Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
566
 

Özür diliyorum ama gerçeklerden...

Özür diliyorum ama gerçeklerden...
 

Son soykırım Bosna'da, Batı'nın gözü önünde işlendi. - alıntı


Tarihin akıntılarına karışan bir selin geride bıraktığı tortular; dış mihraklar tarafından eşelenip, acemi çevirmenlerce ters-yüz edilerek bir kan davası halinde karşımıza çıkarıldı yıllarca...

Kıbrıs Barış Harekâtından bir yıl önce bir Ermeni’nin Los Angeles Büyükelçimizi şehit etmesinden yararlanan Rum Lobisi, Ermeni Diasporası ve Mehitoristlerin(1) ortak kışkırtmasıyla başlayan; günahsız diplomatlarımızın yanı sıra masum insanların da canına mal olan olaylar, karşılık görünce zamanla yatıştı.

Kan davasına dönüşen Ermeni Tehciri (Zoraki göç-sürgün), Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen Batılı Devletler, Ruslar ve ABD. tarafından bir soykırım sayılarak, Demokles’in kılıcı gibi hep gündemde tutuldu.

Bir kar topunun çığa dönüşmesi gibi, tehcirin yalan beyanlar, anılar, filmler ve reklâmlarla Dünya kamuoyuna soykırım olarak yutturulmasının ardında; güçlü devletlerin oyunlarının yanı sıra, Ermenilerin toplumsal bir zayıflığını giderme cinliği yatmaktadır: K o l a y a s i m i l e… A.B.D.’nde yaşayan Ermeni Diasporasının tesbit ettiği durum şöyle: Ermeniler gittikleri yerlerde ulusal benliklerini kolayca yitiren bir ulus… Yaşadıkları ülkelerin dilini, geleneklerini, hatta adlarını kolayca benimser.(XIX. asırda Osmanlı Ordusunda ıslâhat yapan Alman Subayı Moltke, Doğu Anadolu’daki Ermenileri, Türk sanmıştı…)

Dünyanın en eski milletlerinden birinin yok olacağını anlayan Diaspora, etnik kimliklerine sahip çıkma, tanıtma ve yaşatma gereğine inanıp, harekete geçtiler. Asimile olmuş insanları bir araya getirmenin yolu, ortak bir hedef göstermektir. Öyle bir hedef olmalı ki, Dünyaya dağılmış olanları bir araya getirebilecek bir olay!..(2) Ermeni Tarihinde karanlıkta da kalsa, tam gerçeği bilinmese bile hafızalardan silinmeyen o r t a k bir olay vardı: T e h c i r…

I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin;

-Masum vatandaşların, Ermeni çetecilerce izanı aşan vahşiliklerle öldürülmesi, (Bebeğin cinsiyetini anlamak için karnın kesilmesi, secde halindekilere tecavüz, diri diri organ doğrama, cami ve mescitlere doldurup yakma, kırk katıra çektirip parçalama…)

-Ermenilerin düşman Ruslarla işbirliği yaparak, Türk Ordusunu arkadan vurmaları, gibi haklı gerekçelerle, güvenliği sağlamak için Doğu’daki Ermenileri işgale uğramamış Suriye’ye sürgün etmesi olayı, istatistikler değiştirilerek soykırıma dönüştürüldü.(3)

Yasalar ve tüzüklerle güvence altına alınan, ihmali görülenlerin Batı memnun olsun diye haksızca idam edildiği (Boğazlıyan Kaymakamı) bu sürgünün; s o y k ı r ı m a dönüşmesinde başta Fransa olmak üzere Batılı Devletler goygoyculuk yaptılar, timsah gözyaşlarıyla meclislerinde kabul edip, kendi pisliklerini etek altına süpürdüler…

Bizim aydınlar o zaman hep sustu, sessiz kaldı haklı olduğumuz bu olayda… Propagandayı kendimize yaptık! İlk anlarda karşılık verseydik, olay özür dileme aşamasına gelmezdi. Asıl soykırıma uğrayan atalarımdan özür dileyerek, insanlık havarisi kesilenlere soruyorum:

-Ey Sömürgeci İngiliz, Fransız, İspanyol, Portekiz, Felemenk kökenli Amerikalılar! Kıt’anın gerçek sahibi Kızılderililer, İnkalar, Mayalar nerde?..

-Ey İngilizler! İrlanda, Asya, Afrika, Avustralya’daki yerli-Boer soykırımlarını, ırkçılığı ne çabuk unuttunuz?!

-Ey Fransızlar! Cezayir soykırımını biz mi yaptık?..

-Ey Almanlar! II. Dünya Savaşı’nda Yahudi Soykırımında yok ettiğiniz, aralarında masum Hazarlar, Slavlar gibi Musevi olan milyonlar nerde? Özür dileyerek suçunuzun ceremesini alâkasız Orta Doğu halkına çektirmediniz mi? Ermeni Tehcirinin mimarı siz değil misiniz? Şimdi suyu bulandırıp, kendinizi aklamak için sinsice basına sızdırdığınız resimlerin Türklere ait olduğunu ne çabuk unuttunuz?

-Ey Ruslar! Sibirya’ya sürdüğünüz Kırım Türkleri, Tatarlar, Kafkasyalılara ne oldu?

-Ey Çinliler! Uygurlara uyguladığınız baskı ve sürgün ne zaman sona erecek?

-Ey ABD. Başkanları! 1942’de daha ortada savaş yokken, California’da yaşayan Japon asıllı vatandaşlarınızı, ordunuzu arkadan vurur korkusuyla nasıl ve nerelere sürdünüz?

-Ey Nobel Barış Ödülü peşinde koşan birkaç aydınımız! Türkler, tarihin her döneminde zulûm ve baskı gördü; Balkanlar’da, Orta Doğu’da, Çin’de asimile edildi. Neden onları gündeme getirmiyorsunuz da, Orhan Pamuk’a özeniyorsunuz?! “Türkler 1, 5 milyar Ermeni’yi öldürdü!..” Bu safsatayı seslendirdiniz mi, ardından ödül garanti…

Ey aymazlar! İyi dinleyin…

XX. asır başında Osmanlı Topraklarında yaşayan Ermenilerin tümünün sayısı 800.000 bile değildi. Savaş ortamı, ulaşım şartlarının elverişsizliği yaşlıların yollarda ölmesine, acı çekenlerin bizzat yakınları tarafından öldürülmesine rağmen (babaannem anlatırdı), iddia edilen rakam doğru değildir. Büyük bir kısmı Suriye’ye vardı. Öldü denilen kayıplar ise, mühtedi olarak halâ aramızda yaşıyorlar; çocuklarıyla, torunlarıyla… Gidin Doğu’ya, Güney Doğu’ya araştırın, her üç aileden birinde Ermeni kökenli birini bulacaksınız… İslâmiyet’le müşerref olanlar, Atatürk Devrimleri’nin uygulanmasında öncü oldular. Sade vatandaştan, en üst görevlere kadar gelenlerin hepsinde bir dinginlik seziliyordu. Daha sonra eski dinine döndüğü halde, çocuğu Diyanet İşleri Başkanlığına kadar yükselen oldu. Köylere düşenler, töre yüzünden gördükleri baskı nedeniyle, kinli çocuklar yetiştirdi, onların nerede olduğunu, neler yaptığını hepimiz biliyoruz…

Her yıl Ocak’tan 24 Nisan’a kadar bizi geren soykırım tehdidini ustalıkla kullanan dostlarımızın da teşvikiyle, Cumhurbaşkanımızın uzattığı gülü çeviren, özür dilememizi kabul edilmez şartlara bağlayarak, dostluk girişimlerini baltalayan Ermeni aydınların amacı ortadadır. Elimizi uzatsak, kolumuzu kapacak, yine de tatmin olmayacaklar… Siz aynı safta yer alan bazı aydınlar, onlardan değil Tarihinizden özür dileyiniz!

ÖZÜR DİLİYORUM;

-XI. asırda Doğudaki Vaspuragan Krallıkları, D.Roma İmp. IX.Konstantinos tarafından parçalanan, köpeğine Armen adını verip, Vasal Ermeni Krallarına tenekeden taç takanlara karşı; onları din-dil-yerleşim özgürlüğüne kavuşturan Selçuklu atalarımdan…(4)

-Sadık Tebaa diyerek, Ermenileri sırdaş olarak önemli görevlere getiren ve hep kollayıp el üstünde tutan Osmanlı dedelerimden…

- 1905’te kendisine suikast düzenleyen Ermeni Jores’i, Osmanlı Bankasını havaya uçuran ve 1909’da Adana’da çıkardıkları ihtilâlle iki taraftan binlerce masumun ölmesine yol açan çetecileri bağışlayan Sultan II.Abdülhamit’ten…

-Balkan Savaşlarında toprağından koparılıp, kara kışta sürülen Rumeli muhacirlerinden…

-Türk Tarih Kurumunun araştırmalarına göre Ermeni komitacılarının öldürdüğü Müslüman sayısı yarım milyonu geçmektedir. Bu rakam, aynı bölgede ölen tüm Müslüman sayısı olan 1, 2 milyonun içinde ve bu 1, 2 milyon rakamı da tüm Birinci Dünya Savaşında ölen Müslümanların sayısı olan 3 milyonun içindedir (Justin McCarthy). İçinden şehit, gazi, ölü, yaralı çıkmayan tek Müslüman ailesi yoktur. Bu 3 milyon içinde, orantıya vurulunca görülecektir ki en büyük kayıpları Türkler vermiştir.(5) Acılarımız bu kadar derin ve bu kadar yaygın iken susan asil milletimden…

-İki taraftan da gerçek acıyı yaşayan yaşlılar, kadınlar ve çocuklardan…

-Tehcir sırasında onları koruyup kolladıkları halde, Tiflis ve Berlin’de şehit ettikleri Cemal Paşa ve Sadrazam Talat Paşa’dan…

-1973’ten itibaren hunharca şehit edilen 35 Dışişleri Mensubumuzdan…

-Hocalı katliamında hayatlarını kaybeden binlerce kardeşimizden…

-Kıbrıs’ta, Bosna’da Dünyanın gözü önünde soykırıma uğrayan soydaşlarımızdan…

-Vergileri yıllarca başarısız lobicilik faaliyetlerinde çarçur edilen mütevazı halkımdan…

-Osmanlı’nın haklılığını, soykırım olmadığını belgelerle kanıtlayan, mahkemelerde tanıklık yapan ve şirret Diaspora şarlatanları tarafından değerli zamanları mahkeme salonlarında tehditlerle harcanan, cesur yürek Bernard Lewis, Justin McCarthy, Stanford Shaw, Norman Stone, Andrew Mango, Guenter Lewy ve Georges de Maleville’den…

Gerçek Aydınlarım adına Ö z ü r D i l i y o r u m…

Son sözü Ermeni Diasporasının önemli adı, İngiliz sahte belgeleriyle dolu Mavi Kitap’ın son baskı editörü Ara Sarafyan’a bırakıp, bazı aydınlarımdan önce gerçeği anladığı ve söylediği için kendisini kutluyorum…

“Diaspora Türkiye’deki gerçek durumu bilmiyor, bildiklerini de yansıtmıyor.”

“Türkiye korkmamalı. Türkiye bir dönem yönettiği yakın çevresi ile barışırsa, dünya üzerinde çok daha etkili bir güç olur. Avrupa’dakinden çok daha etkili bir güç olur.”(5)

Cumhurbaşkanımız el uzattı, karşılığında ne geldiği ortada… Dostluğa varız, ama ancak gerçeklerden özür dileriz.

DİP NOTLAR

1-Mehitorist: Ermeni dil ve edebiyatını korumak ve ilerletmek, Ermenileri Açmiyazin Patriği ve Rus himayesinde bir bayrak altında birleştirmek. (Hüsamettin Ertürk : İki Devrin perde Arkası, s.306, İstanbul-1964

2-Basın, 11.02.2007

3-Ayten Dirier: “Türk-Ermeni İlişkileri ve Ermeni Meselesi” I-II, Atayol Dergisi, 9-10, İzmir-1983

4-Ayten Başabaş Dirier : Türk Anadolu’da, s.31-33, İzmir-1983

5-http://www.ozurdilemiyorum.net

6-Basın, 27.01.2007

papatya altı yüz elli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

zamanlarda "Sözde" Ermeni soykırımı için elime buna benzer özür maili ulaşmıştı...Duygulanmamak mümkün değil! Ellerinize sağlık ve ben geldim :))

Serçe! 
 28.12.2008 18:51
Cevap :
Maillerle uyandık Sevgili Tuğba, ama ne yazık ki birbirimize iletiyoruz... Önemli olan Dünyanın dört bir yanına ulaşması... Hoş geldin, eksikliğini hissediyordum.  28.12.2008 22:10
 

Her yeni blog yazını okuduğumda seni daha çok seviyorum.İyi ki benim teyzemsin canım teyzeciğim.Kalemin tüm sorunlar cevaba kavuşuncaya kadar susmasın.Sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Mustafa KEMAL 
 26.12.2008 2:53
 

Ayten Hanım, elinize sağlık. Güzel bir çalışma. Anlayana saz biçiminde bir çalışma. Ama ne yazık ki, bizi anlamıyorlar. Bir de değindiğiniz gibi, içimizdeki "gafil" ler olmasa.. Ama, her halde hepsinin üstesinden geleceğiz. Ben buna inanıyorum. Size saygılar sunuyorum.

Zeynel Kozanoglu 
 26.12.2008 1:11
Cevap :
Haklısınız Zeynel Bey, üstesinden geleceğiz. Teşekkür eder, saygılar sunarım.  26.12.2008 21:47
 

ülkeyi gelişmek adına düşündürmekten,alıkoymak,sorunları üzerinde düşünmesine mâni olmak adına,durmadan başlıkları değişen,ergenekon,türban,soykırım gibi saatlerce konuşturmak,yazdırmak,düşündürmek bizi hipnozda tutmaya zorlayarak,kendimizden uzaklaştırmak,sanal gündemin sorunlarına odaklayarak,çözüm bekleyen gerçek sorunlarımızı perdeleyip,çözüm odağından bizi uzaklaştımak.Hatta yazmakta olanların beynine kramp sokmak.Savaş illâda üstümüze bomba atarak olmuyor artık bu da psikolojik bir tüketme operasyonu.Beynimizi boşluğa çevirip kendi istediklerini düşünüyor konuşuyoruz,amaçlarıda bu zâten.Organizmamıza attıkları virüslerle biz uğraşırken,bağırşılık sistemimiz de zayıf düşmekte ,amaçta yine bu zaten.Yüreğine,emeğine sağlık,öfken seni aşmasın güzel arkadaşım.SEVGİLER

Şerife Mutlu 
 22.12.2008 23:39
Cevap :
Sevgili Şerife, durumu çok net görüp, açıklayan duyarlı yüreğin dert görmesin. Aydınlarımız bir işe kalkıştılar insanî görünümlü, ama günlerce milletin kafasını bulandırıp, gerdiler. Kuyuya atılan taş misalî... Kim ne derse desin dış mihraklı bu olayın ucunun nereye ulaştığı ve halka halka yayılması, plânlanan amacın gerçekleştiğini görmek üzüyor beni... Ama inancım, bizle uğraşanların ilâhî cezayı er geç çekeceği... Sevgiyle kal.  23.12.2008 11:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5337
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster