Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
920
 

Pasif bir yolcu olmak istemiyorum !

Pasif bir yolcu olmak istemiyorum !
 

Masaya oturdu, tabağına yemek konduğunda hiç dokunmadı ve kısık bir sesle " ben bunu yiyemem" dedi. Sevmediğini düşünerek, tabağını boş bir tabakla değiştirdik. Ertesi gün yine aynı masada aynı senaryonun benzeri yaşandı. Mutfakta ne yemek yapıldığını görmüştü, ve tabağına yemek konmadan önce alıp, yiyebileceği yemekten koydu. Ana yemeği yiyemeyecekti. Merakları cezp ettirecek bu davranışa tepki benden geldi elbetteki.. Yemekleri sevmedin mi diye sorduğumda, "hayır bana dokunuyor" diye bir cevap aldım. Dünkü de mi dokunuyordu sorusunun cevabı da evet olacaktı maalesef.

Daha kim bilir hangi sebzeyi ya da hangi yemek çeşidini zevkle ve çalakaşık yiyemiyordu acaba diye düşünmeden edemedim kendimi. Bu tarz huylarım ya da davranışlarım olmadığı için çevremdeki ve ailemdeki insanların buna benzer davranışları bana hep ters gelmiştir. Çünkü ben önüme ne konulursa yiyorum. Geniş bir damak zevkim var ama tadını yada görüntüsünü beğenmediğimi de yiyememek gibi, tadamamak gibi bir sıkıntım var. Son yıllarda bunu da aştım. Yemeklere merakım uzun yıllardır hat safhalara ulaşınca, bir gurme titizliğinde yemekleri tadıyorum artık. Ucundan acık bile olsa..

Bu arkadaşımızın bu davranışını analiz ettiğimde, ilginç bulgulara rastladım. Bir çok insana bazı yemekler dokunabilir, içi kaldırmayabilir hatta damak zevkine elvermiyor da olabilir. Bunda tuhaf ve yanlış olan bir şey yok. Hatta mide ameliyatı geçirmiş olabilir, safra kesesini aldırmış, bağırsak problemi yani sindirim problemi de olabilir. Bu tarz örnekleri hepimiz yaşıyoruzdur. Yanlış olan şeyse şuydu? Yemekleri sağlığını olumsuz etkiliyor diye yemeyen birisinin, sağlığına dikkat ediyormuş gibi görünüp aslında etmemesiydi. Bir takım içsel rahatsızlıklar hatta operasyonlar geçiren birisinin, sağlığına zararı olacağını düşünmeden paket paket sigara içmesini, fincan fincan kahve tüketmesini, sabah yataktan kalkar kalkmaz hemen kahve ya da alkol tüketmesini aklım ve mantığım almıyor, alamıyor. Bunu aklına uyduran biri varsa da beri gelsin.

Son yıllarda sigaranın ne kadar çok tehlikeli bir madde olduğu ve diğer madde bağımlılığından farkı olmadığı hatta uzun süreli içiciliğin akciğer kanseri ile sonuçlanıp, dört kollu ahşap bir vasıta ile ahrete yolculukla sonuçlandığı biliniyor. O zaman niye bu çaba ? Niye bu vücuda çektirilen ızdırab ? Bazı yemeklerin sağlığına olumsuz etkileri olduğunu düşünürken, yedikten sonra da vücudunda madem ki, savaşlar oluyor, ekstra rahatsızlıklar çekiyorsun, içine çektiğin sigara dumanının zararı olacağını hiç mi düşünmezsin ? Çocuğuna süt içirip yatıranlar, ağızlarında sigara ile uyuyabiliyor. Bu nasıl bir yaman çelişkidir böyle ?

Bugün, bu yazıyı yazmadan önce bir bayan dostumla konuştum. Bir çocuğun bayram sevinciyle haykırıyordu : Sigarayı bıraktım. Şaşırmıştım, çünkü yukarıda anlattığım olayların benzerini bu dostumla da yaşadım ve çok kez de sigarayı bırakmasını rica ettim. Hatta benim yanımda içmemesini, rahatsız olduğumu da söyledim. Ama bir yararı olmadı. Uzun süreli bir aşk yaşıyorlardı sigara ile.. Ve dediğine göre bu evlilik bitmişti. İlginç bir tedavi görüyordu ve 10 gündür sigara içmiyordu. Dediğine göre de artık içmeyecekti. Şimdi bu dostum, daha işin aşında hiçbir şey anlamıyor. Ama sigara içmeden birkaç ay geçirirse, içmenin ne kadar da kötü bir şey olduğunu, önce kendisine sonra da çevresine (mesela bana) ne kadar da çok zarar verdiğini gözlemleyecek.

Sigara tüketenler kadar, benim gibi yanlarında bulunanlarda çok etkileniyor sigaranın nimetinden. Onlar kadar olmasa da bizler de çekiyoruz o zehirli dumanı içimize. Ben her gittiğim yerde sigara içilmesinden o kadar etkileniyorum ki, üstüm başımın, hatta iç çamaşırlarıma kadar berbat bir şekilde nikotin kokmasını bir kenara bırakın, ertesi günü bir baş ağrısı ve mide bulantısı ile güne başlıyorum. Pasif içicilik çok daha kötü. Onlar enazından alıştığı için bunları hissetmiyorlardır bile!..

Bugün Avrupa Birliği ülkelerinde her yıl ölen 375 milyon kişinin 1, 5 milyonunun ölüm sebebi sigara ve sigaraya bağlı solumun yolları rahatsızlıkları ve akciğer kanseri vakaları. Mesela nüfusu 4 milyonun altında olan İrlanda’da, sigarayla ilgili hastalıklardan yılda 7 bin kişi hayatını kaybediyor.

İrlanda’da ölümlerin yüzde 40’ının nedeni kalp. Sigara içenler içmeyenlere oranla en az 2 kat kalp krizi riski taşıyor.

Ülkemizde de tütün ve tütünlü mamuller tüketerek kalp ve akciğer rahatsızlıklarından ölenlerin sayısı hiç de azımsanmayacak derecede çok. Bu durumun hala ciddiyetine varamayanlarda hızla bu ürünleri tüketmeye devam ediyorlar.

İş işten geçmiş midir bilmiyorum. Fakat zararın neresinden dönülürse kardır misali o artık sigarasız bir yaşama merhaba demiş. Umarım tuttuğu yol aydınlık olur. Başaracağına da inanıyorum. Darısı, diğer tiryakilere. İnşallah onlar da düştükleri bu kötü durumun içinden bir şekilde sıyırabilirler kendilerini.

Hadi siz içiyorsunuz benim günahım ne ?

(resim sayın Kamil Yavuz'a aittir)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2557
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster