkete, yanlış hatırlıyorsam özür dilerim Erdal İnönü ydü sanırım kapısına asılan zincirleri söktürmüştü. O yıl gittim oraya ve çadır kurdum içeriye tereddütle aldılar ortam gergindi neyse bu gün o koy İnönü sayesinde yerli yerinde duruyor her gün dallarından dökülen sarı çiçeklerin denizi süslediği haliyle. Bu ülkeyi maalesef yönetenler yok etmekte umarsız bir yarış içindeler... Yok olmadan uyanmayı ümit ederek saygılar.

sedataydın 
 26.08.2007 1:48
Cevap :
Teşekkür ederim katkınız için...Hayata pozitif bakan birisi olarak geleceğe dair umudumu yitirmemek konusunda oldukça zorluyorum kendimi. Saygı ve selamlar.  03.09.2007 15:27
 

Sevgili Doğa Ciğerlerimiz yanıyor kasten büyük çoğunluğu kimi ihanet kimi rant için Ormanlarımızı kişisel çıkarları için katledenlere maalesef bazı görevliler üç kuruş menfaat için göz yumuyorlar veya gaflet ve delalet içindeler İzmir de ihmal sonucu Ayrancılar da Yeşilköy diye köy kuruldu orman sahasına ders almadık şimdi Gaziemir ve Kaynaklar katlediliyor Halk tepkisiz görevliler sivil toplum örgütleri duyarsız. Sade vatandaşında yüreği yanan ormanlarla birlikte yanıyor ellerinden başka birşey gelmiyor ne yazık ki oysa Yunanistan daki tepkiyi gördük neden bizde olmasın. Yeşil bir ülke için herkezin yapacağı birşeyler olduğuna inanıyorum duyarlılığınız için teşekkürler.

Ersen Gürpınar 
 22.08.2007 1:32
Cevap :
Merhaba Ersen Bey; ben teşekkür ediyorum desteğiniz için. Aslında baktığınızda herkes çok duyarlı ama, çok şeyi göze alarak yazdığım bu yazı hiç de ulaşması gereken kadar geniş kitlelere ulaşmayacak. Çünkü toplum olarak çoğu şeyi gösteriş olsun diye yaşıyoruz. İki satır da ben yazayım, iki cümle de ben söyleyeyim gibi. Neyse, ben sevmiyorum gerçi bu tip serzenişleri. Sonuçta hepimiz bu toplumda yaşıyoruz ve birbirimizi biliyoruz. Amacım sadece biraz olsun bilinç düzeyini yükseltmekti bu konuda. Umarım çorbadaki tuz kadar katkım olur. Sevgi ve saygılarımla.  22.08.2007 15:22
 

Sevgili DOGA Hanim,once Merhabalar..! Musaadelerinizle bu yorumumu daha once bir arkadsimiza daha yapmistim.Bu ikincisi size nasipmis..Cok cok hassas ve guzel bir konuya deginmissiniz.Sizi hararetle tebrik ediyorum.! Dusunebiliyormusunuz bir agacin ortalama 250-Kisiyi soluklattigini..? (Tabii bu agacin cinsine gore 250`nin ustunde veya altinda olabiliyor..) Bizler belki goruruz veya goremeyiz, ama iste kapida KURESEL ISINMA...Agaclar kesinlikle ve kesinlikle ne olursa olsun hic bir bahane ile kesilmemelidir diyorum..!!! Bir agaci kesen veya kestiren kisi veya kuruluslar ,sayet bu isi halt edip yaparlarsa bence 250-Kisiyi oldurmus olurlar,iste asil buna iDAM CEZASI gerekir..Avrupa birligi insan haklari ile birlikte, Bitki ve Agaclarinda haklarini TURKiYE`de koruyacak tedbir ve yaptirimlarida uygulatmaya calissa yaa..! Sizi tekrar tekrar tebrik ediyorum..TURKiYE`mizin sizin gibi nice nice insanlara ihtiyaci var diye buradan sesleniyorum...! Sevgi ve Selamlarimla, NECiP KONi - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 21.08.2007 15:13
Cevap :
Teşekkür ederim Necip Bey, ses verip yüreklendirdiğiniz için. Sevgi ve selamlarımla.  22.08.2007 15:16
 

Ben eleştirdiğim sağlık politikaları konusunda da aynı şeyi söylüyorum.Ülkemizde ne yazık ki politika üreten ve uygulayan siyasi kadrolar kendi siyasi gelecekleri içerisine sığdırabilecekleri getirileri düşünüp, sığ çözüm önerileriyle karşımıza çıkıyorlar.Oysa yok olan geleceğimiz. Merak ettim orman mühendisleri odası şimdi yok mu?Olayın farklı bir boyutu olduğunu görmemizi sağladınız, teşekkürler.

tijence 
 19.08.2007 22:49
Cevap :
Merhaba sevgili tijhal; aslına bakarsan biraz tereddütlü yazmıştım yazıyı. Ama senin yorumundan sonra iyi ki yazmışım dedim. Elbette var, ama yönetenler değiştiği için ilgilendiği konularda değişti canım. Sevgilerimle.  20.08.2007 0:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1315
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster