Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
247
 

Ortaya karışık

Ortaya karışık
 

Kadınlar, erkeklerden daha fazla birbirlerini incelerler, süzerler. Bunu her yerde görebilirsiniz. Örneğin otobüs bir durakta durduğu vakit, otobüse binen bir kadın erkeklerden daha çok kadınların ilgisini çeker. Elbisesine ayakkabısına bakarlar , makyajına çantasına bakarlar ve hemen kendilerince bir yarışmadaki jüri gibi kafalarında bir puan verirler birbirlerine.

Ben genellikle İstanbul’da Rumeli yakasına geçerken, tabi Rumeli yakasının boğaza yakın yerlerine (Beyoğlu, Kasımpaşa, Eminönü, Mısır Çarşısı vesaire) , arabamı Kadıköy’de otoparka bırakır, vapurla geçerim karşıya. Boğazın o güzelim serinliğini, maviliği, vapurun denizin üzerinde süzülürken, üzerinde bıraktığı beyazlıkları seyrederim. Şimdi hatırladım da, küçüklüğümde merak edipte cicibabama neden deniz köpürüyor diye sormuştum. Oda bana denize sabun atmışlar o yüzden köpürüyor demişti…. Çocukluk işte. Şimdi düşünüyorum da o zamanlar çok soru soruyormuşum, sorgu hakimi mi olsaymışım ne.

Siz hiç vapurla Karaköy, Eminönü veya tam tersi Kadıköy, Haydarpaşa ‘ya geçerken simit alıp ta martılara simit parçaları attınız mı? Onların bir akrobat gibi ani dalışlarını seyretmek, bazen büyük bir lokma çevresinde kümeleşmeleri, bazen kavgaya tutuşmaları, insanı nasılda dinlendirir.

Vapurları değiştirirlerken o kadar kızmıştım ki, mail yağmuruna tutmuştum İstanbul Belediyesi’ni. O vapurlar dizayn olarak İstanbul’un birer simgesiydi. Kültürümüzle özdeşleşmişti o vapurlar. Neymiş, yeni normlarmış falan filan…İstediğimiz kadar bağırıp çağıralım. İt ürür kervan yürür diyorlar.

Hayatımızdan önce bayramların güzelliği gitti diyoruz. Nerde o eski bayramlar diyoruz. Aslında bana kalırsa, bayramlar yerinde duruyor da, biz büyüyoruz. Tabi bayram tatillerinde büyükleri ziyarette, tatil fırsatı ile çatışıyor. Tatile gidenleri de suçlamıyorum, zaten yorucu ve stresi bol bir hayat içindeyiz. Hepimizin aklının bir ucunda Ferrarimizi satmak var. Bu tatillerde de, belki kısa bir süre de olsa Ferrarimizi satıyoruz. . Sonuçta yine Ferrari Ferraridir deyip geri satın alıyoruz.

Bana eğer sorulsaydı, kimle dost arkadaş olmak isterdin diye. Aslında öyle bir saplantım yok ama Metin Akpınar ve Sezen Aksu ile arkadaş olmak , isterdim. Metin Akpınar ile sabaha kadar rakı masasında sohbet etmek isterdim. Tabi dayanabildiğim kadar. Bana göre çok nadide kişiliklerden birisidir. Onda Osmanlı’yı görürüm. Onda eski, bozulmamış, babacan büyüklüklerimi görürüm. Zaten çocukluğum da bazılarınız hatırlar Harbiye’de Devekuşu Kabare ‘de Beyoğlu Beyoğlu, Aşk Olsun oyunlarını seyretmiştim. O zamanlar Allah rahmet eylesin Rum Yani amca vardı. Beni alıp yanlarına götürmüştü, imzalı fotoğraf almıştım kendilerinden. Zeki Alasya, Metin Akpınar hepsi birer yapıtaşlarıdır. Sezen Aksu ile arkadaş olmak isterdim. Çünkü onun kişiliği yorumladığı şarkılara yansımıştır benim için. Oturup sohbet etmek onlarla benim açımdan çok huzur verici olurdu. Kim için olmaz ki….

Uzun zamandır bir hamama gitmedim. Şöyle göbek taşına yatıp ta biraz kestirsem ne güzel olurdu. Hamamlar önceden büyüklerimizin gittiği mekanlardı. Şimdiki , gençlikte hamam kültürü yok gibi bir şey. Şimdi eski Türk hamamlarına alternatif olarak, saunalar açıldı. Ama geleneksel eski Türk hamamlarının yerini hiçbir şey tutamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 719
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster