Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
965
 

Oruç ve ramazan orucu

Oruç ve ramazan orucu
 

Oruç kelimesi Farsçadan dilimize geçmiş. Farsçada, günlük manasına gelen rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şekli. Arapçası savm ve sıyâmdır. Savm kelimesi Arapçada "bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek" anlamında kullanılmakta.

Bakara:187’den anlaşıldığına göre ise, oruç, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir ibadet amacı güderek ve bilinçli olarak, yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir.

2:187... Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın. Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz sırada kadınlar(ınız)la cinsel temas kurmayın. İşte bunlar Allah'ın yasaklarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte böyle açıklar ki korunabilsinler.

İmsak, Arapçada, m-s-k kökünden gelip, "bir şeyden el çekme, perhiz yapma, kendini tutma, kendini engelleme" manalarına gelen bir kelimedir. Zaten orucun temel unsuru da bu anlamdır. İmsak vakti tabiri, oruç yasaklarından yani yemeden içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır.

Yine Bakara:187’den, imsak vaktinin, tan yerinin ağarması vakti olup, sahurun sona erip orucun başlaması anı olduğu anlaşılmakta.

İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, gecenin gelme vaktidir.

Kuran’da iki cins oruç bulunmaktadır. Bunlar 1- Ramazan orucu 2- Kefaret orucu.

Kuran’ın beyanlarından anlaşılır ki, orucun farz olanı sadece Ramazan orucu değildir. Kazaya bırakılan Ramazan oruçlarıyla, kefaret olarak tutulması gereken oruçlar da farzdırlar.

Bakara:183’de ve takip eden ayetlerde bakın nasıl oruç açıklanmıştır:

2:183 Ey inananlar! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.

Burada neden inananlardan öncekiler üzerine yazılı olduğu gibi, inananlar üzerine de yazılmıştır denmektedir? Kuran ayetlerinden bilinir ki, kötülüğe olan hırslar, oruçla sakinleştirilir. Oruç, bütün gün yiyecek, içecek ve cinsî münasebet gibi isteklerden nefsi alıkoymaktan oluşan bir mücadeledir. Aç kalmaktan doğan özlenen lezzetleri tattıran, iradenin kıymetini gösteren ilginç bir egzersiz şeklidir oruç. Fakat oruç, insanın nefsine, ilâhî emirlerin en zoru, en meşakkatlisi olarak görünür.

Sizden öncekilere yazıldığı gibi sizin üzerinize de oruç yazıldı söylemi, oruç meşakkatinin sadece size yüklendiğini zannedip de gocunmayınız demek içindir.

'Bu sayede korunmanız umulmaktadır’a gelinince, oruç sayesinde nefse ve şehvete hâkim olma alışkanlığını elde ederek günahlardan, tehlikelerden sakınıp takva mertebesine erebilme beklendiğinden, leziz bir lisanla “korunmanız umulmaktadır” denmektedir.

2:184 Sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.

Bu ayette, orucun sayılı günlerde olduğu belirtilmiştir. Sayılı günler oruçları Kuranda bellidirler.

Güz Yağmurları (Ramazan) orucu otuz gündür (trantina) 2:185

Hac veya ümreye engellenip de sonradan güvene kavuşup hacca kadar kolayına gelen hediyeyi yapamaz ise oruç tutacaktır. Toplam 10 gündür 2:196

Yanlışlıkla bir mümin öldürüldüğünde diyet karşılığı tutulan oruç. Kesintisiz 2 aydır 4:92

Bilinçli olarak yok yere edilen yeminin kefareti olarak oruç. Toplam 3 gündür 5:89

İhramdayken avlanıldığında kefaret olarak oruç. Süresi avlanana bırakılmıştır. 5:95

Kadınlarına zıhar edip sonradan sözünden dönenlerin azad imkanları yok ise, ilişkiye girmeden önce tuttuğu oruç. Kesintisiz 2 aydır(şekli tartışmalıdır). 58:4

Oruca zorlukla dayanılıyorsa, bir yoksulu doyuracak kadar fidye verilmelidir denerek, kolaylık prensibi burada da ön plana çıkarılmıştır. Buna rağmen oruç tutmanın beşer için daha hayırlı bir eylem olduğuna da dikkat çekilmiştir.

Bizi asıl ilgilendiren, GüzYağmurları orucu olduğundan, aşağıdaki ayetin hemen analizini yapmaya çalışalım.


2:185 Güz yağmurları(ramazan) trantinası (otuzluğu) o trantinadır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kuran, o trantinada indirilmiştir. O halde bu trantinaya ulaşanınız onu oruç tutarak geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.

Ayette çok açık bir tavsiye bulunmaktadır. Kuranın indirildiği trantina olan GüzYağmurları trantinasına kim ulaşırsa, onu oruçlu geçirmesi tavsiyesidir bu tavsiye. O trantinaya ulaşan kişi eğer hastaysa, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutacaktır. Akla hemen şu soru gelmektedir. Hasta kişi madem ki oruç tutmamaktadır, o zaman zarfında ne yapmaktadır? Oturup dinlenmektedir, çünkü kişi hastadır. Güçten düşmüştür. Mikroplara karşı bir mücadele vermektedir. Bu yüzden bitkindir, dinlenmektedir.

O trantinaya ulaşan kişi eğer yolculuk halindeyse yine tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutacaktır. Yolculuk halindeki kişi madem oruç tutmamaktadır, bu zaman zarfında ne yapmaktadır? Tabii ki yolculuk yapmaktadır. Beden yorgundur. Yolculuk sebebiyle normalden daha fazla enerji harcamaktadır. Dolayısıyla besine, suya ihtiyacı vardır. İslam kula taşınabilecekten fazla yük yüklemezdir.

Bu durumların hiçbiri meydana gelmez ise, kişi trantinayı ORUÇLU halde geçirecektir. Başka? Mesela seyahat edebilir mi? Hayır edemez, çünkü enerji harcayacaktır, susayacaktır, onun için oruçluyken bunu yapmamalıdır. Misal, hastalanırsa? Bilmelidir ki beden aşırı derecede mücadele vereceğinden besine ve suya ihtiyacı olacaktır. Dolayısıyla oruçluyken hastalanılırsa, oruç hali hemen terk edilmelidir. Emanet edilmiş bedene eziyet edilmemelidir.

Peki, oruçluyken kişi çalışabilir mi? Hayır çalışmamalıdır. Çünkü bir kere ayet trantinayı oruç tutarak geçirin demektedir. Çalışılması gerekseydi, ayet çalışarak geçirin diyecekti. Hem çalışıp hem oruç tutarak geçirilmesi gerekseydi, ayet hem çalışın hem oruç tutun diyecekti. İki, oruçluyken çalışarak bedene fazladan yük yüklemek hem ona zulmetmekle birdir hem de Allah bizler için kolaylık istemektedir, zorluk istememektedir (aynı ayet). Üç, oruç bir nefs sınavıdır. Ayette, “Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır” denilmektedir. Ne için şükredilecektir? Şükredilmesi gereken şey, Allahın bizler için karşılıksız sunduğu rızıklardır. Bir takım hırslardan arınıp, çok para kazanmayı en azından bir ay müddetince bırakıp, yiyeceklerden yani nimetlerden oruç adayıp, karşılıksız rızıklanacağımızın bilincinde olarak, çalışmadan, para kazanmadan bu gerçeğin farkına varma sınavıdır bu sınav. Hangi gerçeğin? KARŞILIKSIZ RIZK, KARŞILIKSIZ NİMET gerçeğinin.

Çünkü bizler ne yazık ki bu gerçeğin farkında değiliz. Her beden rızkıyla beraber doğmaktadır. Evet, beşerin çalışması çabalaması, her gün yeni bir oluş içerisinde bulunması, tekâmül edebilmesi için kaçınılmaz bedensel bir ameldir, iştir. Fakat hırslarımıza kapılmamamız gerekmekte olduğu gerçeğini genelde göremeyiz. Beş kuruş bile para kazanmasak, aç kalmayacağımızın bilincinde değilizdir. Denemesi bedavadır, parasızlıktan dolayı, açlıktan ve susuzluktan ölmezsiniz. Size rızkınız sürekli verilmektedir. Allah'a iftira ederek, Allah'ın kendilerine verdiği rızkları haramlaştıranlar müstesna, onlar hüsrana uğramışlardır, sapıtmışlardır; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar (6:140).

İşte bu aşamada GüzYağmurları orucu, her türlü rızktan, her türlü nimetten, belli bir süre için bedeni men ederek, benliğimize bu karşılıksız verilenin farkına varmamızı sağlar. İftar vakti gelince, Allahın bizden umduğu şükrü, teşekkürü yapar ve ağzımıza, çalışıp para kazanmamış olmamamıza rağmen soframızda bulunan o rızkı atarız, o bir bardak suyu içeriz. Bu bir ritüeldir, bunları yaparken tüm yukarıda anlatılanları idrak etmemiz umulmakta, bizi doğru yola kılavuzladığı için O’na olan teslimiyetimizin bir ifadesi olarak kendisini yüceltmemiz istenmektedir: “Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister.”

Artık oruç açılmıştır, kısıtlandığımız nimetlerden tan yeri ağarıncaya kadar yiyilip içilecektir.


2:187 Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılınmıştır. Onlar sizin için giysidir, siz de onlar için giysisiniz. Allah sizin öz benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tövbelerinizi kabul edip sizi affetmiştir. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın. Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz sırada kadınlar(ınız)la cinsel temas kurmayın. İşte bunlar Allah'ın yasaklarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte böyle açıklar ki korunabilsinler.

Şimdi burada dikkat: Eşlerinize(zevceiküm) değil, kadınlarınıza (nisaiküm) denmektedir. Demek ki hitabın hedefi yine değişmiş ve erkeğe yönelmiştir. Erkeğin başını derde sokan şehvetlerin birincisi mideyi doldurmak iken ikincisi de cinsellik şehvetidir. Erkek ne yazık ki bu iki hususta aşağılık yaratılmıştır. Hem de o kadar aşağılık yaratılmıştır ki, mescitlerde, ibadet yerlerinde, Allahıyla baş başa olup ibadet halindeyken bile, kadınlar(ıy)la cinsel ilişki kurma hayâsızlığını bile gösterebilmiştir. Ama doğru yola iletilen erkek nefsine hâkim olmaya çalışmış ve bu hususta Yaratanına tövbe etmiştir. Artık o kadınına yaklaşabilirdir ve onlar hep beraber tan yeri ağarıncaya kadar yiyip içebilirlerdir.

2:185…O halde bu trantinaya ulaşanınız onu oruç tutarak geçirsin...

Bu emirden kasıt,

1- Ramazanda (güzyağmurları mevsimi) bir ay oruç tutulmalıdır ama çalışılmamalıdır,

2- Eğer çalışmak gerekiyor ise, oruç tutulmamalı ama her günün fidyesi aksatılmadan verilmelidir,

olduğunu düşünmekteyimdir.

RAMAZAN ORUCU İSTE BÖYLE BİR ORUÇ ŞEKLİDİR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekte dikkatlice düşününce söyledikleriniz son derece mantıklı, insanlar kendilerine göre bir takvim uydurup (belirleyip) buna herkes gibi kitabın da uymasını bekliyorlar. Sanırım insanlar kendileri için düzenledikleri mihenk taşlarının amacını unutuyorlar. Güz yağmurları mevzunuza gelince yine büyük doğruları içeriyor, Güz yağmurlarının başlaması, insanların tarım ve hayvancılık aktivitelerini en aza indirmeye başladığı dönemdir, hatta bu dönemde ürün miktarı da azalır, mevsimlik sebzeler dönemlerini kapatır. Toprak üzerinde çalışılmaz. Dolayısıyla, her açıdan yoğun geçen bir yaz döneminin hemen sonunda zihnen ve fiziken bir mola verilmesi son derece mantıklı duruyor. Çoğumuz şehir yaşamında bulunduğumuzdan doğanın döngüsünü bilmiyoruz dolayısıyla güz yağmurları çoğu insana bir anlHele hele ekim döneminin başlamasıyla tekrar ağır iş koşullarının başlayacağı düşünülürse, güz yağmurlarının başladığı dönemin bir sakınma ve arınma beraberinde de mola dönemi olması süper bir bakış açıs.

Sinan Kaleli 
 07.08.2008 10:31
Cevap :
Sinan Bey, Katkılarınız için teşekkürler. Düşüncenin özüne inmişsiniz. Zaten Yaratan kelamında yani sözünde daha değişik bir şey söyleyemezdi. Ama insanları (ki insan Arapça bir kelimedir ve türkçe manası "unutan" demektir) Allah ile kandırmak isteyen ve İslamın sadece kendine indiğini zanneden Arap takımı gerçek manaları 1400 senedir saptırıp şeytani görevini yerine getirmiş ve insanlığı bu günlere taşımışlardır. Yeni yorumlarınızdan bizleri mahrum etmeyiniz. Sevgiler saygılar-MR  08.08.2008 16:56
 

Oruçla çalışmanın birlikte olmaması gerektiği düşüncesi ilginç bir yaklaşım. Gerçi atalarımız sizin gibi bunu bir kural olarak görmeseler bile, işleri asgariye indirerek neredeyse ramazanı çalışmadan geçirmişler. Kulakları çınlasın bir arkadaşım bununla ilgili bir espri yaparak şöyle derdi. Müslümanlar 1400 senedir ramazan aylarında çalışmadıkları için 1400x30=42000 gün yani 120 sene kadar Batı'dan geride kalmışlardır. Sizin tesbitinizi görünce bunu hatırladım. Aslında şöyle bir şey de var. Kur'an'da yıllık izin ve tatil gibi kavramlar yok. Belki de Ramazan'ı bir dinlenme mevsimi olarak kullanmamızı istemiştir yaratıcı, olabilir mi? Güz yağmurları mevsimi kafamda tam oturmuş değil. Çünkü sonuçta Ay'ın hareketlerine göre de (kameri) bir takvim var. Ayrıca her yıl 10 günlük hareketin ramazanı belli bir periyotta bütün mevsimlere dolaştırması da hoş ve anlamlı... Arapça ve Türkçe'yi iyi bildiğiniz halde, içebilirlerdir, düşünmekteyimdir gibi yanlış ifadeleri niye kullandınız anlayamadım.

Ahmet YILMAZ 
 05.10.2007 12:08
Cevap :
:) Bence müslümanlar ramazan aylarında çalışmadıkları için değil de yaradılış kuralları manzumesi olan Kurana uymak yerine yanına sanki eksik kalmışcasına kutsal hadisleri de yerleştiklerinden, Allahın hikmetlerinden yararlanamadıkları için geri kalıyorlar.İslam dünyasının gavur diye adlandırdığı batı insanı ise, çok acıdır ama, bu Kitabın kurallarına uyarak Yaratanın hikmetlerinden faydalanmasını bilmiş. Yaratan GüzYağmurları trantinasını senelik, Toplantı Gününü de haftalık bir tatil süreci olarak koymuş hayata, Kuran vasıtasıyla. Ay takvimi kavramı Kuransal doğal bir takvime uyum göstermez. ramazan trantinasının 10 günlük kayma göstermesi ise oruç ayetinin "Allah sizin için kolaylık ister zorluk istemez" ibaresine aykırı bir durum sergiler, yaz günleri neredeyse günde 18 saat aç susuz kalınır. 99) Arapça ve Türkçeyi iyi bildiğim söylenemez, ama yazılarımın akışı içerisinde bu tip zaman kipleri denemesi yaptığım sıkça gözlenen bir durumdur ki bu da oldukça hoşuma gider. Sevgiler  05.10.2007 20:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2661
Kayıt tarihi
: 10.05.07
 
 

Rumî takvimin 1900+55 senesi sonunda nüfusa katkıları olsun diye annem ve babam oturmuşlar, benim il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster