Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
830
 

Ormanlar Yanıyor, Hayat Yanıyor

Ormanlar Yanıyor, Hayat Yanıyor
 

Günlerdir gazetelerde okuyoruz, televizyonlarda izliyoruz. Her gün bir yerde ormanlarımız arkasında yüzlerce şüphe, kahır ve acı bırakarak cayır cayır yanıyor. Orada ormanlar yanıp, kül olurken, benim gibilerin de, değil yangının kendisinin, yangının dumanının kokusunun bile gelmeyeceği bir yerde, bu haberleri okuyarak içi yanıyor, kavruluyor. O görüntüleri gördüğümde kendimi bir an için o alevlerin içinde kalmış bir yaban hayvanı gibi hissediyorum. Üzülüyorum, kahroluyorum ve ben de onlar gibi yanıyorum.

Orman yangınları eskiden de olurdu. Yaz mevsiminin gelmesiyle, yangın mevsimi de başladı denilir ona göre itfaiye teşkilatı önlemini alırdı. Ama nedense, şu son 4-5 yıldır, ülkemizde, özellikle güneyde ormanlarımız daha bir başka ve hızlı yanmaya başladı. Hatta öyle yangınlar oluyor ki, aynı anda 4-5 nokta da çıkabiliyor. Bunun sebepleri hala bilinemese de, ardında derin şüpheler ve onlarca şüpheli bırakarak cayır cayır yanıyor. Orada yalnız orman değil, aynı zamanda bir hayat da yanıyor. Orda yalnız ağaçlar değil, yaban hayatımız da yanıyor, oksijen tüplerimiz de yanıyor. Türkiye ekonomisi yanıyor, ormandan beslenen köylüler yanıyor, doğa yanıyor…

Ben bu orman yangınlarına hep şüphe ile baktım. Kimilerinin de telaffuz ettiği gibi, hepsi olmasa bile birçoğunun kasıtlı olarak çıkartıldığını düşünenlerdenim. Ve her yıl yanan ormanlarla yüzlerce hektar yeşil alanımız kül oluyor. Kendimce bir araştırma yaptım. Bu yılın yedi aylık orman yangını bilançosunda rakam 4-5 bin hektarlara ulaşmış. Bu binlerce futbol sahası büyüklüğünde bir alan demek. Gerek personel, gerekse araç ve teçhizat eksikliğinden dolayı, yangınlara çok kısa zamanda müdahale edilemiyor, müdahale edilip, yangın bertaraf edilip söndürülse bile yüzlerce hektar kül olmuş oluyor. Yangınların en büyük düşmanı olan havadan söndürme ekipmanımız kısıtlı. Uçakları hep kiralıyoruz. Kiralamadığımız uçaklarımızı da kullanabilecek eğitimli insanımız yok. Olanlar da yetersiz kalıyor. Kazma kürekle yangın söndürmeye gidiyoruz.

Bir şey dikkatinizi çekti mi ? Yangınların hemen hemen % 80’i neden hep sayfiye alanlara yakın yerlerde yapılıyor? Oraları hep orman da ondan diyenler yanılıyor. Oraları ormanda, buraları çöl mü ? Bu yangınların çok büyük bir çoğunluğu kasıtlı çıkarılıyor. Bu kasıtlı çıkaranların bir kısmı, tam olarak ispat edilmese de terör örgütleri olabilir. Ama büyük bir kısmı buralardan rant elde etmek isteyenlerin işidir. Bu rant sağlayıcılar da bir yerlerden nemalanıyorlar yada nemalaşıyorlar. Gerçekten buna kalıbımı basabilirim. Bunun örnekleri de oldukça fazladır. Bu yanan bölgeler ya bir inşaat firmasına verilmiştir yerine bir site yapılır, ya bir turizm işletmesine tahsis edilir otel yapılır (çünkü çoğu denize nazır yerlerdir. Çoğu bakir koylardır ). Onlarca örnek verebilirim size. Mesela bugün itibari ile Bodrum’a gidin. Sahilde şöyle bir etrafınıza bakın. Bodruma gidinceye kadar da etrafınıza bakın, denizi gören yüksek tepelerde gördüğünüz beyaz evler, oteller, buralarda göremediğiniz, biraz daha kıyılara ve koylara, denize hemen hemen sıfır noktalara ancak gidip de görebileceğiniz lüks oteller, tatil köyleri bundan kısa sayılabilecek bir zaman önce oralarda yoktu. Yakın zamanda meydana gelen yangınlardan sonra oraları
bazı şirketlere tahsis edildi ve yanan, kelleşen yerler imara açıldı. Bu durum, Bitez’de, Yalıkavak ta, Torba’da,Turgutreis’ de yaşandı ve bu konu herkes tarafından biliniyor. Elimde belge olmadığından adres gösteremiyorum ama bizzat kendi gözlerimle, bazı yangın yerlerinin, yangından sonraki 2–3 yıl sonra imara açıldığını ve yerlerine yazlıklar, oteller dikildiğini gözlemledim. Bu ormanları, bu inşaatları yapanlar yakmıştır demiyorum ama sıralı bir eylemin parçası gibi gözüküyor.

Bu yangınları çıkartanlarda vicdan olduğunu zannetmiyorum. Bırakın vicdanı, vatan sevgisi olduğunu da zannetmiyorum. Terörist’te vatan sevgisi aramıyorum ama bu işten rant sağlamak ve çok para kazanmak isteyenler de en az o teröristler kadar vatan hainidirler. O güzelim ormanlar, para uğruna yakılmamalı, onlarsız hayat damarlarımızdan biri tıkanmış demektir. En son olarak geçen hafta Bodrum Torba yakınlarında dört ayrı nokta da çıkan orman yangınını hatırladınız mı ? Peki, oraları bilir misiniz ? Ben bilirim. İşim icabı, oralardan arabamla çok geçtim. Her geçişimde, arabanın camlarını açar, o kızılçamların kokusunu içime çekerek ve muazzam da bir zevk alarak oradan geçerdim. Hatta mümkünse, yavaş araba kullanarak o tadı daha fazla duyumsamak isterdim. Zaman zaman da bir tilki ya da karşıdan karşıda geçmeye çalışan bir kaplumbağa
görmüşlüğüm de olmuştur. Hatta arabayı durdurup, kaplumbağayı ezilmesin diye yolun karşısına geçirdiğim de olmuştur. Şimdi, o güzelim yerler maalesef ki, artık kül olmuş durumda. Bu yanan yerler, yola sıfır olan yerler. Yani yangın hemen yolun kenarında başlamış. Ne yazık değil mi ? Artık buradan geçenler yeşil çam ağaçlarını değil, külleşmiş ağaçları görecekler. Peki, buraları neden yakıldı? Bunda kasıt var mıydı ? Bu henüz bilinmiyor. Bilinmeyecekte, aynendiğerleri gibi.. Tek bir nokta da olsa, yanlışlıkla atılan bir sigara izmariti deyip geçiştirilebilirdi. Ama aynı güzergâhta dört ayrı noktada çıkan yangının su götürmez şüpheleri olmalı. Bu bahsettiğim yerlere ne bir tatil köyü, ne bir otel, ne de yazlık villaların sitesini dikebilirsiniz. Size bir komplo teorisi yapayım mı ? Buraya benzin istasyonu yada alışveriş merkezi dikebilirsiniz? Çok mu komplo oldu? O zaman 2 sene sonra bu dediğim noktadan bir geçin bakalım yanan yerler ne olmuş kendiniz görün. O zaman anlarsınız Komployu, komple yi !

Bugün Bodrum’da, Antalya’da mevcut olan yapıların bir çoğu bu şekilde dikildi. Birileri bu işten nemalanıyor. Hala ikna olmadınız mı ? O zaman size bir örnek daha. Yıllar önce yanan bir ormanlık arazisi, ağaçlandırılacağı sözünün ötesinde, bırakın bir çalı dikilmesini, bugünkü sayın Orman Bakanı Pepe’nin talimatıyla bir şirkete kamu yararı vardır denilip ÇED raporu bile olmadan ihalesiz Kalker havzası olarak tahsis edilmiş. (Milliyet'in haberi)

Başka sorusu olan ?

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Tansel S. Çam, Yoksa sizde mi onlardansınız? Hani şu "ormanlarımız yanıyor!!!", "çocuklarımızın emeneti yok oluyor." diyenlerden. Yapmayın. Tanrı aşkına yapmayın bunu. Bize orman ne lazım? Elbette yakacağız. Ormanları yakarak kazandığımız alanları; babalar gibi satacak, Kişi başına düşen milli geliri artırdık diyeceğiz. Üzerinde fırtınalar kopardığınız o B2 alanları ne oldu. Bakın unutuldu, gitti. Daha da yakacağız. eş, dost o alanlara; Oteller, villalar yapacak, ülkemiz her yanı ile yatırım alanları olacak. Kimin umurunda yeşil? kimin umurunda çevre? kimin umurunda ülkenin geleceği? Biz günü kurtarma peşindeyiz. Günü kurtarıp cebimizi doldurna peşindeyiz. Bu arada, THK diye bir kurum çıkmış. "Yangın söndürme uçağı alalım" kampanyası başlatmış. Zinhar yaklaşmayın. Sakın para falanda vermeyin. Vermeyin ki, yangınlar sönmesin. Yangınlar sönmesin ki, yeni yatırım alanlarımız olsun. Bazen köyler falanda yanıyor arada, yatırım zaiyatı efendim. Saygılarımla.

Talip Bölükbaşı 
 17.07.2007 17:52
Cevap :
Haklısınız aslında.. Liberal küresel ekonomi bunu gerektiriyor değil mi ? Ulusal kalkınma hamlemizin anahtarı bu olmalı aslında. Ne gerek var ağaca, yeşile, kozalağa, tavşana, yılana, sırtlana. Nasıl olsa dünyanın mahvolmasına şunun şurasında kaç yıl kaldı. Satı gitsin anasını doğanın. Zaten ne işe yarıyorlar ki ? Yaptır yerine turistik tesis, maden ocağı.. Hem yandaşların sevinsin, hem ülke biraz daha verrgi alsın. Alabilyorsa tabiki.. Zaten doğan çoğuk borçlu doğuyor, bir de yeşilsiz, ağaçsız, doğasız, denizsiz, suzuz, budaysız doğsa ne olur ki !  18.07.2007 11:18
 

Sayin Cam, umudum benim mailim ellerine gectiklerinde o koltuklarda oturmuyor olmalari, mailimi okusalarda ki okuyamiyacaklar ortbas etmeye calisacaklari cok sey olacak. Gonul istemiyor ama secimden sonra hala o makamlari mesgul ediyor olurlarsa seve seve yazarim. Cevreye duyarli bir toplum umudu ile hoscakalin

İsmail Keles 
 17.07.2007 16:48
Cevap :
Ne güzel işte. Böyle bir mail hatta mektup döşeyin ve ilgili kişilere gödnerin. Belki, o koltuklarda daha fazla oturmama sürecini hızlandırmış yada ena azından küçük bir katkıda bulunmuş olursunuz. Nemrut'un Hz. İbrahim'i ateşe verdiği anda yangına ağzında su taşıyan karınca misali ne yanda olduğunuz belliolur en azından.  18.07.2007 11:23
 

Sayin Cam once cevreye duyarliliginiz icin tesekkur etmek isterim. Soyadinizida zaten dogadan almissiniz tam ortusuyor, hassasiyetinizle. Tespitinize katilmayacak kisiyi bu ulkede yasamiyor diye dusunurum. Bu yanginlari cikarana bir tek tur ceza vermeli, yanan bir atesin icine atarak, o ormanlarin icinde yasayan canlilarin basina geleni o sahsada yasatmak. Hayati boyunca kendisine ve topluma hicbir faydasi olmayan sahisin tabiki cevre ile alakasida olmaz. Hele rant icin o bolgeleri o hale getirenlerin isallah sonlarida o sekilde olur. Duyarliliginizi bizimle paylastiginiz icin tesekkur ederim.

İsmail Keles 
 16.07.2007 20:59
Cevap :
Ben de sizin duyarlılığınıza ve bana katıldığınız için teşekkür ederim. Temennilerinizi paylaşıyorum ama ben ce bunu bir mail şeklinde, yanan ormanlık arazileri ihalesiz olarak özel şirketlere (yada yandaşlarına demek lazım belki) tahsis eden, bu arazilerin üzerinde inşaat izni veren Çevre Orman Bakanlığı'na gönderin. Belki etkisi olur.  17.07.2007 11:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2555
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster