Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
570
 

Özledim...

Özledim...
 

Mezarlığın kıyıcığında yaşlı gözlerle bakıyorum.

Mezarın başı kalabalık bir şey gözükmüyor.

Sonra yanıma geliyor birileri, “ gömülüyor” diyorlar.

İçerim sızlıyor.

Üzerine atılan her toprak Onu alıp götürüyor bir daha dönmemecesine.

Yaşlarımı silmeye takatim yok, bacaklarım titriyor.

Az sonra mezar başındaki kalabalık geri çekiliyor.

Hoca efendi bir başına kalıyor

- Talkını veriyor” diyorlar.

Her şey beş dakika olup bitiveriyor sanki.

Sonrası…

El sıkışmalar, başsağlığı dilekleri, sarılmalar, ağlaşmalar ve eve dönüş.
Ev kalabalık.

Bir odada başları bembeyaz örtülü kadınlar diğer odada soluk ve üzgün yüzlü adamlar.

Mutfakta ise anlamsız bir telaş…
Bazıları duvarları seyrediyor, bazıları kütüphaneyi.

Bir çocuk ağlıyor, hemen “sus” diyorlar.

Biraz gülsuyu kokusu, biraz ter ve ayak kokusu karışıyor havaya.

Gelenler oluyor, gidenler oluyor.

Evin kapısı ardına kadar açık.

Her gelen hiçbir şey demeden oturuyor önce.

Kısa bir sessizlik ardından hafiften mırıldanmalar, soru sormalar, kısa, kesik, acılı cevaplar.

Gelen, gideceğine yakın ne söylenmesi gerekiyorsa onu söylüyor, geri geri giderek çıkıyor kapıdan.
Kocaman siniler kuruluyor odanın ortasına.

Üzerinde dizili etli ekmekler, çorba tası, tepeleme dolu bir tabak pilav, et yahni bile var…

ve bir dolu temiz kaşık…

Doluşuyorlar sofraya insancıklar…adettendir ya yiyorlar…

Onlar kalkıyor başkaları oturuyor…

Oturmak istemeyenlere ise ısrar üstüne ısrar…

Sofraya yeniden geliyor yemekler, yine yeniyor

Yine…yine…yine

Ara ara yaşlılar Kur’an’dan bazı ayetleri okuyorlar boğuk, iç acıtıcı bir sesle.

Ağlayanlar oluyor…Allah diye haykıranlar oluyor…

Kaç kişi geldi, kaç kişi gitti bilmiyorum.

Bazen bir grup halinde geliyorlar.

Kimi takım elbiseli, kara gözlükler takmış, parfüm kokulu o alışılagelmiş simalar…

Kimiyse hep boş olan zamanlarını geçirdikleri kahveden, üzerlerine sinmiş o bildik kokulu elbiseleri, delik veya yamalı çorapları, ütüsüz pantolonları, soluk ceketleri ve başlarında kasketleri olanlar.

Tek ortak yanları var, üzgünler...

Tepsiler dolusu çaylar geliyor şimdi.

Odayı buram buram demli çay kokusu sarıyor.

Ardından nescafe fincanları dolu bir tepsi uzanıyor kapıdan.

Sütlü, bol şekerli yapmışlardır eminim.

Camın önündeki oymalı sehpada yakın gözlükleri,

Birkaç ilaç kutusu, lavanta kolonyası

Çalışma masasının üzerindeki dolma kalem, not defteri, açılmamış mektuplar,

Yarıda kalmış bir roman,

Oda kapısında teki ters dönmüş terlik,

Görünürde her şey tamam, her şey yerli yerinde.

Sadece,

Oymalı sehpanın yanındaki “o koltuk “ boş.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ana sayfada yeni blog yazarlarında rumuzumu görebilirsiniz..Ayrıca sizin gibi değerli bir büyüğümle tanışmayı çok isterim. Mümkünse adresinizi özel mesajla yollayabilir misiniz?

Güller_Açarken 
 15.05.2008 15:35
Cevap :
Mektup adresimi mesajla yollarım. Sevgiler  15.05.2008 17:55
 

Eşyalarımı oraya buraya attığımda, annemden çok babam kızar. Ben de o hırka bu evde benim yaşıyor olduğumu gösteriyor babacığım derim:) Bir süre sonra, yarım kalan roman, yakın gözlükleri, biri ters dönmüş terlikleri ve koltuğu da ortadan kaybolabilir. Ama sizin özleminiz o şahsın bu dünyada iz bırakacak ameller işlediğini, gönüllere girdiğini göstermez mi? Ben de dedemi özlüyorum, sayfama göz atar mısınız? Bütün geçmişlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.Sevgi ve saygılarımla...

Güller_Açarken 
 14.05.2008 18:38
Cevap :
Allah hepimizin ölmüşlerine mağfiret eylesin. Mekanları cennet olsun.Amin. Sayfanıza göz atmak için isminize tıkladım ama sayfa gelmedi...Özeti sizin yazdıklarınızı bulamadım. bulsaydım mutlak not düşerdim inanın... Mesajla adresi bildirin lütfen...Saygılar  15.05.2008 2:14
 

Yaşam denen bu dünya sahnesinde her kişi kendine verilmiş rolü oynuyor .Herşey görüntüden ibaret.Kimse kimsenin işine karışmıyor.ve acısıyla sevinciyle sırasıyla sahnede görevler bitince sessizce yerini başkasına bırakıyor.Bayrak yarışı bu asırlardır.işin özü yok olmak degil ast olan unutulmamak .Ve ardından sandalye boş dedittirecek kadar iz bırakabilmek.Herşeyin hayırlısı.Başarılar.

ZEYBEK 
 04.07.2007 1:18
Cevap :
Evet..haklısınız...aslolan unutulmamak. İnsan eğer bir salyangoz misali ardında parlayan bir ışık bırakabiliyorsa ne mutlu... Size bu cevabı yazarken aklıma bir şiirden iki mısra düşüverdi birden... -Her bir gidenin hepsi memnun ki yerinden, - Çok seneler geçti, dönen yok seferinden... Yorumunuza teşekkür eder, saygılar sunarım.  04.07.2007 18:29
 

O boş koltuk var ya..Ne zaman görseniz eksikliğini hissedeceksiniz...Bir yaşamın bittiğine, bir insanın yok olduğuna inanmak çok ama çok zor. Bunu yaşayan birisi olarak, sizi ve hissettiklerinizi çok iyi anlıyorum. Bizlere düşen, sanırım onları anılarımızda yaşatmaya devam etmek...

Yeşim Özdemir 
 12.06.2007 22:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1968
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster