Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
393
 

Ormanlarımız hakkında hangisi doğru

Ormanlarımız hakkında hangisi doğru
 

Konu: Ormanların özel sektör “koruması”na verilmesi

Hürriyet gazetesi gibi, büyük kitlelere ulaşabilen yayın organındaki çıkan haberle ilgili olarak, üye olduğum ekoloji grubuna gelen bir iletiyi sizinle paylaşma gereği duydum. Ben, amatörce burada yazdığım yazılarda bile, aman yanlış bir bilgi olmasın diye titizlenirken, yılların basın mensuplarının haber anlayışlarını, bir de siz değerlendirin. Hep söylediğim bir şeyi tekrar etmek istiyorum. Kendi kulağımla işittiğim şeylerin bile yarısına inanırım, söyleyen konunun uzmanı ya da benim inandığım, güvendiğim birisi değilse.

Hürriyet gazetesi yazarı Sayın Vahap MUNYAR’n 23 Ağustos 2008 tarihli yazısına, Sayın Doç.Dr. Yücel ÇAĞLAR’ın cevaben yazdığı yazıyı aynen aşağıya kopyalıyorum. Gazetedeki yazının adresi de sayfanın altındadır. Her iki yazıyı da okuyup, sizler değerlendirin konuyu istedim.

Sayın Vahap MUNYAR,

Bugünkü Hürriyet'te yayımlanan yazınızda andığınız kişiler
tarafından dile getirilen görüş ve yaklaşımlar, en iyimser
değerlendirmeyle eksik ve dolayısıyla son derece yanlış bilgiden
kaynaklanıyor ve gerçekleri yansıtmıyor:

1) 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 57. maddesine ve bu maddeye dayanılarak
çıkarılan Ağaçlandırma Yönetmeliği' ne göre gerçek ve tüzel kişiler i)
"devlet ormanı" sayılan alanlarda, ii) Hazine arazilerinde, iii) özel
mülk yerlerde "ağaçlandırma" yaparak "özel orman statüsünde" orman
yetiştirebiliyorlar . Üstelik, bu yasayla yapılacak ağaçlandırmalar için
devlet desteği de akil almaz boyutlarda. 1980'li yılların ortasından bu
yana bu yolla yapılabilen ağaçlandırma çalışmaları 600 bin dönüme
ulaşmıştır (Ayrıntılı bilgiyi ekte gönderiyorum) .

2) Söz konusu yasal olanaklara, arazi ve kredi, plan proje, fidan vb
desteklere karşın yazınızda sözünü ettiğiniz Sayın Necmettin BITLIS gibi
yaklaşım içinde olanların sayısı "ne yazık ki" bir turlu gerektiğince
artırılamamıştır. Nedeni de çok açık: Ormanı kurmak (yetiştirmek) ,
gerektiğince bakabilmek ve koruyabilmek, özel sermayenin göze
alabileceği ve katlanabileceği düzeyde karlı bir iş değildir.
Piyasadaki kar oranları düşünüldüğünde görece olarak çok daha az olan
getirisi de ancak en az 50-60 yılda alınabilen bir uğraştır. Bu
nedenledir ki, 5 bin dönümlük arazi tahsisi önerisi bile Sayın
Bitlis'in "gözünü korkutmuştur. "

3) Türkiye'de özel sermaye, Söz gelimi Sayın İshak ALATON'un her
fırsatta dile getirdiği gibi, ancak ve ancak var olan ormanları tümüyle
ya da kısmen devralıp gerektiğinde yabancı sermayeyle de ortaklık
kurarak ormanların ürün ve hizmetlerinden ve daha çok da "orman"
sayılan yerin arazi rantından yararlanma çabası içindedir. Ne var ki,
İshak ALATON gibi birisinin bu önerisini dayandırdığı örnekler ve
gerekçeleri son derece anlamsız ve çoğu da yetersiz bilgilenmesinden
kaynaklanıyor. Sözgelimi; Koç ve Sabancı Üniversitelerinin, üstelik de
yargı kararlarına karşın "devlet ormanı" sayılan yerlerde kurulmuş
olması bu bağlamda anlamlı örnekler olsa gerek: Koç ve/veya Sabacı
grupları, ODTU örneği, ormansız bir yerde orman yetiştirebilecek
olanağa sahip değil miydi?

4) Kadir TOPBAS gibi birisinin "Devredilen orman alanlarının büyüklüğüne
göre şirketlere küçük bir turistik-dinlenme tesisi kurma izni de
verilmeli" yaklaşımı ise hiç yadırgatıcı değil. Ancak, bu da son derece
bilgisizce öne sürülen bir "fikir". Çünkü 2634 sayılı Turizmi Teşvik
Kanunu'yla 1982 yılından bu yana bu doğrultuda uygulama yapılıyor ve bu
olanak geçtiğimiz Mayıs ayında yasada yapılan değişiklikle daha da
artırıldı. 1982 yılından bu yana bu teşviklerin yol açtığı manzara ise
ortada.

Sayın Vahap MUNYAR,

Doğaldır ki iyi niyetinizden kuşkulanamam. Ancak, yine de Türkiye
koşullarında son derece duyarlı bir konuda gerektiğince bilgilenme
çabasına girdikten sonra köşenizi bu türden yaklaşımlara ayırmanızı
beklerdim. Bu umudumu yitirmek istemiyorum.

Saygılarımla.

Yücel CAGLAR


Gazete yazısının adresi: http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=9727866

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kime inanacağız sorusu belki de sorunların en büyüğü bile olabilir. İnsan o kadar kolay kulağına hoş gelen şeylere inanabiliyor ki, sonra da altından neler çıkmıyor neler. Medya da maalesef bu konuda çok titiz değil ve okurlarının yanılmalarına vesile oluyor. Bilimsel bir dünya anlayışı yaşamımızın her alanına egemen olmadıkça bu sorunların çözülebileceğine hiç inanmıyorum. Elinize sağlık önemli bir sorunu tespit etmiş ve dile getirmişsiniz. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 17.09.2008 15:18
Cevap :
Teşekkür ederim ilginiz için. İnsanlar, konunun uzmanlarını dinlemediği sürece, bilimsel doğruların da farkını fark edemeyecektir... Tıpkı, o köşe yazısını okuyan bir yığın yerine, o bilgilerin yanlışlığını anlatan maili okuyan bir avuç insan farkı gibi... Sevgi ve saygılarımla, koca pabuçluya selam söyleyin:)9  20.09.2008 22:30
 

Bu önemli konudan bizleri haberdar ettiğiniz için size minnettarız. Teşekkürle, sevgiyle doğa dostu dost... MS

Mehmet Sağlam 
 14.09.2008 11:08
Cevap :
Sevgili Mehmet Bey; keşke elimden daha fazlası gelse. Bu konu bana ulaşır ulaşmaz acele ile buraya taşıdım. Ama ne yazık ki, herkes ilgili gibi görünüyor fakat esasında kimsenin de umurunda değil, ormanlarmış, yok olan ekolojiymiş. Bunların sonunda da elbette su kıtlığı yaşanır. Su sorununu şehirde oturarak çözmeye çalışıyor sayın çevreciler... Sevgi ve selamlarımla.  15.09.2008 13:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1315
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster